2-70-Akla, hayâle gelen ve keşf ile, şühûd ile anlaşılan herşey mah


70 — İKİNCİ CİLD, 59. cu MEKTÛB

Bu mektûb, hocasının oğlu hâce Muhammed Abdüllah için yazılmışdır “selle­mehullahü teâlâ”. Akla, hayâle gelen ve keşf ile ve şühûd ile anlaşılan herşey, mah­lûkdur. Bunlara (Mâ-sivâ) denildiği bildirilmekdedir:

Allahü teâlâya hamd olsun ve Onun seçdiği, sevdiği kullarına selâm olsun! Gö­zümün nûrunun göndermiş olduğu kıymetli mektûb geldi. Tesavvuf yolunun oyuncakları gibi yolcuları avutan şeylerin hepsi, Allahü teâlânın yardımı ile yok oldular. Hiçbirşey devâmlı olmuyor. Aklıma, hayâlime gelen herşey, (Lâ) derken yok oluyorlar diyorsunuz. Bunlar gibi dahâ birşeyler yazıyorsunuz. Bunların yok olması için uğraşdığınızı, ileride kendiliklerinden yok olacaklarını ümmîd etdiği­nizi bildiriyorsunuz. Kıymetli yavrum! Akla, hayâle gelen herşey, hattâ keşf ve şü­hûd ile anlaşılan bilgiler, ister (Âfâkî) olsunlar, ya’nî insanın dışında bulunsunlar, ister (Enfüsî) olsunlar, ya’nî insanın içinde bulunsunlar, hepsi (Mâ-sivâ)dır. [Ya’nî Allahü teâlânın mahlûklarıdır.] Bunlara gönül bağlamak, oyun ve oyuncak gibi şey­lerle boş yere vakt geçirmekdir. Fâidesiz şeylerle oynamakdır. Bunların yok olma­sı, eğer uğraşmakla ise, bu iş, (İlm-ül yakîn)dir. Yok olmaları, uğraşmadan ken­diliğinden ise, çalışmak yolundan kurtulmuş ve ilm sokağından çıkmış olur. (Fe­nâ) ile şereflenmiş olur. Bunları söylemek kolay ise de, kavuşmak çok güçdür. An­cak, Allahü teâlânın nasîb etdiği kimseler kavuşur. (Hakîkat) mertebesindeki iş­ler dahâ sonra hâsıl olur. Fenâdan sonra, (İsbât) makâmına kavuşulur. İlmden son­ra (Ayn) hâsıl olur. Hakîkatin yanında çalışmanın hiç değeri yokdur. İsbât etme­nin [maksada, hakîkî varlığa kavuşmanın] yanında, (Nefy) etmenin [mahlûkların bilgisini, düşüncesini kalbden çıkarmanın] hiç i’tibârı yokdur. Çünki, nefy eder­ken, mahlûklarla uğraşılmakdadır. İsbât ederken ise, Allahü teâlâdan başka hiç­birşey yokdur. [(Âlem-i misâl)de] isbât yanında nefy, sonsuz deniz yanındaki bir damla gibi görünüyor. Nefy ve isbât hâsıl olunca, (Vilâyet-i hâssa)ya kavuşulur. Vilâyet-i hâssadan sonra, yâ (Urûc) eder, dahâ yükselir, yâhud (Nüzûl) edip ge­ri döner, alçalır. Urûc ederse, sonra yine nüzûl etmesi lâzımdır. Yâ Rabbî! Bize ih­sân etdiğin nûru artdır! Günâhlarımızı mağfiret et! Sen herşeyi yapabilirsin. Si­ze ve doğru yolda olanlara ve Muhammed Mustafânın “aleyhissalâtü vesselâm” izinde olanlara selâm olsun!

Dünyâda, çok şey gelir, câna tatlı,
dostdan konuşmak ammâ, dahâ tatlı.

Tam İlmihal