3-67-Dünyâ sıkıntılarının fâidesi. Tâ’ûnun sevâbı


67 — İKİNCİ CİLD, 17. ci MEKTÛB

Bu mektûb, Mirzâ Hüsâmeddîn Ahmede gönderilmiş olup, bu dünyâ sıkıntıla­rı, acı görünse de, insanı yükseltirler ve tâ’ûndan ölmenin kıymetini bildirmekde­dir:

Önce, Allahü teâlâya hamd ve Peygamberimize “sallallahü aleyhi ve sellem” sa­levât eder, size de düâ ederim. Yazılarımla sizi râhatsız ediyorum. Başımıza gelen­lere sabr tavsıye buyurduğunuz, kıymetli mektûbu, şeyh Mustafâ getirdi. Okumak­la şereflendik. Hepimiz, Allahü teâlânın mülküyüz. Hepimiz, Onun huzûruna gi­deceğiz! Başımıza gelenler, görünüşde çok yakıcı, çok acıdır. Fekat, hakîkatde iler­letici, yükseltici ilâclardır. [İlâclar, elbette acı olur.] Bu acıların, dünyâda sebeb ol­duğu fâideler, âhıretde beklediğimiz ni’metlerin yüzde biri olamaz. O hâlde evlâd, Allahü teâlânın büyük bir ihsânıdır. Yaşadıkları müddetce, insan, çok fâidelerini görür. Ölümleri de, sevâb kazanmağa, yükselmeğe sebeb olur. Büyük âlim, Muh­yissünne [Nevevî] “rahmetullahi aleyh” (Hilyet-ül-ebrâr) ismindeki kitâbında diyor ki: (Abdüllah ibni Zübeyr “radıyallahü anhümâ” halîfe iken, tâ’ûn hastalı­ğı oldu. Bu tâ’ûnda, Enes bin Mâlikin “radıyallahü anh” seksenüç çocuğu öldü. Ken­disi, Peygamber efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” hizmetcisi idi ve bere­ket, bolluk için düâsını almışdı. Bu tâ’ûnda, Abdürrahmân bin Ebû Bekr Sıddîkin “radıyallahü anhümâ” kırk çocuğu ölmüşdü). İnsanların en iyisi, en kıymetlisi olan Eshâb-ı kirâma “aleyhimürrıdvân” böyle yapılınca, bizler gibi günâhı çok olanlar, hesâba dâhil olur mu? Hadîs-i şerîfde buyuruldu ki, (Tâ’ûn, eski ümmetlere, azâb olarak gönderildi. Bu ümmet için şehîd olmağa sebebdir). Doğrusu, bu vebâda ölen­ler, şaşılacak bir huzûr, Allahü teâlâya teveccüh içinde ölüyor. Bu belâ gününde, insan, bu mubârek cemâ’ate karışmağa hevesleniyor. Onlarla birlikde, dünyâ­dan ayrılıp, âhırete gitmeğe özeniyor. Tâ’ûn belâsı, bu ümmete gazab, azâb gibi gö­rünmekde ise de, iç yüzü rahmetdir. Meyân şeyh Tâhir dedi ki, tâ’ûn günlerinde, Lâhorda, bir kimse sesler duyduğunu ve, (Bu günlerde ölmiyene yazıklar olsun!) dediklerini söyledi. Evet öyledir! Bu şehîdlerin hâline dikkat olunduğu zemân, şa­şılacak hâller, anlaşılamıyan işler görülüyor. Böyle ikrâmlar, yalnız Allah için câ­nını fedâ edenlere mahsûsdur.

Efendim! Çok sevgili oğlumun ayrılığı, pek büyük musîbet oldu. Beni yakdı. Bu kadar yakan bir elem, kimsenin başına gelmemişdir. Fekat, Allahü teâlânın, bu fe­lâket karşısında, kalbi za’îf olan bu fakîre ihsân eylediği sabr ve şükr ni’meti de, en büyük ihsânlarından olmuşdur. Allahü teâlâdan dilerim ki, bu musîbetin kar­şılığını dünyâda vermesin. Hepsini âhıretde versin! Bu dileğin de, yüreğimin dar-lığından olduğunu bilmez değilim. Çünki, Onun rahmeti sonsuz, merhameti bol­dur. Dünyâda da, âhıretde de bol bol vericidir. Kardeşlerimizden umarız ki, son nefesde îmân ile gitmemize ve insanlık îcâbı yapdığımız kusûrların afv edilmesi­ne düâ buyurarak yardım ve imdâd edeler. Yâ Rabbî! Bizi afv et, doğru yoldan ayır­ma! Kâfirlere karşı korunmakda yardımcımız ol! Âmîn. Size ve hidâyetde olanla­ra selâm ederim.

Tam İlmihal