3-65-Ferâiz hesâbları. Mîrâsı bölmek


65 — FERÂİZ HESÂBLARI

Ferâiz problemlerini çözebilmek için, bundan evvelki maddede bildirilmiş olan on bilgiyi iyi anlamak ve ezberlemek lâzımdır. Kur’ân-ı kerîmde açıkca emr edil­miş olan, yukarıda, ikinci numarada yazılı, altı farzdan, nısf, rubu’, sümün cinsle­rine (Birinci nev’), sülüsân, sülüs ve südüs cinslerine (İkinci nev’) denir. Ferâiz he­sâbı iki kısma ayrılır:

BİRİNCİ KISM: Eshâb-ı ferâiz ve asabe, birlikde mevcûddür. Bu kısmda beş hâl olabilir: 1 — Nısf, ikinci nev’ ile birlikde bulunursa, mîrâs altıya bölünür. Buna, mes’elenin [problemin] aslı altıdan oldu denir.

Meselâ, zevc ve iki aded anadan kız kardeş ve bir aded amca varsa, problemin aslı altıdan olup, zevc üç hisse, anadan iki hemşîre iki hisse alıp, geri kalan bir his­se amcaya verilir. Bir kadın ölünce dokuzbin liralık mal bıraksa, kadının zevci: 9000 x 3 / 6 = 4500 lira, anadan iki hemşîre: 9000 x 2 / 6 = 3000 lira, amca: 9000 x 1 / 6 = 1500 lira alır. Kız kardeşin herbirine binbeşyüz lira düşer.

İkinci misâl: Zevc, ana ve ced bulunduğu zemân, zevc üç hisse, ana iki hisse alıp, geri kalan bir hisse dedenin olur. 2 — Rubu’, ikinci nev’ ile birlikde bulunursa, mes’elenin aslı onikiden olur.

Meselâ, zevce ve ana ve iki kız kardeş ve anadan iki kız kardeş bulunduğu ze­mân, mîrâs onikiye taksîm edilip, zevceye üç hisse, anaya iki hisse, iki kız karde­şe sekiz hisse [herbirine dört hisse], ana bir kız kardeşe dört hisse [herbirine iki­şer hisse] verilir ki, hisseler mecmû’u onyedi oluyor. Şu hâlde, mes’elenin aslı on­yediye (Avl) etdi denir ve mîrâs onyediye taksîm edilir.

İkinci misâl: Meyyitin zevcesi, babasının anası ve babadan amcası kaldığı zemân, oniki hisseden üç hisse zevceye, iki hisse ceddeye ve geri kalan yedi hisse, asabe olan babadan amcaya verilir.

3 — Sümün, ikinci nev’ ile birlikde bulunduğu zemân, mes’elenin aslı yirmi­dörtden olur. Meselâ, zevce, iki kız, ana ve amca bulunduğu zemân, problemin as-lı yirmidörtden olup, [24 x 1 / 8 = 3] üç hisse zevceye, [24 x 2 / 3 = 16] onaltı hisse iki kıza, dört hisse anaya verilip, geri kalan bir hisse amcanın olur.

İkinci misâl: Zevce, kız, oğul kızı, ana ve kız kardeş bulunduğu zemân, yirmi­dört hisseden üç hisse zevceye, dört hisse oğul kızına, dört hisse anaya, oniki his­se kıza ve geri kalan bir hisse de asabe olan kız kardeşe verilir.

4 — Bir hisse, birkaç kişiye bölünemezse, mes’elenin aslı, bu kişilerin sayısı ile çarpılarak, mes’elenin yeni aslı elde edilir. Mîrâs, bu yeni asla bölünür. Meselâ, zevc ve beş kız kardeş bulunduğu zemân, mes’elenin aslı altıdan ise de, hisselerin toplamı yediye avl ediyor [ya’nî hisselerin toplamı yedi oluyor] ve beş kız kardeşe, dört hisse düşüyor. Dört hisse, beş kız kardeşe bölünemiyeceği için, mes’elenin aslı, 5 x 7 = 35 olur. Beş kıza, [4 x 5 = 20] yirmi hisse verilir. Zevc, [3 x 5 = 15] onbeş hisse alır.

5 — Birkaç hisse, bu hisselerin sâhiblerine bölünemezse, böyle hisselerin sâ­hiblerinin sayılarının en küçük ortak katı ile, mes’elenin aslı çarpılarak, yeni asl bulunur. Mîrâs, bu yeni asla bölünür.

Meselâ, üç kız ve üç amca bulunduğu zemân, mes’elenin aslı üç olup, kızlara iki, amcalara bir hisse düşerse de, hisseler, şahs adedine bölünemediği için, mes’ele­nin aslı, [3 x 3 = 9] dokuz olup, [9 x 2 / 3 = 6] altı hisse kızlara ve [9 x 1 / 3 = 3] üç hisse amcalara verilir.

İkinci misâl: İki zevce, on kız, altı cedde, yedi amca bulunduğu zemân, mes’ele­nin aslı yirmidört olup, üç hisse zevcelere, onaltı hisse kızlara, dört hisse büyük an­nelere verilip, geri kalan bir hisse amcaların olur ise de, hisse sâhiblerinin sayısı, hisse sayısı ile bölünemediğinden iki, on, altı ve yedinin en küçük ortak katı olan (ikiyüzon) adedi mes’elenin aslı olan (yirmidört) ile çarpılarak, mes’elenin aslı, [24 x 210 = 5040] beşbinkırk bulunur. Zevceler [5040 x 1 / 8 = 630] altıyüzotuz hisse, kızlar [5040 x 2 / 3 = 3360] üçbinüçyüzaltmış hisse, nineler [5040 x 1 / 6 = 840] se­kizyüzkırk hisse ve amcalar [5040 x 1 / 24 = 210] ikiyüzon hisse alırlar. Böylece, bir zevce 315 hisse, bir kız 336 hisse, bir cedde 140 hisse ve bir amca 30 hisse alır.

İKİNCİ KISM: Yalnız eshâb-ı ferâiz vardır. Asabe yokdur. Asabe bulunmadı­ğı için eshâb-ı ferâizden geri kalan mal, yine eshâb-ı ferâize, hisseleri oranında bö­lünür. Ya’nî eshâb-ı ferâize geri verilir, red olunur. Fekat, zevc ile zevceye geri ve­rilmez. Bu ikisine, (Red olunmıyanlar) denir. Zevc ve zevceden başka eshâb-ı fe­râize, (Red olunanlar) ya’nî tekrâr verilenler denir. İkinci kısm problemlere, (Reddiyye mes’eleleri) denir. Reddiyye mes’elelerinde iki hâl vardır:

1 — Reddiyye mes’elesinde red olunmıyan bulunmazsa, iki şekl vardır:

A: Red olunanlar, bir sınıfdan farz sâhibi oldukları zemân, mes’elenin aslı iki­den olur. Meselâ, iki kız kardeş bulunduğu zemân, herbiri, mîrâsın yarısını alır.

İkinci misâl: Cedde ve anadan kız kardeş bulunduğu zemân, herbiri yarısını alır. Çünki, her ikisinin farzı da südüsdür.

B: Red olunanlar, aynı sınıfdan farz sâhibi olmadıkları zemân, reddiyye mes’ele­sinin aslı, hisse sayılarının toplamı olur.

Meselâ, mes’elede sülüs ve südüs sınıfları varsa, mes’elenin aslı altıdan olacak­dı ve farzı sülüs olanın hissesi 6 x 1 / 3 = 2, farzı südüs olanın 6 x 1 / 6 = 1 olacak­dı. Fekat, asabe bulunmadığı için, mes’elemiz, reddiyye mes’elesi olur. Mes’ele­nin aslı altı yerine [2 + 1 = 3] üç olur. Ana ve anadan iki kız kardeş gibi ki, bura­da ananın farzı südüs, anadan iki kız kardeşin farzı sülüs olduğundan, bu reddiy­ye mes’elesinin aslı üç olup, iki hissesi kardeşlere, bir hissesi anaya verilir.

İkinci misâl: Reddiyye mes’elesinde, nısf ve südüs sınıfları varsa, mes’elenin as-lı altı olacakdı. Farzı nısf olanın hissesi 6 x 1 / 2= 3 ve farzı südüs olanın hissesi 6 x 1 / 6 = 1 olacakdı. Reddiyye mes’elesinin aslı ise [3 + 1 = 4] dört olur. Kız ve oğul kızı bulunduğu zemân üç hisse kız için, bir hisse oğul kızı için olur.

Üçüncü misâl: Reddiyye mes’elesinde, nısf ve sülüs yâhud südüsân [iki aded al­tıda bir] ve nısf veyâhud sülüsân [iki aded üçde bir] ve südüs varsa, mes’elenin as-lı, altı yerine, beşden olur. Kız kardeş ve anadan iki kız kardeş bulunduğu zemân, reddiyye mes’elesinin aslı [3 + 2 = 5] beş olup, üç hisse kız kardeşe, iki hisse ana­dan iki kız kardeşe verilir.

2 — Reddiyye mes’elesinde, red olunmayan da bulunuyorsa, yine iki şekl vardır:

A: Red olunanlar, bir sınıfdan farz sâhibi iseler, iki hâl vardır:

Birinci hâl: Red olunmıyan, hissesini aldıkdan sonra, geri kalan mal, red olunan­lar sayısına bölünebiliyor ise, red olunmıyan, hissesini alır, geri kalan, red olunan­lar sayısına bölünür.

Meselâ, zevc ve üç kız bulunduğu zemân, zevc dörtde bir hisse alıp, geri kalan üç hisse, kızlara taksîm olunur.

İkinci hâl: Red olunmıyan hissesini aldıkdan sonra, geri kalan mal, red olunan­lar sayısına bölünemezse, red olunan kimselerin sayısı, red olunmıyanın farzının [hissesinin] paydası ile çarpılarak, mes’elenin aslı elde edilir.

Meselâ, zevc ve beş kız bulunduğu zemân, zevc rubu’ alıp, geri kalan üç hisse, beş kıza bölünemediğinden, mes’elenin aslı, [4x5=20] yirmi olup, zevc beş hisse, kızlar onbeş hisse alır. Bir kıza üç hisse verilir.

B: Red olunanlar, iki veyâ üç ayrı sınıfdan farz sâhibi iseler, red olunmıyan kim­se, hissesini alır. Geri kalan mal, reddiyye mes’elesi gibi çözülür. Burada da, iki hâl vardır:

Birinci hâl: Red olunmıyanlardan kalan hisseler, reddiyye mes’elesinin aslına bölünebiliyor ise, mes’elenin aslını bulmak için, red olunan ve red olunmıyan kimselerin sayılarının en küçük ortak katı ile, red olunmıyan farzının [hissesinin] paydası çarpılır.

Meselâ, bir zevce, dört cedde ya’nî büyük anne, anadan altı kardeş varsa, zev­ce rubu’ alınca, geriye üç hisse kalır. Red olunanların mes’elesinin aslı ise, cedde­lerin hissesi 6 x 1 / 6 = 1, kardeşlerin hissesi 6 x 1 / 3 = 2 olduğundan 1 + 2 = 3 olur. Geri kalmış olan üç hisse, reddiyye mes’elesinin aslı olan üçe bölündüğünden, mes’elenin aslı, [12 x 4 = 48] kırksekiz olur. Çünki, cedde sayısı olan dört ile, kar­deş adedi olan altının en küçük ortak katı onikidir. Zevceye 48 x 1 / 4 = 12 hisse, dört ceddeye 1 x 12 = 12 hisse ve birine üç hisse, altı kardeşe 2 x 12 = 24 hisse ve her birine dört hisse düşer.

İkinci hâl: Red olunmıyan, hissesini aldıkdan sonra, geri kalan hisseler, reddiy­ye mes’elesinin aslına bölünemiyor ise, mes’elenin aslını bulmak için, reddiyye mes’elesinin aslı ile, red olunmıyan farzının paydası [ya’nî kesrin mahreci] çarpı­lıp, bulunan aded ile, tekrâr, red olunan ve red olunmıyan kimselerin sayılarının en küçük ortak katı çarpılır.

Meselâ, dört zevce, dokuz kız, altı cedde bulunduğunu farz edersek, zevceler sü­mün alıp, geriye yedi hisse kalır. Reddiyye mes’elesinin aslı ise, dokuz kız 6 x 2 / 3 = 4 hisse, altı cedde 6 x 1 / 6 = 1 hisse alacağı için, 4 + 1 = 5 olur. Geri kalan ye­di hisse, reddiyye mes’elesinin aslı olan beş sayısına bölünemediğinden, mes’ele­nin aslı, [5 x 8 x 36 = 1440] bindörtyüzkırk olup, zevcelere [1440 : 8 = 180] yüzsek­sen hisse, kızlara [(1440 - 180) x 4 / 5 = 1008] binsekiz hisse, ceddelere [(1440 - 180) x 1 / 5 = 252] ikiyüzelliiki hisse verilir ki, herbir zevceye kırkbeş hisse, her kıza [1008 : 9 = 112] yüzoniki hisse, her ceddeye [252 : 6 = 42] kırkiki hisse verilir.

(Kâdîhân) “rahmetullahi teâlâ aleyh” diyor ki, vefât eden kadının yalnız zev­ci kalsa ve malının yarısını yabancı birine vasıyyet etmiş olsa, malın yarısını bu ya­bancı alır. Üçde birini zevci alır. Altıda biri de Beyt-ül-mâle kalır. Çünki, yaban­cı kimse önce üçde birini alacakdır. Kalan üçde ikinin yarısını zevc alır ki, mîrâ­sın üçde biridir. Geriye mîrâsın üçde biri kalır. Bunun altıda biri yabancıya veri­lerek, buna vasıyyet edilmiş olan mîrâsın yarısı temâmlanır. Geriye kalan altıda bi­ri de Beyt-ül-mâlın olur. Çünki kalan, zevc’e veyâ zevceye verilmez. Malının ya­rısını zevcine vasıyyet etseydi, mîrâsın hepsi zevcin olurdu.

(Fetâvâ-yı Hindiyye)de diyor ki, meyyitenin zevci, kızkardeşi ve babadan kız­kardeşi olsa, zevc yarısını ve kızkardeş de yarısını, babadan kızkardeş altıda biri­ni alıp, mes’elenin aslı, altıdan yediye avl eder. Babadan erkek kardeş de bulun­saydı, babadan kızkardeşi, farz hissesinden düşürüp asabe yapardı. Zevcden ve kız­

kardeşden geriye birşey kalmadığı için, babadan kızkardeş, hiçbirşey alamazdı.

ZEVİL-ERHÂM

1 — Eshâb-ı ferâizden ve asabelerden kimse bulunmazsa veyâ bunlardan yal­nız zevc, zevce varsa, mîrâs zevil-erhâma verilir. Mîrâsdan, cenâze kaldırma, ya’nî yıkama, kefenleme, defn ve kul borclarını ödeme masrafları çıkdıkdan sonra, ge­ri kalanın üçde birinden vasıyyetler yapılır. Geri kalan üçde ikisi, zevil-erhâmdan en yakın olana verilir. (Zevil-erhâm) beş sınıf olup, meyyitin yakınlık sırası ile şun­lardır:

I — Birinci sınıf, meyyitin Fürû’udur. Fürû’, fer’ler, çocuklar demekdir. Bu sı­nıfda, kızlarının çocukları ve oğlunun kızlarının çocukları ve bunların çocukları var­dır.

II — İkinci sınıf, meyyitin aslıdır. Bunlar, fâsid cedler ve fâsid ceddeler ve bun­ların anaları ve babalarıdır. Meyyitin anasının babası ve bunun babası veyâ ana­sı bunlardandır.

III — Üçüncü sınıf, meyyitin babasının fürû’udur. Her nev’ kızkardeş çocukla­rı veyâ torunları ve anadan erkek kardeş çocukları ve her nev’ erkek kardeş kız­ları veyâ torunları bunlardandır.

IV — Dördüncü sınıf, ceddin ve ceddenin fürû’udur. Halalar, teyzeler, dayılar ve anadan amcalar bu sınıfdandır. Anadan amca, babanın anadan erkek kardeşi­dir. Babanın ana-baba bir kardeşi ve baba bir kardeşi olan amcalar, asabedir. Her nev’ amca kızları ve hepsinin çocukları da dördüncü sınıfdandır.

V — Beşinci sınıf, babanın ve ananın ceddinin fürû’udur. Ananın veyâ babanın halaları, teyzeleri, dayıları, babanın anadan amcaları, ananın amcaları, ananın ve babanın amcalarının kızları, ananın amcalarının çocukları beşinci sınıfdandırlar.

2 — Zevil-erhâmdan, bir kişi bulunur ve başka hiç vâris bulunmazsa, mîrâsın hepsini bu alır. Zevil-erhâmın beş sınıfından birinde bulunanlardan bir kişi varsa, bundan sonraki sınıflarda bulunanlar, meyyite dahâ yakın olsalar bile, vâris ola­mazlar. Bir sınıfdan birkaç kişi varsa, bunlardan meyyite dahâ yakın derecede olan, uzak derecede olanları mîrâsdan mahrûm eder. Meselâ, ananın babası bulunun­ca, bunun anası veyâ babası vâris olamaz. Bunun gibi, dayı ve dayı oğlu bulunur­sa, dayının oğlu mîrâs alamaz. Bundan sonra, meyyite iki yoldan yakın olan, bir ci­hetden yakın olanı mahrûm eder. Meselâ ana baba bir olan dayı varken, yalnız ba­ba cihetinden olan dayı vâris olamaz. Bunlar dahî müsâvî olursa, meyyite vâris ile bağlanan vâris olur. Meselâ, oğul kızının kızı bulunursa, kız kızının oğlu vâris ola­maz. Çünki birinci, farz sâhibinin çocuğudur.

3 — Yakınlık ciheti farklı ise, meselâ baba anasının babası ile, ana babasının babası birlikde bulunduğu zemân, babası cihetinden olan, üçde iki alır. Anası ci­hetinden olan, üçde bir alır.

4 — Meyyite yakınlık dereceleri ve yakınlık kuvvetleri ve cihetleri berâber olur­sa ve içlerinde vâris ile bağlanan yoksa, erkekler, kadınların iki katı olarak bölü­nür. Kızın oğlu ile kızın kızı bulunduğu zemân böyledir.

Katle yardım eden de, kâtil gibi mîrâs alamaz. Bunların âkıl ve bâlig olmaları da şartdır. Mürtede vâris olunur. Fekat mürted, müslimâna vâris olamaz.

(Hadîka) ve (Berîka) sonunda ve (Seyf-üs-sârim) ve (İnkaz-ül-hâlikin) ve (Ci­lâ-ül-kulûb) kitâblarında diyor ki, (Bir kimse, altın veyâ gümüş vakf etse ve bun­larla Kur’ân-ı kerîm okunmasını veyâ nâfile nemâz kılınmasını, tesbîh, tehlîl, mevlid, salevât okutulmasını, bunların sevâblarını kendisinin veyâ ismlerini bildir­diği kimselerin rûhlarına hediyye edilmesini şart etse, böyle vakf, vasıyyet sahîh değildir, bid’atdir. Sevâbları onlara vâsıl olmaz. Bunların karşılığı olarak alınan pa­ra, ibâdetin ücreti olur, harâm olur. Bu tâatları kendiliklerinden yapıp, sevâbları­nı ölü veyâ diri, dilediklerine hediyye ederlerse, sevâbları onlara da vâsıl olur. Bun­lara karşılık olarak pazarlıksız, hediyye olarak verileni almaları halâl olur. Böyle vakf sahîh olur.)

İstanbul barosu avukatlarından Toma Andonyaki beg, 1310 [m. 1892] târîhin­de İstanbulda neşr etdiği büyük (Kâmûs-i kavânîn) kitâbında, Osmânlı kanûnla­rını bildirmekde, mîrâs taksîmi hakkında mufassal ma’lûmât vermekdedir. Ada­nalı avukat Kasbaryan beg de 1312 [m. 1894] de İstanbulda basılan (Cüzdân-ı ka­vânîn-i Osmâniyye) kitâbında, (Mecelle)yi ve diğer ondört Osmânlı kanûnunu mad­de madde yazmakdadır.

Tam İlmihal