1-33-Kur’ân-ı kerîmi felsefecilere göre tefsîr câiz değildir


33 — ÜÇÜNCÜ CİLD, 101. ci MEKTÛB

Bu mektûb şeyh Abdüllaha yazılmışdır. Kur’ân-ı kerîmin âyetlerini felsefecile­rin anladıklarına göre tefsîr ve te’vîl etmek câiz olmadığını bildirmekdedir:

Allahü teâlâ size selâmet versin ve belâlardan korusun! (Tebsîr-ür-rahmân) adındaki kitâbı göndermişsiniz. Ba’zı yerlerini okudum. Geri gönderiyorum. [(Tebsîr-ür-rahmân ve Teysîr-ül-menân) tefsîr kitâbıdır. Hanbelî âlimlerinden Zeyn-üd-dîn Alî bin Ahmed Ermevî yazmışdır. Yediyüzon (710) senesinde vefât etmişdir.]

Kıymetli kardeşim! Bu kitâbı yazanın, eski yunan felsefecilerinin yoluna olduk­ça kaymış olduğu anlaşılıyor. Hemen hemen, onları Peygamberlerle bir derecede tutacak “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât”. Hûd sûresindeki bir âyet-i kerîmeye verdiği ma’nâ gözüme ilişdi. Bu âyete, Peygamberlerin hâline uymıyarak eski yunan felsefecileri gibi ma’nâ vermekdedir. Peygamberlerin sözü ile felsefecilerin sözünü bir değerde tutmakda, (Onlar için âhıretde yokdur) âyet-i kerîmesine (Peygamberlerin ve felsefecilerin söz birliği ile) ve (Ancak ateş ile azâb) âyet-i ke­rîmesine, (his ederek yâhud aklî, nazarî olarak ......) demekdedir. Peygamberlerin “aleyhimüssalevâtü vettehıyyât” sözbirliği bulunan yerde, eski yunan felsefecile­rinin söz birliğinin ne kıymeti vardır? Âhıretdeki azâbı bildiren ve hele Peygam­berlerin sözlerine uymıyan sözlerinin ne ehemmiyyeti olur. Onun bildirdiği gibi fel­sefeciler, Cehennem azâbının aklî, nazarî olduğunu söyliyor. Bu sözleri, cesedin azâbı his edeceğine inanmadıklarını göstermekdedir. Hâlbuki Peygamberler, azâ­bın his edileceğini söz birliği ile bildirmişlerdir. Bu kitâb, başka yerlerinde de, Kur’ân-ı kerîmin âyetlerini, felsefecilerin bildirdikleri gibi yazmakdadır. Pey­gamberlerin yolunda olanlara uymıyan yazılarından dolayı bu kitâb, gizli hattâ apa­çık zararları taşımakdadır. Bunu size bildirmeği lüzûmlu gördüğüm için, birkaç ke­lime ile başınızı ağrıtdım. Selâm ederim.

Tam İlmihal