3-71-1(Se’âdet-i Ebediyye)de adı geçenlerin hâl tercemeleri(A)


SE’ÂDET-İ EBEDİYYE KİTÂBINDA ADI GEÇENLERİN HÂL TERCEMELERİ

Kitâbda yazılı binyirmi [1020] ism, harf sırası ile aşağıdadır. Herbirinin kitâb­da bulunduğu sahîfelerin numarası, hâl tercemelerinin sonuna yazılmışdır. Târîh­ler hicrî seneye göredir. Başında (m.) bulunanlar mîlâdî senedir.

1 — ABBÂS “radıyallahü anh”: Abdülmuttalibin en küçük oğludur. Resûlulla­hın amcasıdır. Üç yaş büyükdür. Bedr gazâsında düşman askeri arasında idi. Müs­limânların eline esîr düşdü. Kendisi için ve kardeşlerinin oğulları Ukayl ve Nevfel bin Hâris için para verip kurtuldular. O sene îmân etdi. En son hicret eden budur. Mekkenin fethinde ve Huneyn gazâsında Resûlullahın yanında bulundu. 32 [m. 652] senesinde seksensekiz yaşında vefât etdi. Bakî’de medfûndur. Uzun boylu, beyâz ve güzel idi. Abbâsî halîfeleri hazret-i Abbâsın soyundandır. Abbâsî devletinin bay­rağının rengi siyâh idi. Me’mûn yeşile çevirdi. (Eshâb-ı Kirâm) kitâbında geniş bil­gi vardır. 62, 350, 376, 389, 447, 450, 506, 995, 1065, 1068, 1098, 1129, 1185.

2 ABDUH: Muhammed Abduh, islâm âlimlerinin büyüklüğünü, üstünlükleri­ni anlıyamıyan bir din adamıdır. Kâhire mason locası reîsi olan Cemâleddîn-i Efgâ­nînin (din adamı perdesi altında islâmı içerden yıkmak) propagandalarına aldanmış­dır. 1265 [m. 1849] de Mısrda tevellüd, 1323 [m. 1905] de vefât etdi. (Fâideli Bilgiler) kitâbında Abduh hakkında geniş bilgi verilmişdir. 195.ci sırada Cemâleddîn ismine bakınız! 461, 462, 765, 861, 887, 1086, 1117, 1140, 1141, 1154, 1160, 1162, 1169, 1192.

3 ABDÜL’AZÎM-İ MÜNZİRÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hâfız Ab-dül’azîm-i Münzirî Kayrivânî, Mısrlıdır. Şâfi’î mezhebindendir. 581 [m. 1185] de tevellüd, 656 [m. 1258] de vefât etdi. (Ettergîb vetterhîb) hadîs kitâbı çok kıymet­lidir. Türkçe tercemesi, yedi cild hâlinde, İstanbulda (Hikmet Kitâbevi) tarafın­dan m.1993 de neşr edilmişdir. 313, 419, 458.

4 — ABDÜL’AZÎZ HÂN: Osmânlı pâdişâhlarının otuzikincisi ve islâm halîfe­lerinin doksanyedincisidir. Sultân ikinci Mahmûdun ikinci oğludur. 1245 [m. 1830] de tevellüd edip, 25 Hazîran 1277 [m. 1861] de halîfe oldu. 1288 [m. 1871] de tram­vay işletdi. 1292 [m. 1875] de galata tünelini yapdırdı. 1293 [m. 1876] de Dolma­bağçe serâyından alınıp, Topkapı serâyına habs edildi. Birkaç gün sonra Midhat pâşa ve serasker [savunma bakanı] Hüseyn Avnî pâşa ve arkadaşları tarafından, Fer’ıyye serâyında Kur’ân-ı kerîm okurken bilek damarları kesdirilerek şehîd edildiği, sultân Vahîdeddînin baş kâtibi Alî Fuad beğin hâtıralarında yazılıdır. Fer’ıyye serâyı, Beşiktaş ile Ortaköy arasında, Galata-serây lisesinin orta kısmı olan yalıdır. Sultân Mahmûd türbesindedir. Sultân Murâd, bu ölümü işitince, korkudan aklı bozuldu. (Eshâb-ı Kirâm) kitâbında Abdül’azîz ismine bakınız! Vâlidesi Per­tevniyal Vâlide Sultân olup, İstanbulda Akserâyda bir mescid ve bir mekteb yap­dırmışdır. Kabri mescidin yanındadır. 51, 1063, 1153, 1161, 1197.

5 ABDÜL’AZÎZ-İ DEHLEVÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Abdül’azîz bin Ha­mîdeddîn-i Dehlevî, 741 [m. 1340] senesinde Hindistânda vefât etdi. Fârisî (Um­de-tül-islâm) kitâbı çok kıymetlidir. m.1989 da, Hakîkat Kitâbevi basdırmışdır. Ab­dürrahmân bin Yûsüf bunu 950 [m. 1543] de türkçeye çevirmiş ve (İmâd-ül-islâm) adı ile 1290 [m. 1872] da İstanbulda basılmışdır.

6 — ABDÜL’AZÎZ-İ DEHLEVÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şâh Abdül’azîz Gu­lâm Halîm-i Fârûkî Dehlevî, 1159 [m. 1745] da Delhîde tevellüd, 1239 [m. 1824] se­nesinde orada vefât etdi. Hind âlimlerinin büyüklerindendir. Meşhûr şâh Veliyyul­lah Ahmed Sâhib Dehlevînin oğludur. Derin hadîs âlimidir. Çok kitâb yazdı. Eser­lerinin en kıymetlisi (Tuhfe-i isnâ aşeriyye)dir. Fârisî olup, bin sahîfeye yakındır. 1266 [m. 1849] senesinde Delhîde basılmışdır. İstanbul Üniversite ve Süleymâniyye ve Bur­sa kütübhânelerinde vardır. Yeniden tab’ edilerek, m.1988 de, Hakîkat Kitâbevi ta­rafından neşr edilmişdir. Şî’î adındaki kimselerin yanlış yazılarına vesîkalarla cevâb vermekdedir. 1227 [m. 1811] senesinde, Hindistânda hâfız Muhammed bin Muhyid­dîn Eslemî tarafından arabîye terceme edildi. Bu arabîyi Irâk âlimlerinden Ebülfevz Muhammed Emîn bin Alî Süveydî ve ayrıca seyyid Mahmûd Şükri Âlûsî 1301 [m. 1883] de arabî olarak kısaltmışlardır. (Muhtasar-ı Tuhfe) adındaki ikincisi, 1315 [m. 1896] de Bombayda ve 1373 [m. 1953] de Kâhirede ve 1396 [m. 1976] da, ofset yo­lu ile İstanbulda basıldı. Bekara sûresinin yüzseksendördüncü âyetine kadar ve yirmidokuzuncu ve otuzuncu cüz’lerin fârisî tefsîri olan (Tefsîr-i Azîzî)si de çok kıy­metlidir. 1386 [m. 1966] da Kâbil şehrinde basılmışdır. 455, 765, 903, 993, 1011.

7 — ABDÜL’AZÎZ BİN SÜ’ÛD: Sü’ûd oğullarından iki Abdül’azîz vardır. Bi­rincisi Abdül’azîz bin Muhammed bin Sü’ûd olup, 1134 [m. 1721] de tevellüd, 1217 [m. 1803] de Der’ıyye câmi’inde bir şî’î tarafından hançerle öldürüldü. 1178 [m. 1765] de vehhâbîlerin ikinci reîsi oldu. 1217 [m. 1803] de Tâifde Ehl-i sünnet âlimlerini ve kadın, çocuk, binlerce müslimânı katl etdi. Açlıkdan ölenler de çokdu.

İkincisi, Abdül’azîz bin Abdürrahmân bin Faysal olup, 1297 [m. 1880] de Rıyâd­da tevellüd, 1372 [m. 1953] de vefât etdi. Sü’ûdî hükûmetinin ondokuzuncu reîsi­dir. Birinci cihân harbinde İngilizlerle birlikde Osmânlılara karşı harb etdi. O ze­mân Necdde bundan başka, ibn-ür-Reşîd kabîlesi de vardı. İbn-ür-Reşîd, Os­mânlılara sâdık kalıp, Türklerle birlikde İngilizlere ve Sü’ûd oğullarına karşı harb etdi. Sulh oldukdan sonra, Abdül’azîz, İbn-ür-Reşîdi öldürtdü. 13 Ramezân 1338, 1 Hazîran 1920 târîhli İstanbul gazetelerinde şu haber okundu:

(Arabistânın başlıca iki hâkiminden biri olan Necd emîri İbn-ür-Reşîdin öldü­rüldüğünü on Mayıs târîhli The Times gazetesi yazmışdır. Harb esnâsında İbn-ür-Reşîd Türkiye ile işbirliği yapmışdı. İbn-üs Sü’ûd ise, İngilizlerle birlikde İbn-ür-Reşîde ve Türklere karşı harb etmişdi.) 1337 [m. 1919] ilk aylarında Kuwaitden Ri­yâda gelerek vehhâbîlerin başına geçdi. 1342 [m. 1924] de İngilizler Tâifi ve Mek­keyi, şerîf Hüseyn efendiden alarak, buna verdiler. 1351 [m. 1932] de Sü’ûdî hü­kûmeti kurmasını sağladılar. 9 Eylül 1926 da İstanbulda çıkan Son Sâat gazetesi şu haberi vermişdi:

MEDÎNE BOMBARDIMANI

Abdül’azîz tarafından Medîne-i münevverenin bombardıman edilmesi, Hindis­tân halkı arasında galeyân yapdığını yazmışdık. Hindistânda çıkan (The Times of India) diyor ki: Son zemânlarda Medîneye hücûm ve Kabr-i Nebevîyi bombardı­man haberlerinin Hind müslimânlarında husûle getirdiği te’sîri hiçbir hâdise vü­cûde getirmemişdir. Hindistânın her tarafında bulunan müslimânlar, bu hâdise do­layısı ile o makâm-ı mukaddese ne derece hurmetkâr olduklarını göstermişlerdir. Hindistânda ve Îrândaki bu mühim teessürât, hiç şübhesiz İbni Sü’ûd üzerinde te’sîr yapacak ve onu bütün İslâm memleketlerinin nefretini kazanmamak için, böyle ha­reketlerde bulunmakdan men’ edecekdir. Hind müslimânları, İbn-üs-Sü’ûde bu fikr­lerini açıkça bildirmişlerdir. 461.

8 — ABDÜLBEHÂ ABBÂS: Behâullahın büyük oğludur. Bu da zındık idi. Sul­tân Hamîd hân, hal’ oluncaya kadar Akkada habs edildi. Hayfaya yerleşdi. Mısr, Av­rupa ve Amerikaya giderek Behâîliği yaydı. 1339 [m. 1921] da öldü. Hayfaya gömül­dü. Bâbın kemikleri de Îrândan buraya getirildi. Yerine, oğlu Şevkî geçdi. 483, 1179.

9 — ABDÜL EHAD “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Rabbânînin babası­dır. [927] de tevellüd etdi. Genç iken, Hindistânın büyük Evliyâsından olan Ab­dülkuddüs “kuddise sirruh” hazretlerinin sohbetinde bulundu. İlm öğrenmesini emr etdi. Tahsîlden dönünce, hocası [944] de ölmüşdü. Oğlu olan Rükneddîn-i Çeştî “kuddise sirruh” hazretlerinin sohbetinde yetişdi. Kâdirî ve Çeştî yolunda kemâ­le erdi. Seksen yaşında iken 1007 [m. 1598] senesinde vefât etdi. Serhend şehri dı­şında şimâl tarafında medfûndur. Yedi oğlu vardı. Dördüncüsü, İmâm-ı Rabbânî hazretleri idi. 93, 946, 962, 1064, 1163.

10 — ABDÜLFETTÂH-I BAĞDÂDÎ AKRÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hâ­lid-i Bağdâdînin talebelerindendir. Senelerce İstanbul halkını irşâd etdi. Binikiyüz­seksenbir 1281 [m. 1865] Muharrem ayının dokuzuncu Cum’a günü vefât etdi. Üs­küdârda Eski vâlide câmi’inden Karaca-Ahmed mezârlığına çıkan yol ile (Selîmi­ye-Bağlarbaşı) caddesinin kesişdiği köşedeki, Şeyh-ul-islâm Ârif Hikmet beğin kab­ristânındadır. Ârif Hikmet beğ yüzbeşinci şeyh-ul-islâm olup, 1275 [m. 1858] de ve­fât etmişdir. Dedesi vezîr İsmâ’îl Râif pâşa ile, babası kadı-asker İsmet efendi de bu kabristândadır. Medînede, büyük kütübhâne yapdırmışdır. 1198.

11 — ABDÜLGANÎ NABLÜSÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası İsmâ’îl Nablüsîdir. 1050 [m. 1640] de Şâmda tevellüd, 1143 [m. 1731] de vefât etdi. Şâm­dadır. Fıkh, tefsîr ve hadîs ilmlerinde ve tesavvufda çok derin âlim idi.Alâüddîn Attârın “kuddise sirruh” rûhâniyyetinden de feyz aldı. İstanbulda, Mısrda ve Hi­câzda da ders verdi. Yüzden fazla değerli kitâb yazdı. (Hadîka) kitâbı, Birgivînin (Tarîkat-i Muhammediyye)sinin şerhıdir. (Keşf-ün-nûr an eshâb-il-kubûr) kitâbın­da, Tâcüddîn-i Hindînin, râbıtayı isbât eden (Tâciyye) risâlesine yapdığı şerhde, Evliyânın öldükden sonra da kerâmet sâhibi olduklarını ve rûhlarından istigâse ve istifâde edileceğini çok güzel anlatmakdadır. Birinci kitâb, Süleymâniyye kütüb­hânesinde (Es’ad efendi) kısmında [3601] sayı ile mevcûddur. (Hulâsat-üt-tahkik) kitâbı, mezheblerin birleşdirilemiyeceğini isbât etmekdedir. (Keşf-ün-nûr) ve (Hülâsat-üt-tahkîk) kitâbları, Hakîkat Kitâbevi tarafından yeniden tab’ edilmiş­dir. Şâm matba’asında ilk basılan, bunun (Evrâd) kitâbıdır. 248, 419, 438, 458, 463, 497, 629, 635, 639, 730, 843, 1074, 1083, 1132, 1153, 1159, 1191.

12 — ABDÜLHAK-I DEHLEVÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Seyfed­dîndir. Hindistânın büyük âlimlerindendir. 958 [m. 1551] de tevellüd, 1052 [m. 1642] de vefât etdi. Muhammed Bâkî-billâhın talebelerindendir. Hicâzda hadîs âlimi ol­du. Delhîdedir. Çok kitâb yazdı. (Medâric-ün-nübüvve) ve (Merec-ül-bahreyn) ve (Eşi’at-ül-leme’ât) ismindeki (Mişkât) şerhı kitâbları fârisî olup, Hindistânda ba­sılmışdır. 278, 349, 357, 426, 455, 456, 457, 478, 730, 733, 771.

13 — ABDÜLHAK-I SÜCÂDİL SERHENDÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed Ma’sûm-i Fârûkînin yetişdirdiği büyüklerdendir. Urvetül-vüskâ Mu­hammed Ma’sûmu gasl etdi. Fârisî (Şerh-ı Vikâye) ve (Mesâil-i şerh-ı Vikâye) fıkh kitâbları meşhûr olup, her ikisi de Hindistânda basılmışdır. 181.

14 — ABDÜLHAKÎM EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Zâhir ve bâtın ilm­lerinde kâmil ve dört mezhebin de fıkh bilgilerinde mâhir, veliy-yi kâmil idi. Rûh bil­gilerinin mütehassısı idi. Binikiyüzseksenbir 1281 [m. 1865] senesinde Van vilâye­tinin Başkale şehrinde tevellüd, 1362 [m. 1943] de, Eyyûbde Murtedâ efendi tekke­si câmi’i imâmı iken, tevkîf edilip, Ankarada vefât etdi. Bağlumda medfûndur. Ba­bası seyyid Mustafâ, seyyid Tâhâ-i Hakkârînin “kuddise sirruh” oğlu olan, seyyid Ubeydüllahın talebesi idi. Seyyid Mustafâ çok kâmil idi. Gördüğü kimsenin, hangi nemâzı kılmadığını, yüzünden anlardı. Bunun babası, seyyid Muhyiddîndir. Onun babası, seyyid Muhammed, bunun babası da, seyyid Abdürrahmândır. İmâm-ı Alî Rızâ bin Mûsâ Kâzım soyundan olup, Seyyid oldukları, Irâkdaki şer’î mahkeme def­terlerinde yazılı olduğu gibi, seyyid Abdülkâdir-i Geylânînin torunu olan seyyid Ab­dürrezzakın mübârek el yazısı ile de tasdîk edilmiş olduğu, Van mebûsu İbrâhîm Ar­vâsın 1371 [m. 1952] de basdırdığı (Seyâhatnâme-i Kâsım-ı Bağdâdî) kitâbında ya­zılıdır. 4, 10, 33, 46, 50, 73, 76, 146, 238, 260, 276, 291, 334, 378, 386, 393, 402, 413, 421, 454, 462, 486, 534, 579, 617, 639, 651, 656, 715, 729, 735, 743, 747, 791, 877, 917, 922, 923, 969, 988, 1053, 1057, 1075, 1112, 1134, 1169, 1171, 1191, 1193.

15 — ABDÜLHAKÎM-İ SİYALKÛTÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Rab­bânî hazretlerinin sınıf arkadaşı idi. Hocaları mevlânâ Kemâleddîn-i Kişmîrî idi. Ba­bası Şemseddîn Muhammeddir. 1067 [m. 1656] senesinde, Siyâlküt şehrinde vefât etdi. Hanefî fıkh ve kelâm âlimidir. (Beydâvî)ye hâşiyesi, Sa’deddîn-i Teftâzânînin (Şerh-ı akâ’id)ine hâşiyesi ve Ahmed Hayâlînin Teftâzânî şerhıne yapdığı hâşiye­nin de (Siyalkûtî hâşiyesi) ve Teftâzânînin (Mevâkıf şerhı)ne ve (Mutavvel) adın­daki Beyân ve Me’ânî kitâbına hâşiyesi ve (Ed-Dürret-üssemîne fî-isbât-il-vâcib-i teâlâ) kitâbı meşhûrdur. 864. cü isme bakınız! 456, 1124.

16 — ABDÜLHÂLIK-I GONCDÜVÂNÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Vilâyet yolunun rehberlerindendir. İslâm âlimlerinin büyüklerindendir. Buhârâda Gonc­düvân köyünde tevellüd ve 575 [m. 1180] de orada vefât etdi. Yirmiiki yaşında iken Buhârâda Yûsüf-i Hemedânî hazretlerinin sohbetinde kemâle geldi. İmâm-ı Mâ­lik soyundandır. Babası Abdülcemîl, Malatyalı idi. Hızır aleyhisselâmdan ders al­dı. Tesavvufda meşhûr olan (Onbir temel kelime) Abdülhâlık Goncdüvânînin sözlerindendir. (Vasıyyetnâme) kitâbında diyor ki, (Sana vasıyyet eylerim ey oğul ki, her hâlinde ilm ve edeb ve takvâ üzere ol! İslâm âlimlerinin kitâblarını oku! Fıkh ve hadîs öğren! Câhil tarîkatcılardan sakın! Şöhret yapma! Şöhretde âfet vardır. Çok simâ’ eyleme! Çok simâ’, kalbde nifak yapar, kalbi öldürür. Simâ’ı inkâr da etme ki, büyüklerin çoğu simâ’ yapmışlardır. Arslandan kaçar gibi, câhillerden kaç! Bid’at sâhibi, sapıklar ile ve dünyâya düşkün olanlar ile arkadaşlık etme! Halâl­dan yi! Çok gülme! Kahkaha ile gülmek, gönlü öldürür. Herkese, şefkat ve mer­hamet et! Kimseyi hakîr görme! Kimse ile münâkaşa, mücâdele etme! Kimseden birşey isteme! Tesavvuf büyüklerine dil uzatma! Onları inkâr eden felâkete düşer. Mayan fıkh ve evin mescid olsun!) Pencere camı bunun zemânında keşf edildi. 957, 969, 1098, 1105, 1191, 1193.

17 — ABDÜLHAMÎD HÂN-I “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Osmânlı pâdişâh­larının yirmiyedincisi ve islâm halîfelerinin doksanikincisidir. Sultân üçüncü Ah­medin oğlu, sultân dördüncü Mustafâ ile, sultân ikinci Mahmûdun babalarıdır. 1137 [m. 1725] de tevellüd etdi. 1187 [m. 1773] de halîfe oldu. 1203 [m. 1789] de vefât etdi. Sirkecide, dördüncü vakf hânı karşısında, köşedeki türbededir. Oğlu dördün­cü Mustafâ hân da bu türbededir. Türbede, Yeni câmi’ tarafındaki dıvardaki do­laba yerleşdirilmiş taşda Resûlullahın mubârek ayaklarının izleri mevcûddur. Türbe yanındaki ince san’atlı olan sebili, cumhûriyyet devrinde Gülhâne parkı ka­pısı karşısına nakl edilmişdir. Yerine üçüncü Selîm hân geçdi. Vâlidesi Râbi’a sultânın rûhu için, [1192] de, Beğlerbeğinde, deniz kenârında, bir minâreli câmi’ yapdırdı. İkinci minâresini sultân Mahmûd yapdırdı. Emîrgân câmi’ini de birinci Abdülhamîd hân yapdırmışdır. Eski ismi Emîrgün idi. Çünki, dördüncü Murâd hân Revân [Erivan] kal’asını feth edince, kal’a kumandanı Mirgün oğlu, afv diledi. Ka­bûl edilip, şî’îlik propagandası yapmamak şartı ile, pâşalık rütbesi ve ayrıca Emîr­gânda bir serây kendine verildi. Mirgün oğlu burada kaldı. Fekat, sultân Murâd ve­fât edince, yerine geçen kardeşi, sultân İbrâhîm hân zemânında, kızılbaşlık pro­pagandasına başlayıp, müslimânları aldatdığı görülünce, başı kesildi. Halk arasın­da kesikbaş denilen mezârda, işte bu hurûfî babası yatmakdadır. Hurûfîler ve mülhîdler, bundan dolayı sultân İbrâhîme düşman oldular. Bu mubârek Türk sul­tânına deli İbrâhîm dediler. Gençler de, bu yalana ve uydurma hikâyelere inanı­yor. Bu temiz sultâna ve afîfe zevcesi Turhân sultâna bilmiyerek dil uzatıyorlar. Sul­tân İbrâhîm, amcası Mustafâ hânın Ayasofyadaki türbesindedir. Emîrgân korusu şimdi belediyenin olup halk için umûmî bağçedir. 850 dönüm olup Mısr Hidîvi İs­mâ’îl pâşanın bağçesi idi. Köşkü, tepededir. İsmâ’îl pâşa, İbrâhîm pâşanın oğlu olup, 1246 [m. 1830] da tevellüd ve 1313 [m. 1895] de vefât etdi. 1279 [m. 1863] da hidîv oldu. 1296 [m. 1879] da azl edildi. Yerine oğlu Tevfîk pâşa geçdi. Bu, yirmialtı ya­şında idi. İngilizler bunun zemânında Mısrın idâresine karışdı. 1309 [m. 1892] da vefât etdi. Yerine oğlu Abbâs Hilmi pâşa geçdi. Onsekiz yaşında idi. Çubukluda­ki köşk ve koru bunun idi. Bunun yerine, 1332 [m. 1914] de İsmâ’îl pâşanın oğlu Hüseyn Kâmil pâşa geçip, ittihâdcılara karşı oldu. 1335 [m. 1917] de Mısrda vefât etdi. Yerine kardeşi Ahmed Füâd geçip, 1340 [m. 1922] da, türklerden ayrılarak, devlet reîsi demek olan melik adını aldı. 1354 [m. 1936] de vefât etdi. Yerine oğ­lu Fârûk melik oldu ise de, 1371 [m. 1952] de, askerî ihtilâl olarak yurd dışına çı­karıldı. 347, 1119, 1120, 1131, 1167, 1184.

18 — ABDÜLHAMÎD HÂN-II “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Osmânlı pâdişâh­larının otuzdördüncüsü ve islâm halîfelerinin doksandokuzuncusudur. Sultân Ab­dülmecîd hânın ikinci oğludur. 21 Eylül 1258 [m. 1842] de tevellüd, 1 Şubat 1336 [m. 1918] da Beğlerbeği serâyında vefât etdi. Çenberlitaşda, dedesi sultân ikinci Mahmûdun türbesindedir. Sultân Abdül’azîz hânı şehîd eden Midhat pâşa ve ar­kadaşları 30 Mayıs 1293 [m. 1876] günü serây hazînesini ve sultân Azîz hânın şah­sî servetini de yağma etdikden sonra, sultân Abdülmecîdin Şevk-efzâ vâlide sultân­dan olan birinci oğlu beşinci Murâdı o gün halîfe yapdılar. Otuzaltı yaşında idi. Beş gün sonra, 4 Hazîran 1293 [m. 1876] de sultân Abdül’azîz Fer’ıyye serâyında şehîd edilince, sultân Murâdın şü’ûru bozuldu. Üç ay ve bir gün süren saltanatından son­ra, 31 Ağustos günü tahtdan indirildi. Çırağan serâyına götürüldü. Yirmisekiz se­ne dahâ burada yaşadı. 29 Ağustos 1322 [m. 1904] de vefât edince, Eminönünde Tur­hân vâlide sultân türbesine defn edildi. 11 Şa’bân 1293 ve 31 Ağustos 1876 da ikin­ci Abdülhamîd hânı halîfe yapdılar ve devlet işlerine karışmaması, yalnız millet mec­lisinin çıkaracağı kanûnlara göre hareket etmesi için söz aldılar. (Tanzîmât-i hay­riyye)ye sâdık kalacağını bildiren (Kanûn-ı esâsî)yi i’lân etdirdiler. Abdülmecîd hâ­nın ikinci oğlu olan sultân Abdülhamîd onbir yaşında iken annesi Tîr-i Müjgân ikin­ci kadın efendi vefât etmişdi. Dördüncü kadın efendi Perestu sultân tarafından bü­yütüldü. Pâdişâh olunca, bunu Valîde sultân i’lân etdi. Büyük kardeşi ile berâber tahsîl gördü. Arabca, farsca, fransızca ve dînî ilmlerde çok iyi yetişdirildi. (Türki­ye târîhi)nde diyor ki, (İkinci Abdülhamîd hân, ittihâdcıların propaganda etdik­leri gibi câhil değil, onların hemen hepsinden dahâ bilgili idi.)Merkezi Selânikde bulunan üçüncü ordunun genç subayları, İstanbula gelerek, 1327 [m. 1909] de ha­lîfeyi tahtından indirip, Selâniğe götürdü. Mâbeyn başkâtibi Es’ad beğ (Hâtırât-ı Abdülhamîd hân) kitâbında, ikinci Abdülhamîd hânın memlekete hizmetlerini uzun yazmakdadır. 377, 399, 542, 636, 732, 1072, 1078, 1083, 1097, 1098, 1138, 1140, 1154, 1189, 1196, 1197.

19 ABDÜLHAYY “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hindistânda Safâ şehrin­dendir. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin sohbetinde yıllarca bulundu. Çok feyzlere kavuşdu. Muhammed Ma’sûm hazretlerinin emrleri ile, (Mektûbât)ın ikinci cildi­ni topladı. Tesavvufu âşıklara bildirmek için, Pütne şehrine gönderildi. Orada bu­lunanları irşâd eyledi. Velîler, halîfeler yetişdirdi. Kutb olduğu müjdelendi. Abdül­hayy Luknevî için 82. ci isme bakınız! 910, 952.20 — ABDÜLKÂDİR-İ GEYLÂNÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhyiddîn Ebû Muhammed bin Ebû Sâlih Mûsâ Cengî dost, Îrânın Geylân şehrinde, 471 [m. 1078] de tevellüd, 561 [m. 1166] de Bağdâdda vefât etdi. Babası hazret-i Hasenin oğlu Hasen-i müsennânın oğlu Abdüllahın soyundandır. Hazret-i Hüseynin kızı Fâtımanın Abdüllahın vâlidesi olduğu (Kısas-ı Enbiyâ)da yazılıdır. Bunun için Ab­dülkâdir-i Geylânî, hem seyyid, hem de şerîfdir. Anası Fâtıma binti Ebû Abdül­lah seyyidedir. Fıkh ve hadîs ilmlerinde müctehid idi. Önceden Şâfi’î mezhebin­de idi. Hanbelî mezhebi unutulmak üzere olduğundan, Hanbelî mezhebine geç­di. Böylece, bu mezheb yayıldı. Önceleri ders verirdi. Çok meşhûr oldu. Sonra te­savvufa daldı. Cüneyd-i Bağdâdî yolundaki Ebû Sa’îd Alî Mahzûmîden feyz al­dı.

İnsanı Allahü teâlânın sevgisine kavuşduran yol ikidir: Birisi (Nübüvvet yolu) olup, aslın aslına kavuşdurur. Eshâb-ı kirâmın hepsi, bu yoldan vâsıl oldular. Son­ra gelenlerden pekaz zevât da, bu yoldan ermişdir. Bu yolda sebebe, vâsıtaya lü­zûm yokdur. Bir kâmil ve mükemmilin sohbetinde kemâle geldikden sonra, fey­zi asldan alıp ilerlerler. İkinci yol, (Vilâyet yolu)dur. Kutblar, Evtâd, Nücebâ, Büdelâ ve bütün Evliyâ bu yoldan vâsıl olmuşdur. Bu yola, (Sülûk yolu) da denir. Bu yolda, vâsıta, aracı lâzımdır. Her iki yolun reîsi ve rehberi Resûlullahdır. Vi­lâyet yolunun imâmı, feyz kaynağı, hazret-i Alîdir. Bu yolda, Resûlullah onu ve­kîl etmişdir. Hazret-i Fâtıma ve Hasen ile Hüseyn onunla ortakdırlar. Bu yolda gi­denlerin hepsine feyz ve hidâyet, hazret-i Alînin aracılığı ile gelir. Ondan sonra haz­ret-i Hasen ve Hüseyn bu vazîfeyi teslîm aldı. Bunlardan sonra, sıra ile, oniki imâ­mın evlâdına verildi. Sonları olan Muhammed Mehdîden sonra, başkasına veril­medi. Bütün Evliyâya feyz ve hidâyet bunlardan gelmeğe devâm etdi. Abdülkâ­dir-i Geylânî kemâle gelince, bu mansıb, ona verildi. Bundan sonra da, kimseye ve­rilmediği keşf ve müşâhede ile anlaşılmakdadır. Vefâtından sonra da, kıyâmete ka­dar, herkese, feyz, rüşd ve hidâyet, onun rûhâniyyetinden gelmekdedir. Her asr­da gelen müceddidler, onun vekîlleridir. İmâm-ı Rabbânî (Nübüvvet yolu) ile vâsıl olduğundan, vâsıtaya ihtiyâcları yokdur. Ebû Bekr-i Sıddîk, nübüvvet yolun­da Resûlullahın vekîlidir. 50, 60, 66, 90, 91, 120, 278, 281, 357, 456, 458, 509, 511, 766, 771, 909, 919, 922, 929, 958, 1016, 1061, 1164, 1169, 1171, 1180, 1181, 1193.

21 ABDÜLKERÎM “radıyallahü anh”: Eshâb-ı kirâmdandır. Mu’âviye “radıyallahü anh”ın İstanbulu feth etmek için, gönderdiği askerler arasında iken hastalanarak, Akyazı ile Pazarköy arasında vefât etmişdir.

22 ABDÜLKERÎM-İ RÂFİ’Î “rahmetullahi teâlâ aleyh”: “Babası Muham­meddir. 623 [m. 1226] de Kazvinde vefât etdi. Şâfi’î âlimlerindendir. (Muharrer) adındaki fıkh kitâbı meşhûrdur. Bunu birçok âlimler şerh etmişdir. İmâm-ı Neve­vînin (Minhâc) adındaki muhtasarı çok kıymetlidir. (Minhâc)ı da şerh etmişlerdir. Bunların en kıymetlisi İbni Hacer-i Mekkînin (Tuhfe-tül-muhtâc) adındaki şerhı­dir. Dört cilddir. 415, 1156.

23 — ABDÜLKUDDÜS: Babası Abdüllahdır. Muhammed bin Muhammed Ârif Çeştînin ve Derviş Muhammed Sühreverdînin halîfesi, imâm-ı Rabbânînin baba­sı Abdül-Ehad hazretlerinin üstâdı idi. Çok kitâbı vardır. Bunlardan (Envârül-uyûn) meşhûrdur. Buyururdu ki, (Hâtıralar, vesveseler iki dürlüdür: Birincisi, ibtilâ ve imtihân için gelir. Bunlara günâh, cezâ olmaz. Yükselmeğe sebeb olurlar. İkinci­si, sonsuz felâkete sebeb olur.) Oğlu ve halîfesi Rükneddîne yazdığı mektûbda bu­yuruyor ki, (Vaktin kıymetini bil! Gece gündüz ilm öğrenmeğe çalış! Her zemân abdestli bulun! Beş vakt nemâzı, sünnetleri ile ve ta’dîl-i erkân ile, huzûr ve hu­şû’ ile ve dînin sâhibinin bildirdiği gibi kılmağa çalış! Bunları yapınca, dünyâda ve âhıretde, sayısız ni’metlere kavuşursun. İlm öğrenmek, ibâdet yapmak içindir. Kı­yâmet günü, işden sorulacak, çok ilm öğrendin mi diye sorulmıyacakdır. İş ve ibâ­det de, ihlâs elde etmek içindir. İhlâs da, hakîkî ma’bûd ve kaydsız, şartsız var olan sevgiliyi sevmek içindir.) 944 [m. 1538] de, Hindistânda, Kenküh şehrinde vefât et­di. Hâcı Abdülvehhâb-ı Buhârî bir tefsîr yazmışdı. Abdülkuddüs hazretlerine gönderdi. Bir yerini açınca, Ehl-i beytin temizliğini bildirirken, (Fâtıma son nefe­sinden emîn idi. Onun sonu, elbette hayrlı idi) yazılmış gördü. Bunun kenârına, (Bu yazı, Ehl-i sünnet mezhebine uygun değildir) yazıp geri gönderdi. Abdülkuddü­sün yazısının doğru olduğu anlaşıldı. Hâl tercemesi, 1036 da te’lîf ve 1336 da tab’ edilen fârisî (Siyer-ül-aktâb) kitâbında yazılıdır. 1060, 1163.

24 ABDÜLLAH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Resûlullahın Hadîce-tül-küb­râdan olan son çocuğudur. Nübüvvetden sonra tevellüd edip, memede iken vefâtetdi. Tayyib ve Tâhir de denilir. Abdüllah vefât edince, Âs bin Vâil (Muhammed ebter oldu) ya’nî soyu kesildi dedi. (İnnâ a’taynâ) sûresi gelerek, Âs kâfirine Al­lahü teâlâ cevâb verdi.

25 — ABDÜLLAH AĞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Üçüncü Murâd hânın bos­tancı başıdır. 1000 [m. 1591] de Kısıklı câmi’ini yapdırdı. Beğlerbeğinde ıstavroz câmi’i ve Langada da bir câmi’i vardır. Kabri Kısıklı câmi’inin yanındadır.

26 — ABDÜLLAH BİN ABBÂS “radıyallahü anhümâ”: Resûlullahın en kü­çük amcası olan Abbâsın oğludur. Hicretden üç yıl önce Mekkede tevellüd, 68 [m. 687] de, Tâifde vefât etdi. Uzun boylu, beyâz, güzel idi. 3, 71, 82, 208, 210, 376, 383, 387, 391, 392, 416, 452, 467, 505, 514, 516, 553, 620, 643, 781, 790, 1010, 1070, 1116, 1139, 1165.

27 — ABDÜLLAH BİN ABDÜLMUTTALİB “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed aleyhisselâmın mubârek babasıdır. Babasının onuncu oğludur. Onse­kiz veyâ yirmibeş yaşında iken, hazret-i Âmine ile evlendi. Birkaç ay sonra, Me­dîneye giderken yolda, Resûlullah efendimiz dünyâya gelmeden yedi ay önce ve­fât etdi. Hazret-i Hamza, Abdüllahdan, hazret-i Abbâs da, Hamzadan dahâ küçük idi. 350, 375, 376, 378, 390, 391, 1051, 1068, 1078, 1139.

28 — ABDÜLLAH BİN CAHŞ “radıyallahü anh”: Resûlullahın halası Ümey­me ile Cahşın oğludur. Zevcât-ı tâhirâtdan Zeyneb binti Cahşın kardeşidir. Habe­şe iki kerre hicret etdi. Birkaç kerre ordu kumandanı yapıldı. Bedr gazâsı esîrle­ri için, Resûlullah hazret-i Ebû Bekre ve Ömere ve buna danışmışdı. Uhudda şe­hîd olup, dayısı olan hazret-i Hamza ile bir mezâra defn edildi. 1196.

29 — ABDÜLLAH BİN EBÎ EVFÂ “radıyallahü anh”: Eshâb-ı kirâmdan, Kû­fe şehrinde, en son vefât eden budur. 86 [m. 705] senesinde vefât etdi. 441.

30 — ABDÜLLAH BİN SÂLİH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: 900. cü sırada, Tâ­hâ-yı Hakkârî ismine bakınız!

31 — ABDÜLLAH BİN FAYSAL: Terkînin torunudur. 1306 [m. 1888] da Vehhâbî emîri idi. Babası Faysal zemânında, 1271 [m. 1854] senesinde, Ummâna karşı harb ederek, vergiye bağlamışdı. Medîne şimâlindeki (Hâil)de bulunan Mu­hammed ibnür-Reşîde mağlûb ve esîr oldu. 447.

32 — ABDÜLLAH BİN HANZALA “radıyallahü anhümâ”: Ensâr-ı kirâmın büyüklerindendir. Uhud gazâsından bir yıl sonra dünyâya geldi. [63] yaşında Ab­düllah bin Zübeyr vak’asında Medînede şehîd oldu. Babası Hanzala, Uhud gazâ­sına çıkılacağı gece evlenmişdi. Ertesi gün şehîd olup, melekler yıkamışdı. Bunun için (Gasîl-ül-melâike) ismi ile şereflenmişdi. 787.

33 — ABDÜLLAH BİN KEVÂ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Tâbi’îndendir. Deve vak’asında Alî “radıyallahü anh”ın yanında idi. 510.

34 — ABDÜLLAH BİN MAHMÛD “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Mecdeddîn-i Mûsulî denir. Hanefî mezhebi fıkh âlimlerindendir. [599] da tevellüd, 683 [m. 1285] de vefât etdi. (Muhtâr) ve bunun şerhı olan (İhtiyâr) kitâbları meşhûrdur. 444, 617.

35 — ABDÜLLAH BİN MES’ÛD “radıyallahü anh”: İslâma gelenlerin altın­cısıdır. Genç iken îmân etdi. Kur’ân-ı kerîmi ve çok hadîs-i şerîf ezberledi. İki ker­re Habeşe ve Medîneye hicret etdi. Bütün gazâlarda ve Yermük muhârebesinde bulundu. Cennetle müjdelendi. 32 [m. 651] senesinde vefât etdi. Bakî’dedir. 3, 95, 268, 439, 440, 447, 628, 641, 644, 787, 993, 1077, 1185.

36 — ABDÜLLAH BİN MUBÂREK “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Tebe’i tâ­bi’înin büyüklerindendir. Hanefî, hadîs ve fıkh âlimidir. [118] de tevellüd, 181 [m. 797] de vefât etdi. 99, 211, 467, 607, 611.

37 — ABDÜLLAH BİN MUHAMMED BİTÛŞÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Bağdâd şimâlinde Zûr şehrinde tevellüd ve 1211 [m. 1796] senesinde Basrada vefât etdi. (Hadîkatüs-serâir) kitâbı meşhûrdur.

38 — ABDÜLLAH BİN ÖMER “radıyallahü anhümâ”: Eshâb-ı kirâmın bü­yüklerindendir. Hicretden ondört sene önce tevellüd ve 73 [m. 692] senesinde Mek­kede vefât etdi. Babası ile birlikde îmân etdi. Çocuk olduğundan en önce Hendek gazâsında bulundu. Çok müttekî idi. Hilâfet için, bir tarafa karışmamağa ictihâd etmişdir. (Kısas-ı Enbiyâ)da, Hayber gazâsını anlatırken diyor ki, (Eshâb-ı kirâm arasında, en çok hadîs bilen, Abdüllah bin Ömer idi. İşitdiklerini yazardı. Ondan sonra, en çok hadîs bilen, Ebû Hüreyre idi). 209, 258, 287, 457, 477, 607, 643, 691, 721, 733, 734, 780, 917, 1008, 1011, 1092.

39 — ABDÜLLAH BİN SELÂM “radıyallahü anh”: Ensâr-ı kirâmın büyük­lerindendir. Yehûdî âlimlerinden idi. Fahr-i âlemi “sallallahü aleyhi ve sellem” işi­tince, yanına gitdi. Bunu, nübüvvet nûru ile tanıyıp, (Sen Medîne âlimi İbni Selâm mısın?) buyurdu ve İhlâs-ı şerîf okudu. Abdüllah, hemen (Tevrâtın haber verdi­ği âhır zemân Peygamberi budur) diyerek, îmân etdi. Osmân “radıyallahü anh” vak’asında âsîlere çok nasîhat etmişdi. [43] senesinde vefât etdi. 364.

40 — ABDÜLLAH BİN SÜ’ÛD: Sultân ikinci Mahmûd hân zemânında, [1231] de vehhâbî emîri oldu. Ehl-i sünnete çok zulm yapdı. 1233 [m. 1818] de yakalana­rak Mısra ve sonra İstanbula getirilip i’dâm edildi.

41 — ABDÜLLAH BİN TÂHİR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Me’mûn halîfe ze­mânında Horâsân vâlîsi idi. Onyedi sene adâlet ile idâre edip, 230 [m. 844] da Ni­şâpûrda vefât etdi. 211.

42 — ABDÜLLAH BİN ZEYD “radıyallahü anhümâ”: Tâbi’înin büyüklerin­dendir. Ensârdan Zeyd bin Erkamın “radıyallahü anh” oğludur. Babası, küçük ol­duğundan Uhud gazâsına götürülmemiş, diğer gazâların hepsinde hâzır bulunmuş­du. 61 [m. 680] senesinde Kûfede vefât etmişdi. 392.

43 — ABDÜLLAH BİN ZÜBEYR “radıyallahü anhümâ”: Aşere-i mübeşşe­reden olan Zübeyr bin Avvâmın oğludur. Ebû Bekr-i Sıddîkın kızı Esmânın oğlu­dur. Medînede Muhâcirlerden ilk önce dünyâya gelen çocuk budur. Çok cesûr idi. Çok ibâdet ederdi. Tunus muhârebesinin kazanılmasına sebeb olmuşdu. Deve har­binde babası ile birlikde, Âişe “radıyallahü anhüm” yanında idi. Yezîde bî’at et­medi. Hazret-i Hüseyn şehîd olunca, Mekkede halîfe oldu. Yezîdin vefâtından son­ra da, dokuz sene halîfelik yapdı. Abdülmelikin gönderdiği Haccâc bin Yûsüf ta­rafından 73 [m. 692] de yetmişüç yaşında şehîd edildi. 172, 801, 1035, 1135.

44 — ABDÜLLAH BİN ZÜBEYR “radıyallahü anh”: Abdül-Muttalibin oğ­lu Zübeyr, babası hayâtda iken vefât etdi. Oğlu Abdüllah îmâna gelip, Huneyn ga­zâsında Resûlullahın yanından hiç ayrılmadı. Hazret-i Ebû Bekr zemânında Filis­tinde (Ecnâdeyn) muhârebesinde çok kahramânlık gösterip, otuz yaşında şehîd ol­du. Cesedini on rum ölüsü arasında buldular. Hepsini bunun öldürdüğü anlaşıldı. 1065.

45 — ABDÜLLAH BOSNEVÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Abdüllah Abdî bin Muhammed, Bayrâmiyye meşâyıhinden olup, 1054 [m. 1645] de Konyada ve­fât etdi.

46 — ABDÜLLAH HÂŞİMÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ürdün Emîri idi. Şerîf Hüseynin oğludur. 1299 [m. 1882] da tevellüd, 1370 [m. 1951] de mescidde şe­hîd edildi. Yerine oğlu Talâl geçdi ise de, [m. 1953] de yerini oğlu Hüseyne terk et­di. Emîr Hüseyn 1354 [m. 1936] de tevellüd etdi. Ürdün devletini çok iyi idâre et­mişdir. Komünist komandolarla mücâdele edip zafer kazanmışdı. m. 1999 da ve­fât etmişdir. 376.

47 — ABDÜLLAH-İ DÂRİMÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İkiyüzdokuzuncu [209. cu] sırada, Dârimî ismine bakınız!

48 — ABDÜLLAH-İ DEHLEVÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Seyyiddir. Baba­sı şâh Abdüllatîf, rü’yâda hazret-i Alînin emri ile adını Alî koymuşdur. Kendisi Gu­lâm-ı Alî yapdı. Tesavvuf mütehassıslarının büyüklerindendir. Müslimânların göz­bebeğidir. 1158 [m. 1744] de Hindistânın Pencâb şehrinde tevellüd, 1180 [m. 1765] de, Mazher-i Cân-ı Cânân ile teşerrüf eyledi. Çok kerâmetleri görüldü. En büyük

kerâmeti, gelen sâdık kimselerin kalblerine bir teveccüh ederek feyz ve bereketle doldururdu. Binlerce âşıkı, bir bakışda cezbelere ve vâridât-i ilâhiyyeye kavuşdu­rurdu. 1240 [m. 1824] da Delhîde vefât eyledi. Şâhcihân câmi’i yakınındaki kendi Dergâhında, çok san’atle yapılmış mermer dıvâr içinde üstâdının yanında ve onun garb tarafında medfûndur. Çeşidli memleketlere göndermiş olduğu mektûblarından yüzyirmibeş adedi talebelerinden Rauf Ahmed müceddidî tarafından toplanarak (Mekâtîb-i şerîfe) ismi verilmiş ve önce 1334 [m. 1915] senesinde Madrasda ve sonra binüçyüzyetmişbir 1371 [m. 1951] senesinde Lâhorda ve 1396 [m. 1976] sene­sinde, İstanbulda, basılmışdır. Şâh Rauf Ahmed, bir sene içinde işitdiklerini de bir kitâb hâlinde toplamış, buna (Dürr-ül-me’ârif) ismini vermişdir. 1394 [m. 1974] se­nesinde İstanbulda yeniden tab’ edilmişdir. Rauf Ahmed, İmâm-ı Rabbânînin kü­çük oğlu Muhammed Yahyâ soyundan olup, 1253 [m. 1837] de hacca giderken, Ye­mende, denizde şehîd oldu. Behûpal şehrinde irşâd ile meşhûr idi. 459, 466, 486, 733, 765, 766, 771, 773, 789, 921, 957, 969, 992, 1016, 1072, 1073, 1086, 1095, 1105, 1121, 1133, 1143.

49 — ABDÜLLAH-İ ENSÂRÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası, Muhammed bin Alîdir. 396 [m. 1005] da Hirâtda tevellüd, 481 [m. 1088] de orada vefât etdi. Şeyh-ul-islâm idi. Hanbelî idi. (Te’arrüf) kitâbına şerhı ve (Menâzil-üs-sâyirîn) ki­tâbı meşhûrdur. 91, 92, 312, 749, 750, 1013.

50 — ABDÜLLAH-İ KURTUBÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: 551. ci sırada Kurtubî ismine bakınız!

51 — ABDÜLLAH-İ NESEFÎ: 717. ci sırada Nesefî ismine bakınız!

52 — ABDÜLLAH-İ RÛMÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Yeni-şehrli Abdüllah efendi, 1130 [m. 1717] da şeyh-ul-islâm oldu. Buğaziçinde Kanlıcada 1156 [m. 1743] senesinde vefât etdi. Kanlıcada, İskender pâşa câmi’i yanındadır. (Behce-tül-fe­tâvâ) fetvâ kitâbının sâhibidir. 319, 390, 392, 490, 542, 592, 602, 862, 886.

53 — ABDÜLLAH-I TERCÜMÂN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Akdenizde Ba­lear adalarının büyüğü olan Mayorka adasında bir hıristiyanın tek çocuğudur. Asl ismi Anselmo Turmeda olup bir İspanyol papası idi. Nebuniye şehrinde, en meşhûr papas olan Nikola Mertilin yanında yetişdi. İncîli ezberledi. Bu papasın yol göster­mesi ile Tunusa geldi. Müslimân oldu. Arabcayı ve islâm ilmlerini iyi öğrendi. Hı­ristiyanlığın iç yüzünü, nasıl bozulduğunu gösteren (Tuhfe-tül-erîb) adında bir kitâb yazdı. Kitâbı 823 [m. 1420] de temâmladı. 1290 [m. 1873] da Londrada ve Elmünkız kitâbı ile birlikde 1402 [m. 1981] de Hakîkat Kitâbevi tarafından, İstanbulda basdı­rılmışdır. Hâcı Zihnî efendi türkçeye çevirdi. Oğlu Abdül-Halîm, bu kitâbı arabca kısaltmışdır. Yazması Berlin kütübhânesindedir. Türkçesi, Osmânlılar zemânında İs­tanbulda basıldığı gibi, lâtin harfleri ile, 1385 [m. 1965] de tekrâr basdırılmışdır.

54 — ABDÜLLATÎF-İ HARPÛTÎ: 1330 [m. 1912] senesinde İstanbul Dâr-ül­fünûnunda (İlm-i kelâm) mu’allimi [profesörü] idi. (Tenkîh-ul kelâm) adındaki ki­tâbında, islâm dînini ilm, akl ve fen ile çok güzel müdâfe’a etmekdedir. 543.

55 — ABDÜLMECÎD HÂN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Osmânlı pâdişâhları­nın otuzbirincisi ve islâm halîfelerinin doksanaltıncısıdır. Sultân ikinci Mahmûdun oğludur. Sekiz oğlundan dördü pâdişâh oldu. 1237 [m. 1821] de doğdu. 1255 [m. 1839] de pâdişâh oldu. 24 Hazîran 1277 [m. 1861] de vefât etdi. Sultân Selîm câmi’i bağ­çesindedir. Dolmabağçe serâyını ve galata köprüsünü yapdırdı. (Eshâb-ı kirâm) ki­tâbında geniş bilgi vardır. 538, 698, 732, 826, 1047, 1063, 1083, 1131, 1153, 1167, 1187.

56 — ABDÜLMESÎH: Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimize süâl sormak için Necrandan gelen hıristiyanların reîsi idi. 369, 370.

57 — ABDÜLMUTTALİB: İsmi Şeybedir. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sel­lem” efendimizin dedesidir. Kureyş kabîlesinin reîsi idi. Hâşimin oğludur. Amca­sı Muttalib, Mekkelilere bunu, kölesi olarak tanıtdığı için, Abdülmuttalib ismi ile şöhret bulmuşdur. Hazret-i İsmâ’îlden kalmış olan zemzem kuyusu, Cürhüm hü­kûmeti zemânında gayb olmuşdu. Bu kuyuyu bularak temizletdi. Oniki oğlu ve al­tı kızı vardı. En büyükleri Ebû Tâlib, en küçükleri Abbâs idi. Abdüllah, Resûlul­lahın tevellüdünden yedi ay önce vefât etdiği için, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” dedesinin yanında büyüdü. Sekiz yaşında iken dedesi de vefât etdi. İsmâ’îl aleyhisselâmın dînine göre ibâdet ederdi. 378, 390, 1059.

58 — ABDÜLVEHHÂB-İ ŞA’RÂNÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Aliy-yül­Havâsın talebesidir. 973 [m. 1565] de vefât etdi. Dört mezhebin fıkh bilgilerini an­latan (Mîzân-ül-kübrâ) kitâbı iki cilddir. [1275] de Mısrda basılmışdır. (Letâif-ül­minen) kitâbının birinci cildi 56. cı sahîfesinden i’tibâren kimyâ ilmini ve Câbir bin Hayyânı uzun anlatmakdadır. Buna (Minen-ül kübrâ) da denir. 1357 de basıl­mışdır. Kenârında Tâcüddîn-i İskenderînin (Letâif-ül minen) ve (Miftâh-ul-felâh) kitâbları vardır. (Envâr-ül-kudsiyye)si, (Tabakât-ül-kübrâ)sının kenârında basıl­mışdır. Hadîs ve Şâfi’î fıkh âlimidir. Çok kitâbı vardır. 80, 388, 458, 775, 825, 1005, 1129.

59 — ABDÜ-MENÂF: Resûlullahın ikinci dedesi olan Hâşim, Abdü-Şems, Mut­talib ve Nevfelin babaları ve Kusayyin oğludur. İsmi Mugîredir. Menâf, Kureyş ve Huzeyl kabîlelerinin bir putu idi. Abd-üd-dâr ve Abd-ül-Uzzâ adındaki kardeşle­ri arasında en şereflisi ve Kâ’be bekçisi oldu. Kâ’benin anahtarı Abd-üd-dâr oğul­larında idi. 390.

60 — ABDÜRRAHÎM: Tütün içmenin günâh olmadığını bildirmişdir. 639.

61 — ABDÜRRAHÎM SEMERKANDÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Bekr-i İmâdînin oğlu olup, Mergınânî, Fergânî ve Semerkandî lakabları ile meş­hûrdur. Hanefî fıkh âlimidir. Hidâye kitâbının sâhibi olan Burhân-üd-dîn Alînin torunudur. Altıyüzellibir 651 [m. 1253] de hayâtda idi. (Füsûl-i imâdî) fıkh kitâ­bı meşhûrdur.

62 — ABDÜRRAHMÂN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Zebid müftîsi idi. Sey­yiddir. Vehhâbîleri reddiyyesi çok kıymetlidir. 454.

63 — ABDÜRRAHMÂN BİN AVF “radıyallahü anh”: Abd-i Avf bin Hars bin Zühre bin Kusay torunudur. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden ve aşere-i mübeşşe­redendir. Önce îmân eden sekiz kişiden biridir. Uzun boylu, beyâz idi. Bütün ga­zâlarda bulundu. Uhudda iki kâfir öldürdü. Hazret-i Ömerin halîfe olmak için seç­diği altı kişiden biridir. Uhud gazâsında yirmi yerinden yaralandı. Topal oldu ve oniki dişi düşdü. Çok zengin idi. Çok sadaka verirdi. [31] senesinde, yetmişbeş ya­şında vefât etdi. Beyâz, iri, güzel idi. 133, 510, 621, 696, 772, 790, 845, 1095.

64 — ABDÜRRAHMÂN BİN EBÛ BEKR “radıyallahü anhümâ”: Babası, de­desi ve oğlu hep Eshâbdandırlar. Bedr ve Uhudda düşman ordusunda idi. Hudey­biyede müslimân oldu. Yemâme cenginde çok kahramânlık etdi. Yedi kâfiri öldür­dü. Deve günü, kız kardeşi Âişenin “radıyallahü anhümâ” yanında idi. 53 [m. 673] senesinde vefât etdi. Mekkededir. 506, 1035.

65 — ABDÜRRAHMÂN BİN MUHAMMED “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Gelibolulu Süleymân efendinin torunudur. Şeyhîzâde denir. Dâmâd adı ile meş­hûrdur. Rumeli kâdî-askeri idi. Şeyh-ul-islâmın dâmâdı idi. 1078 [m. 1668] de ve­fât etdi. (Mecma’ul-enhür) adındaki (Mültekâ şerhı) meşhûrdur.

66 — ABDÜRRAHMÂN CEVZÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Alîdir. Hanbelî fıkh âlimidir. [508] de tevellüd, 597 [m. 1202] de Bağdâdda vefât etdi. Ebül­ferec ibni Cevzî adı ile meşhûrdur. Tefsîr, hadîs ve Hanbelî fıkh ve târîh bilgilerin­de derin âlim idi. Yüzden fazla kitâb yazdı. (El-mugnî) tefsîri meşhûrdur. 210, 311, 442, 457, 458, 494, 497, 641, 1070.

67 — ABDÜRRAHMÂN İMÂDÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Mu­hammed Imâd-üd-dîndir. Şâm müftîsi idi. 978 [m. 1571] de tevellüd, 1051 [m. 1641] de vefât etdi. Hanefî fıkh âlimlerindendir. (El-hediyye fil-ibârât-il-fıkhiyye) kitâbı meşhûrdur. 487, 629, 639.

68 — ABDÜRREZZAK KÂŞÎ: Tesavvuf ve fıkh âlimidir. Tefsîr, Füsûs şerhı ve kıymetli eserleri vardır. 730 da vefât etdi.

69 — ÂBİDÎN PÂŞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: [1259] da tevellüd, 1324 [m. 1906] de vefât etdi. Fâtih câmi’i şerîfi bağçesindedir. Ankara vâlîsi iken (Mesne­vî)yi şerh etmişdir. 732.

70 — ADAM SMİTH: İngiliz iktisâdcısıdır. 1135 [m. 1723] de İskoçyada tevel­lüd, 1214 [m. 1799] de vefât etdi. Yirmibir yaşında iken Glaskow üniversitesine man-tık profesörü oldu. [m. 1759] da yazdığı (Ahlâk duyguları teorisi) kitâbı ile devri­nin filozofları arasına girdi. [m. 1776] da neşr etdiği (Milletlerin tabî’atleri ve zenginlikleri) kitâbında, ticâretde serbest rekâbeti ve iktisâdda liberalizmi sa­vundu. (Servetin kaynağı çalışmakdır. Paranın değeri, arz ve taleb üzerine kurul­muşdur. Bunlar hükûmetler tarafından zorlanamaz) dedi. 792.

71 — ADDÂS “radıyallahü anh”: Mekkede Utbe ve Şeybe kâfirlerinin kölesi, Nusaybinli nasrânî idi. Resûlullahı bir görüşde îmân etdi. 353.

72 — ÂDEM “aleyhisselâm”: Yeryüzünde yaratılan ilk insandır ve ilk Peygam­berdir. Bütün insanların babasıdır. Çeşidli memleketlerden getirilen toprakları me­lekler su ile çamur yapıp, insan şekline koydu. Mekke ile Tâif arasında kırk sene yatıp (Salsâl) oldu. Pişmiş gibi kurudu. Önce Muhammed aleyhisselâmın nûru al­nına kondu. Sonra Muharremin onuncu Cum’a günü rûh verildi. Herşeyin ismi ve fâidesi bildirildi. Boyu ve yaşı kesin olarak bildirilmedi. Bir rivâyetde boyu beş­yüz zrâ’ [ikiyüzelli metre] idi. Cennetden çıkınca altmış zrâ’ oldu. Allahü teâlânın emri ile, bütün melekler, Âdeme doğru secde etdi. Meleklerin hocası olan İblîs, em­ri dinlemedi. Secde etmedi. Kırk yaşında iken (Firdevs) adındaki Cennete götü­rüldü. Cennetde yâhud dahâ önce, Mekke dışında uyurken sol kaburga kemiğin­den, hazret-i Havvâ yaratıldı. Allahü teâlâ, bunları nikâh etdi. Cennetde, bin se­ne kadar yaşayıp, yasak edilen ağaçdan unutarak, önce Havvâ, sonra kendisi, buğday yidikleri için çıkarıldılar. Âdem “aleyhisselâm”, Hindistânda, Seylân (Se­rendip) adasına, Havvâ ise, Ciddeye indirildi. İkiyüz sene ağlayıp yalvardıkdan son­ra, tevbe ve düâları kabûl olup, hacca gelmesi emr olundu. Arafât ovasında, Hav­vâ ile buluşdu. Kâ’beyi yapdı. Her sene hac yapdı. Arafât meydânında veyâ baş­ka meydânda, kıyâmete kadar gelecek çocukları, belinden zerreler hâlinde çıkdı. (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?) soruldu. Hepsi (Evet) dedi. Sonra, hepsi zer­reler hâline gelip, beline girdiler. Yâhud, belinden yalnız kendi çocukları çıkdı. Her çocuğun belinden, bunun çocukları çıkdı. Böylece, herkes, kendi babasından zâ­hir oldu. Sonra Şâma geldiler. Burada yirmi def’a ikiz evlâdı, bir def’a da yalnız Şît “aleyhisselâm” oldu. Neslinden kırkbin kişiyi gördü. Binbeşyüz yaşında iken evlâdına Peygamber oldu. Evlâdı çeşidli dil ile konuşdu. Cebrâîl “aleyhisselâm” oniki kerre gelmişdir. Oruc, her gün bir vakt nemâz, gusl abdesti emr edildi. Ki­tâb gelip, fizik, kimyâ, tıb, eczâcılık, matematik bilgileri öğretildi. Süryânî, İbrâ­nî ve Arabî diller ile kerpiç üstünde çok kitâb yazıldı. Hiç sakalı yok idi. İlk saka­lı çıkan Şît aleyhisselâmdır. Çok güzel idi. Siyâh saçlı, buğday renkli idi. Havvâ da böyle idi. Bir rivâyete göre, ikibin yaşına gelince, onbir gün hasta olup, Cum’a gü­nü vefât etdi. Havvâ, kırk sene sonra Ciddede vefât etdi. Kabrleri, Kudüsde veyâ Minâda mescid-i Hîfde veyâ Arafâtdadır. Hayâtlarını bildiren rivâyetler de çok farklıdırlar. 3, 18, 26, 57, 64, 79, 80, 81, 83, 84, 95, 106, 208, 210, 265, 290, 344, 354, 355, 356, 364, 378, 379, 387, 390, 391, 440, 442, 450, 451, 482, 488, 501, 502, 507, 519, 525, 541, 544, 545, 574, 601, 679, 714, 715, 745, 801, 996, 997, 1109, 1157, 1180, 1188.

73 — ADNÂN: Resûlullahın yirmibirinci babasıdır. Alnında Resûlullahın nû­ru parlıyordu. Hicâzda bulunan arab kabîleleri hep bunun soyundandır. Resûlul­lahın bundan önceki dedelerinin adı kesin olarak belli değildir. Abdüllah ibni Ab­bâs buyurdu ki, (Adnân ile İsmâ’îl “aleyhisselâm” arasında otuz baba vardır. Fe­kat, kimler oldukları belli değildir). 390, 1157.

74 — AHMED ÂSIM “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ayntablıdır. Seyyiddir. 1235 [m. 1820] de İstanbulda vefât etdi. Üsküdârda Nûh kuyusundadır. Fîrûzâbâdînin arabî (Kâmûs) ve fârisî (Burhân-ı kâtı’) lügat kitâblarını türkceye terceme, (Emâ­lî kasîdesi)ni türkce şerh etmişdir. Üçü de basılmışdır. 699, 759, 760, 1007.

75 — AHMED BABA: Hurûfî babalarındandır. Samatyada hurûfî şeyhi olan Halîl babanın çömezi idi. Merdiven köyündeki tekkeyi kurmuşdur. 501.

76 — AHMED-İ BEDEVÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Alî efendidir. Şe­rîflerdendir. 596 [m. 1199] da Fasda tevellüd, 675 [m. 1276] de Mısrda Tantada ve­fât etdi. Yüzüne peçe örterdi. (Câmi’u kerâmât-il-evliyâ)da diyor ki, (Ahmed Bedevî, hem seyyiddir, hem şerîfdir. Mısrdaki Evliyâ arasında, imâm-ı Şâfi’îden son­ra en üstünü Ahmed-i Bedevîdir. Ondan sonra seyyidet Nefîsedir. Sonra Şerefed­dîn-i Kürdî, sonra Abdüllah Menûfî Şâzilîdir.) (Mir’ât-ı Medîne)de diyor ki, (Kutb-i rabbânî seyyid Ahmed Bedevî hazretlerinin vefâtından altmışbeş sene son­ra, Tantadaki türbesinin bulunduğu câmi’i şerîfde her sene, Rebî’ulevvel ayının bi­rinci Cum’a gecesi mevlid okumak âdet olmuşdur. Bu mevlide her memleketden binlerce âlim, Velî toplanır. Bir hafta sürer. İmâm-ı Bedevî, şeyh Berînin, bu da Alî bin Nu’aym Bağdâdînin, bu da seyyid Ahmed Rıfâ’înin halîfesidir.) Allahü teâlâ, Evliyâsının kimine az, kimine çok kerâmet vermişdir. Ahmed Bedevî hazretleri­ne, vefâtından sonra da çok kerâmet vermişdir. 331, 909, 1010.

77 — AHMED-İ BEZZÂR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Amrdır. Hadîs âlimlerindendir. 292 [m. 905] de Remle kasabasında vefât etdi. (Müsned) kitâbı meşhûrdur. 340, 424.

78 — AHMED BİN ABDÜLLAH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Nu’aym Is­fehânî adı ile meşhûrdur. Şâfi’îdir. Hadîs âlimidir. 336 [m. 948] da tevellüd, 430 [m. 1039] da vefât etdi. Kıymetli kitâbları vardır. (Hilye-tül-Evliyâ)sı Beyrutda, (Mek­teb-üt-ticârî) tarafından ve Berlinde basılmışdır. 70, 208, 786, 891, 1014.

79 — AHMED BİN ATÂULLAH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sekizyüzdoksa­naltıncı [896] sırada Tâcüddîn-i İskenderî ismine bakınız!

80 — AHMED BİN HANBEL “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hanbelî mezhebi­nin reîsidir. Dedesi Hanbeldir. 164 senesinde Bağdâdda tevellüd, 241 [m. 855] de orada vefât etdi. Üçyüzbinden fazla hadîs ezberlemişdi. İmâm-ı Şâfi’înin talebe­sidir. Hâl tercemesini, Beyhekî ve İbni Cevzî ve başka âlimler yazmışlardır. (El-Müsned) hadîs kitâbında otuzbin hadîs-i şerîf vardır. Mu’tezile fırkası ile çok mücâdele ve onları rezîl etdiği için, Me’mûn tarafından habs edildi. 50, 211, 415, 424, 458, 476, 567, 581, 582, 609, 629, 643, 686, 788, 842, 881, 992, 993, 1008, 1184.

Ahmed bin Muhammed Nâtıfî Taberî başka olup, 446 da vefât etmişdir. 81 — AHMED CÂMÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebül-Hasen Ahmed bin Alî Nâmıkî Câmî, büyük âlim ve büyük velîdir. Eshâb-ı kirâmdan Cerîr bin Ab­düllah soyundandır. Cerîr “radıyallahü anh”, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sel­lem” vefât edeceği sene îmân etmişdi. Çok güzel, boylu idi. Ahmed Câmînin otuzdokuz oğlu vardı. Ölünce, ondördü kaldı. Hepsi de derin âlim ve âmil ve kâ­mil idi. Çok kitâb yazmışlardı. [441] de tevellüd ve 536 [m. 1142] da vefât etdi. Al-tıyüzbin kimsenin îmâna gelmesine sebeb oldu. (Miftâh-un-necât) ve (Üns-üt-tâ­ibîn) kitâbları basılmışdır. (Miftâh-un-necât) kitâbı, Hakîkat Kitâbevi tarafın­dan yeniden basılmışdır. 61, 419, 1197. 82 — AHMED DAHLÂN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Seyyid Zey­nî Dahlân, Mekkenin müftîsi ve reîs-ül-ulemâsı ve Şâfi’î şeyh-ul-hutebâsı idi. 1231 [m. 1816] de Mekkede tevellüd, 1304 [m. 1886] de Medînede vefât etdi. Birçok eser­leri olup (Hulâsa-tül-kelâm fî beyân-i umerâ-i beled-il-harâm), (Firredd-i alel­vehhâbiyye-ti-etbâ-ı mezheb-i İbni Teymiyye) ve (Ed-Dürer-üs-seniyye firredd-i alel­vehhâbiyye) kitâblarında vehhâbîlerin, yanlış yolda olduklarını âyet-i kerîme ve ha-dîs-i şerîflerle göstermekdedir. (Hulâsa-tül-kelâm)ın ikinci cüz’ü ve (Ed-Dürer-üs­seniyye) ve (El-Fütûhât-ül-İslâmiyye) kitâbının bir parçası olan (Fitne) ismlerin­deki eserleri Hakîkat Kitâbevi tarafından ofset yolu ile basdırılmışlardır. Hindli Mu­hammed Beşîr bin Bedreddîn, (Sıyânet-ül insân) kitâbında, Ahmed Dahlâna red­diyye yazdı ise de, mevlânâ Abdülhay bin Abdülhalîm Lüknevî, Beşîri rezîl etmiş­dir. Abdülhay Lüknevî binüçyüzdört, Beşîr binüçyüzyirmiüç 1323 [m. 1905] sene­lerinde vefât etdi. 450, 453, 454, 458, 460, 595.

83 — AHMED HAMEVÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Muhammed Mekkîdir. Seyyiddir. Hanefî fıkh âlimidir. Mısrda müderris [profesör] idi. 1098 [m. 1686] de vefât etdi. Çok sayıda kitâb yazmışdır. (Uyûn-ül-besâir) ismindeki (Eş­bâh) şerhi ve (Nefehât-ül-kurb vel-ittisâl bi-isbâtittesarrufi li-evliyâ ba’del-intikal) kitâbları çok kıymetlidir. 245, 250, 388, 443, 460, 623, 629, 738, 779.

84 — AHMED HÂN-I “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İslâm halîfelerinin yetmiş­dokuzuncusu ve Osmânlı pâdişâhlarının ondördüncüsüdür. Binoniki 1012 [m. 1603] de halîfe oldu. 1026 [m. 1617] da, yirmisekiz yaşında vefât etdi. Nemçe ile ya’nî Avusturya ile ve Îrânla ve Celâlî eşkıyâsı ile harb edip gâlib geldi. Akllı ve iyi idâ­reli idi. Devlet idâresindeki başarılarında zevcesi Mâhpeyker sultânın çok yardı­mı olmuşdur. At meydânında, sultân Ahmed Câmi’ini, mekteb ve imâretini yap­dırmışdır. Câmi’in altı minâresi, dördünde üçer olmak üzere, onaltı şerefesi var­dır. İki kerre Edirneye, bir kerre de Bursaya seyâhat etdi. Câmi’ yanındaki türbe­dedir. Beytullahın ve Hucre-i se’âdetin perdeleri Mısrda dokunurdu. Ahmed hân, İstanbulda dokutup saygı ile göndermişdir. 1119, 1125, 1128, 1132, 1135, 1144, 1150, 1158.

85 — AHMED HÂN-III “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İslâm halîfelerinin seksen­sekizinci ve Osmânlı pâdişâhlarının yirmiüçüncüsüdür. [1084] de tevellüd, 1149 [m. 1736] da vefât etdi. Turhân sultân türbesindedir. 1115 [m. 1703] de cülûs edip, 1143 [m. 1730] de hal’ edildi. İsveç kralı onikinci Şarl, ruslara mağlûb olarak, Ahmed hâna sığınmışdır. Bunun üzerine başlıyan Osmânlı-Rus harbinde ruslar bozguna uğramış, büyük Petro, zor kurtulmuşdur.

Üçüncü Ahmed hânın ve ikinci Mustafâ hânın vâlideleri (Gülnûş Emetullah) sultân, 1109 [m. 1696] da (Galata yeni câmi’) demekle meşhûr (Vâlide câmi’i)ni yapdırdı. Üsküdârda (Yeni vâlide câmi’i), vâlide sultân için, 1120 [m. 1707] sene­sinde, Ahmed hân tarafından yapdırılmışdır. Bu vâlide sultân 1127 [m. 1714] de, Edirnede vefât etdi. Üsküdâra getirilip, câmi’i önüne defn edildi. Ahmed hânın kı­zı Zeyneb sultân Gülhâne parkı karşısındaki mescidi yapdırdı. 1062, 1092, 1099, 1100, 1119, 1123, 1126, 1153, 1184, 1191.

86 — AHMED İBNİ KEMÂL “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şemseddîn Ah­med efendi, Süleymân efendinin oğludur. Dedesi, Kemâl pâşadır. Kânûnî sultân Süleymân hân zemânında, 932 [m. 1526] den 940 [m. 1534] senesine kadar Osmân­lıların dokuzuncu şeyh-ul-islâmı idi. Cinnîlere de fetvâ verirdi. Bunun için (Müf­ti-yüs-sekaleyn) adı ile meşhûr oldu. Edirnelidir. İstanbulda Edirnekapı mezâr­lığındadır. Buğaz köprüsünün çevre yolu yapılırken, etrâfındaki kabrler nakl edilmiş, kendi kabri, on metre kadar geri alınmışdır. Tefsîr, hadîs ve fıkhda derin âlim idi. Çok kitâb yazdı. Fetvâları ve arabîden fârisîye lügat kitâbı ve (El-münî­re)si ve (Hadîs-i erba’în) şerhi çok kıymetlidir. 940 [m. 1534] da vefât etdi. 234, 286, 365, 444, 476, 698, 728, 908, 1014, 1164.

87 — AHMED KÂDIYÂNÎ: Hindistânda Pençabda, 1296 [m. 1879] da, ingiliz­lerin yardımı ile, (Kâdıyâniyye) veyâ (Ahmediyye) adında yeni bir din kurdu. Pey­gamber olduğunu söyledi. İstanbulda ofset baskısı yapılan (El-mütenebbî) kitâbın­da uzun bilgi vardır. 1326 [m. 1908] de öldü. 484, 485, 486.

88 — AHMED NA’ÎM EFENDİ: Mustafâ Zihnî pâşanın oğludur. Babanzâde adı ile meşhûrdur. 1290 [m. 1872] da tevellüd, 14 Ağustos 1352 [m. 1934] de kalb sektesinden vefât etdi. Edirnekapıdadır. Galataserây Lisesinde ve mülkiyye mek­tebinde okudu. Orta boylu, sakallı idi. Galataserâyda ders verdi. Felsefe üzerin­de fransızcadan tercemeler yapdı. 1346 [m. 1928] da (Buhârî hulâsası)nı terceme ve iki cildini neşr etdi. Dâr-ül-fünûnda yirmiiki sene profesörlük yapdı. 1351 [m. 1933] de dârülfünûn lâğv edilince, kıymeti bilinmiyerek açıkda bırakıldı. Tâm ve hâlis müslimân idi. Arabî ve fransızca iyi bilirdi. Felsefe âlimi idi. Tevfik Fikret­le Abdüllah Cevdetin islâm düşmanlıklarını hiç beğenmezdi. Kuru mütercim de­ğil, mütefekkirdi. Tevfik Fikret için (Ma’nevî en büyük destekden mahrûm, bed­baht, ölmeğe mahkûm bir kimsedir) derdi. Garb felesoflarından iki üç kimseden başka hiçbir felesofun ulûhiyyeti inkâr etmediğini söylerdi. Fikretin niçin dalâle­te düşdüğüne şaşardı. Onu felsefede olgunlaşmamış sayardı. Na’îm beğin eserle­ri: (Ahlâk-ı islâmiyye esâsları), (Buhârî tercemesi), (Da’vâ-yı kavmiyyet), (Felse­fe dersleri), Nevevînin (Hadîs-i erba’în) i tercemesi, (İlm-ün-nefs) [psikoloji], (Mantık), (Temrînât) ve sâiredir. 422.

89 — AHMED RIFÂ’Î “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebül Abbâs Ahmed bin Ebül Hüseyn Alî, seyyiddir. Evliyânın büyüklerindendir. Basra civârında [512] de tevel­lüd, 578 [m. 1183] de Mısrda vefât etdi. Şâfi’î idi. Türbesi ve mescidi, ikinci Abdül­hamîd hân tarafından ta’mîr edilmişdir. 909, 1070, 1093.

90 — AHMED SA’ÎD-İ FÂRÛKÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed Sa’îd ib­ni Ebî Sa’îd bin Safî bin Azîz bin Muhammed Îsâ bin muhtesib-ül-ümme şeyh Sey­feddîn-i Fârûkî Serhendî “rahmetullahi aleyhim”, hicretin [1217] senesinde Hin­distânda Rampur şehrinde tevellüd ve 1277 [m. 1861] de Medîne-i münevverede vefât etdi. Bakî’ kabristânında, Osmân “radıyallahü anh” türbesi yanındadır.

Ahmed Sa’îd hazretlerinin üç oğlu vardı. Birinci Muhammed Mazher, binikiyüz­kırksekiz [1248] de tevellüd ve 1301 [m. 1884] de Medîne-i münevverede vefât et­di. Babasının yanındadır. 1277 senesinde yazdığı (Makâmât-ı sa’îdiyye) kitâbı fâ­risî olup babası Ahmed Sa’îdin ve mürşidlerinin “kuddise sirruhüm” hâllerini ve yük­sek makâmlarını bildirmekdedir. Kitâb 1281 de Delhîde basdırılmışdır. İmâm-ı Rab­bânîyi bildiren risâlesi (Hak Sözün Vesîkaları) kitâbında basılmışdır. Mekkede sey­yid Fehîm Efendi ile sohbet eylemişdir.

İkinci oğlu mevlânâ Ebüsse’âdet Muhammed Ömer, binikiyüzkırkdört [1244] de tevellüd ve binikiyüzdoksansekiz 1298 [m. 1881] de Rampurda vefât etdi. Oğ­lu Ebülhayrın mürşidi idi. Ebülhayr, binüçyüzkırkbir [1341] de Delhîde vefât et­di. Kabri, Abdüllah-i Dehlevî dergâhında, dedesi Ebû Sa’îdin yanındadır. Mermer­den tabut şeklindeki dört kabr, mermerden pek san’atli dört dıvâr içinde ve Der­gâhın ortasındadırlar. Ebülhayrın oğlu Ebül-Hasen Zeyd-i Fârûkî, 1324 [m. 1906] senesinde, Delhîde Abdüllah-i Dehlevî dergâhında tevellüd etdi. Bu dergâhda ve­fât etdi. 1391 [m. 1971] Şa’bân ayında Delhîyi ziyâretimde, sohbeti ile iki def’a şe­reflendim. 1376 [m. 1957] da basdırmış olduğu fârisî (Menâhic-üs-seyr) kitâbını bu fakîre hediyye etdi. Câmi’ul-ezherde okuduğunu, Mısrda şeyh-ül-islâm Mustafâ Sabrî efendi ile çok sohbet etdiğini de söyledi. 1394 [m. 1974] de, Kandihârda bas­dırdığı, fârisî (Makâmât-i ahyâr) kitâbında dedelerini uzun anlatmakdadır. Zeyd efendi, kitâbında diyor ki, babam, Peygamberimizi rü’yâda görmüş. Çok üzüntü­lü imiş, sebebini sormuş. (Türkler benim halîfemi bugün makâmından ayırdılar. Bunun cezâsını çok acı çekeceklerdir) buyurmuş.

Üçüncü oğlu Mevlânâ Abdürreşîd, binikiyüzotuzyedi [1237] de Lucknowda tevellüd ve binikiyüzseksenyedi 1287 [m. 1870] de Mekke-i mükerremede vefât et­di. Bu da, oğlu Şâh Muhammed Ma’sûm-i Ömerînin mürşidi idi. Muhammed Ma’sûm [1263] de Abdüllah-i Dehlevî hazretlerinin tekkesinde tevellüd etdi. 1274 [m. 1858] de İngilizler Delhîde büyük fitne çıkardı. Sultân ikinci Behâdır şâhı, iki zevcesi ve iki oğlu ile Kalkuteye götürüp habs etdiler. Hindistânın her tarafında müslimânlar şehîd edildi. Müslimânlar, Medîne-i münevvereye hicret etdi. [1290] da Hindistâna döndü. Otuzüç sene sonra akrabâ ve talebesinden altmış kişi ile [1323] de Medîneye döndü. Burada İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin (Mebde’ ve me’âd) kitâbını arabîye terceme etdi ve çok kitâb yazdı. Bunlardan (Ahsen-ül-ke­lâm fî-isbât-i mevlid-i vel-kıyâm) kitâbı, Hindistânın Urdu dilinde olup, vehhâbî­leri red ve rezîl etmekdedir. Hindistânda basılmış ve arabîye terceme edilmişdir. (Es-sebe’ul-esrâr fî medâric-il-ahyâr) kitâbı, tesavvufu çok açık anlatmakdadır. Ur­du dilindedir. Oğlu Muhammed Abdülkâdir Medenî tarafından [1329] da arabîye terceme edilmiş, 1331 [m. 1913] de İstanbulda basılmışdır. İkinci oğlu şeyh Ebül­feyz Muhammed Abdürrahmânın kitâbın başına yazdığı takrîz çok istifâdelidir. Mü­tercim, önsözünde buyuruyor ki, (Şâh Veliyyullah muhaddis Ahmed-i Dehlevî (Mu­kaddeme-tüs-seniyye fî isbât-i mezheb-is-sünniyye) kitâbında, İmâm-ı Rabbânî­yi uzun övmekde ve mü’minler onu sever, münâfıklar, şakîler ise kötüler demek­dedir). Şâh Muhammed Ma’sûm, 1341 [m. 1923] de Mekke-i mükerremede vefât etdi.

Ahmed Sa’îd-i Serhendî, babası ile birlikde Abdüllah-ı Dehlevî hazretlerinin soh­betinde bulunup, on yaşına varmadan tarîkat-i Nakşibendiyyeye intisâb etdi. On­beş yaşına kadar bu sohbetde kemâle geldi. Abdüllah-i Dehlevî hazretleri evlen­memiş idi. Bunu oğulluğa kabûl buyurdu. Hilâfet-i mutlaka ile şereflendirdi. Çok Velî yetişdirdi. Çok kitâb yazdı. (El-hakk-ul-mübîn fî-redd-i alelvehhâbîn) kitâbı vehhâbîlere cevâb vermekdedir. (Mektûbât-i Ahmediyye)si çok kıymetlidir. (Tah­kîk-ul-hakkılmübîn) kitâbı 1386 senesinde Karaşide basılmış olup, (Mesâil-i er­ba’în)e cevâb vermekdedir. 455, 459, 1004, 1095, 1146.

91 — AHMED-İ YEKDEST “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Dokuzyüzaltmışseki­zinci [968] sırada, Yekdest ismine bakınız!

92 — AHMED-İ ZERRÛK “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şihâb-üd-dîn Ahmed bin Ahmed Fâsî, 846 [m. 1442] da Trablus-garbda tevellüd, 899 [m. 1493] da ora­da vefât etdi. Mâlikî fıkh âlimi ve tesavvuf büyüklerindendir. Çok sayıda kıy­metli eserleri vardır. (Şerh-ı hizb-il-bahr) ve (Kavâ-id-üttarîka fil-cem’-i beyneş­şerî’at-i velhakîka) ve (Kavâid-üt-tesavvuf) kitâbları meşhûrdur. Sonuncusu bü­yük olup, Mısrda basılmışdır. 50, 456, 458, 627, 1187.

93 — AHMED-İ ZEYNÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Seksenikinci [82] sayıda Ahmed Dahlân ismine bakınız!

94 — ÂİŞE “radıyallahü anhâ”: Resûlullahın zevce-i mutahherasıdır. Ebû Bekr-i Sıddîkın kızıdır. Çok akllı, zekî, âlime, edîbe ve afîfe ve sâliha idi. Hâfıza­sı pek kuvvetli olduğu için, Eshâb-ı kirâm, birçok şeyleri ondan sorup öğrenirdi. Âyet-i kerîme ile medh edildi. İctihâdı hazret-i Alîye uymadığı için, Deve vak’asın­da hazret-i Alî ile harb eden Eshâb-ı kirâm ile birlikde idi. Hazret-i Alî şehîd edi­lince pek üzüldü. Şî’îler kendisine çok iftirâ ediyor. Hazret-i Alîyi sevmezdi diyor­lar. Hâlbuki (Alîyi sevmek îmândandır) hadîs-i şerîfini, hazret-i Âişe haber ver­di. Böylece, onu sevdiğini ve herkesin de sevmesi lâzım geldiğini bildirdi. Hicret­den sekiz sene önce tevellüd, üç sene evvel nikâh ve ikinci yıl Şevvâl ayında zifâf, 57 [m. 676] senesinde Medînede vefâtı vâkı’ oldu. 60, 349, 380, 381, 382, 398, 457, 473, 503, 574, 601, 643, 646, 695, 730, 740, 784, 952, 1022, 1066, 1068, 1077, 1169, 1197, 1198.

95 ÂİŞE HANIM: Hüseyn Hilmi Işıkın vâlidesidir. 1374 [m. 1954] de vefât etdi. Ankarada Bağlûmdadır.

96 — AKKERMÂNÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Mustafâ 1174 [m. 1760] de Mekke-i mükerremede kâdî iken vefât etdi. Akkermân, Kara­deniz sâhilinde Dinyester nehri yakınındadır. Çok kitâb yazdı. 698, 701.

97 — AKRİME (yâhud İkrime) “radıyallahü anh”: Resûlullahın en büyük düşmanı olan Ebû Cehlin oğludur. Önceden, babası gibi düşman idi. Mekke feth edildiği gün öldürülmesi emr olunan sekiz erkek ile dört kadından biri idi. Gemi­ye binip Yemene kaçdı. Yolda fırtına çıkıp gemi batıyordu. (Kurtulursak, Resûlul­lahın ayaklarına kapanacağım) diye niyyet etdi. Kurtuldular. Yemende müsli­mân oldu. Zevcesi ve amcasının kızı olan Ümm-ül-Hakîm bint-il Hâris dahâ ön­ce müslimân olmuşdu. Medînede onun için emân aldı. Yemene gidip (İnsanların en halîmi ve kerîmi olan zât tarafından sana emân getirdim) dedi. Müslimân olduk­dan sonra, Eshâb-ı kirâmın kahramânlarından oldu. Ammanda, Yemende cihâd edip, 13 [m. 634] senesinde, Yermük muhârebesinde şehîd oldu. 383, 1090, 1091.

98 — AKŞEMSEDDÎN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Hamza, Şi­hâbüddîn-i Sühreverdî neslindendir. Şâmda tevellüd etmişdir. Hâcı Bayram-ı ve­lînin halîfesi olup, Göynükde yerleşdi. İstanbulun fethinde bulunup, hazret-i Hâ­lidin kabrini keşf etdi. 864 [m. 1460] de Göynükde, ya’nî Torbalıda vefât etdi. (Ri­sâlet-ün-nûriyye) ve (Maddet-ül-hayât) kitâbları vardır. İstanbulda, Hırka-i şerîf câmi’i civârında mescidi ve sübyan mektebi ve mahallesi vardır. 1092.

99 — ALÂÜDDEVLE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Rükneddîn Ahmed, Sem­nân pâdişâhının oğludur. Tesavvufa intisâb etdi. Kübreviyye tarîkatinde kemâle geldi. 659 [m. 1260] da Semnânda tevellüd, 736 [m. 1335] senesinde vefât etdi. So­fî Âbâd şehrindedir. 112, 768, 936, 1016, 1076. [(Mesmû’ât)da sahîfe 110.]

100 — ALÂ’ÜDDÎN-İ ATTÂR: Muhammed bin Muhammed Buhârî, Mu­hammed Behâ-üddîn-i Buhârî hazretlerinin dâmâdı ve talebesi idi. Zemânının kutb-i irşâdı idi. Buhâranın Cağanyân nâhiyesinde sekizyüziki 802 [m. 1400] de ve­fât etdi.(Evliyânın kabrlerini ziyâret etmenin te’sîri çokdur. Rûhlarına teveccüh etmek dahâ fâidelidir) buyururdu. Abdülganî Nablüsînin, bunun mubârek rûhun­dan çok feyz aldığı (İrgâmül-merîd) de yazılıdır. Büyük âlim Seyyid Şerîf-i Cür­cânî diyor ki, (Alâüddîn-i Attâr hazretlerinin sohbetine kavuşunca, Rabbimi ta­nıyabildim). 458, 480, 969, 1061, 1098, 1137, 1163, 1171, 1185, 1190.

101 — ALÂ’ÜDDÎN-İ BAĞDÂDÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Alî bin Muham­med, Şâfi’î fıkh ve tefsîr âlimidir. [678] de Bağdâdda tevellüd, 741 [m. 1340] sene­sinde Halebde vefât etdi. (Hâzin) tefsîrini yazmışdır. 418.

102 — ALÂ’ÜDDÎN-İ HASKEFÎ: Muhammed bin Alî, [1021] de Haskefde te­vellüd, 1088 [m. 1677] de vefât etdi. Şâm müftîsi idi. (Dürr-ül-muhtâr) kitâbına İb­ni Âbidîn, Burhâneddîn İbrâhîm bin Mustafâ Halebî ve Ahmed Tahtâvî hâşiyeler yapmışlardır. 292, 299, 318, 392, 612, 723, 855, 872, 1010, 1020, 1025, 1109.

103 — ALB ARSLAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Dâvüd 425 [m. 1033] de tevellüd etdi. Selçûkî sultânlarının ikincisidir. 455 [m. 1063] de amca­sı Tuğrul beğ vefât edince, tahta çıkdı. İstanbul imperatoru Diyojenin ordusunu Ma­lazgirdde [463] hicrî, [1071] mîlâdî yılında mağlûb etdi. Rey şehrindeki Selçûkî dev­leti, 429 [m. 1037] dan 590 [m. 1193] senesine kadar devâm etdi. Konyadaki Selçû­kîler 477 [m. 1083] den 699 [m. 1299] a kadar devâm etdi. 533, 1107, 1134, 1157.

104 — ALEKSANDRUS: Mîlâdın [325]. ci senesinde büyük Kostantinin İznik­de topladığı üçyüzonsekiz papasın başkanı idi. İskenderiyye patrîki idi. [Bu ism, (Fâideli Bilgiler) kitâbındadır.]

105 — ÂLEMGÎR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed Evrenkzîb, Şâhcihâ­nın üçüncü oğlu olup, 1028 [m. 1619] de tevellüd ve 1118 [m. 1707] de vefât etdi. Bi­rinci oğlu Dârâ Şekve çok âlim ve kâdirî idi. (Hasenât-ül-ebrâr) kitâbında islâmiy­yeti Hindû dîni ile birleşdirdiği için, 1069 [m. 1658] da Evrenkzîb tarafından i’dâm edildi. Fârisî (Sefînet-ül-Evliyâ) kitâbı (Pişâver)de basılmışdır. Âlemgîr, 1068 [m. 1657] de babasını habs edip, tahta çıkdı. Çok müttekî ve âlimleri severdi. Berehmen­lerle ve şî’îlerle mücâdele etdi. Muhammed Ma’sûm-i Fârûkî ve oğlu Muhammed Seyf-üd-dîn hazretlerinden feyz aldı. Elli sene adâletle hükm sürdü. Şeyh Nizâm Mu­înüddîn-i Nakşibendî başkanlığındaki bir hey’ete, Hanefî mezhebi üzerine (Fetâ­vâ-i hindiyye) adındaki çok kıymetli fetvâ kitâbını hâzırlatdı. Binüçyüzon 1310 [m. 1891] da Mısrda basılmış, 1393 [m. 1972] de üçüncü baskısı yapılmışdır. Daken şehr­lerini de ele geçirdi. Ölünce, yerine oğlu birinci Şâh-ı âlem Behâdır tahta çıkdı.

106 — ALÎ “radıyallahü anh”: Resûlullahın amcası olan Ebû Tâlibin oğlu idi. İslâm halîfelerinin ve Cennetle müjdelenen on kişinin dördüncüsüdür. Resûlulla­hın dâmâdıdır. Ehl-i beytin birincisidir. Hicretden yirmiüç yıl önce Mekkede te­vellüd etdi. On yaşında iken îmân etdi. Bütün gazâlarda kahramânlıklar gösterdi. Yalnız Uhudda onaltı yerinden yaralandı. Otuzbeş [35] senesinin Zilhicce ayında halîfe oldu. 40 [m. 660] da, Ramezân-ı şerîf ayı onyedinci Cum’a günü sabâh ne-mâzına giderken Abdürrahmân ibni Mülcem isminde bir hâricî tarafından kılınc­la alnına vurularak şehîd edildi. Kûfede ya’nî Necef denilen yerde medfûndur. Buğ­day benizli, uzun gerdanlı, güler yüzlü, iri ve siyâh gözlü, geniş göğüslü, iri yapılı idi. Sakalı sık idi. Muhârebe zemânlarında uzatırdı ve omuzlarına kadar yayılır­dı. Son zemânlarda saçı ve sakalı pamuk gibi beyâz olmuşdu. Evliyânın büyüğü, Vilâyet yolunun reîsidir. Her tarîkatde herkese Vilâyetin feyzleri ve ma’rifetleri hazret-i Alîden gelmekdedir. 18, 27, 59, 60, 61, 62, 85, 98, 109, 114, 258, 278, 281, 311, 328, 356, 357, 367, 381, 384, 388, 390, 392, 393, 408, 412, 421, 441, 442, 443, 449, 472, 473, 487, 489, 497, 498, 501, 502, 503, 504, 506, 509, 510, 511, 512, 513, 514, 516, 570, 605, 620, 621, 633, 650, 652, 693, 695, 696, 707, 717, 738, 740, 752, 765, 772, 784, 840, 845, 887, 903, 909, 919, 989, 995, 1009, 1014, 1064, 1065, 1066, 1073, 1077, 1082, 1084, 1085, 1087, 1088, 1091, 1094, 1096, 1100, 1107, 1108, 1111, 1114, 1116, 1117, 1138, 1142, 1160, 1176, 1180, 1182, 1185, 1186, 1188, 1189, 1196, 1198.

107 — ALÎ BİN AHMED HÎTÎ: (Seyf-ül-bâtir li-rikâbişşî’at-i verrâfıda-til-ke­vâfir) kitâbı çok kıymetlidir. Bu kitâbı 1025 [m. 1616] da İstanbulda yazmışdır.

108 — ALÎ BİN EMRULLAH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: 916 [m. 1509] da te­vellüd, 979 [m. 1571] da Edirnede vefât etdi. (Ahlâk-ı Alâî) kitâbını yazdı. Tefsîr, kelâm ve fıkh şerhleri de vardır. 758.

109 — ALÎ BİN HÜSEYN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hüseyn vâ’ız-ı Kâşifînin oğludur. Fahrüddîn ve Safî ismleri ile meşhûrdur. 867 [m. 1462] de tevellüd ve 939 [m. 1533] senesinde Hirâtda vefât etdi. Fârisî eserleri arasında (Reşehât) kitâbı çok kıymetlidir. Şeyh Ahmed Allân-ı Mekkî ve sonra Muhammed Murâd-ı Kazânî ta­rafından arabîye terceme edilmişdir. Üçüncü Murâd hân zemânında, 993 [m. 1584] senesinde, Muhammed Şerîf-i Abbâsî tarafından türkceye terceme edilmişdir. Türkcesi çeşidli târîhlerde basılmışdır. Binikiyüzdoksanbirde İstanbulda taşbas­ması harekeli olup, sonunda mevlânâ Hâlid-i Bağdâdînin arabî (İrâde-i cüz’iyye) kitâbı ve kenârında, mevlânâ-i mezkûrün (Râbıta) risâlesinin arabîsi ve ayrıca türk­cesi ve yine onun (Âdâb-ı tarîkat) risâlesinin türkcesi ve fârisî (Silsile-i aliyye)si ve ayrıca İsmâ’îl Hakkı Bursevînin (Huccet-ül bâliga) risâlesi ve (Hatm-i hâcegân) ve Niyâzî Mısrînin (Süâl-cevâb) risâlesi ve şeyh Sâdık efendinin (Abdestin âdâbı) ve (İnsân-ı kâmil) ve Edirne müftîsi Feyzi efendinin (Ayn-ül hakîka) adındaki çok kıymetli kitâbları ve hazret-i Alînin “radıyallahü anh” kırk sözü ve tercemeleri var­dır. Sözün kısası, Reşehât tercemesinin bu baskısı bir hazînedir. Eline geçip oku­yan, dünyânın en tâli’li insanıdır. Abdülhakîm efendi, (Reşehât okumak, insanın ihlâsını artdırır) buyururdu.

110 — ALÎ BİN İSMÂ’ÎL “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Alâüddîn Konevî olup, [668] de tevellüd ve 729 [m. 1329] da vefât etdi. Şâfi’î fıkh âlimidir. Mısrda ders ver­di. Şâmda kâdîlik yapdı. (El a’lâm fî-hayât-il-Enbiyâ aleyhimüssalâtü vesselâm) ve (Hâvî) ile (Te’arrüf) şerhleri ve (Minhâc) muhtasarı meşhûrdur.

111 — ALÎ BİN MA’BED “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Muhammedin ta­lebesidir. Onun (Câmi’ul-kebîr) ve (Câmi’üs-sagîr) kitâblarını rivâyet etmişdir. Mervden Mısra geldi. 218 [m. 833] Ramezânında vefât etdi. 608.

112 — ALÎ BİN YÛSÜF: Nûreddîn 741 [m. 1340] senesinde vefât etdi. 113 — ALÎ CÜRCÂNÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Abdül’azîzdir. 392

[m. 1001] senesinde Cürcânda vefât etdi. Şâfi’î fıkh ve tefsîr âlimidir. Rey şehrin­de kâdî idi. 375. 114 — ALÎ ECHÜRÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İkiyüzdoksanbirinci [291] sı­rada, Echürî Alî ismine bakınız! 398, 629, 632, 633, 639, 998.

115 — ALÎ EFENDİ “Çatalcalı” “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Osmânlı Şeyh-ül­islâmlarının kırküçüncüsüdür. 1041 de Çatalcada doğdu. Dördüncü Muhammed hân zemânında, 1084 [m. 1673] de Şeyh-ül-islâm oldu. Onüç sene sonra azl edil­di. 1103 [m. 1692] de vefât etdi. (Alî efendi fetvâsı) meşhûrdur. 167, 901.

116 — ALÎ HAYDAR BEĞ: Ahiskalı hoca Emîn efendi zâde, temyîz mahke­mesi a’zâlığında ve başkanlığında, fetvâhâne-i âlî emînliğinde ve adliye nezâretin­de bulunmuşdur. Dâr-ül-fünûn hukûk fakültesinde ve medresetül-kuddâtda ve mül­kiye [siyâsal bilgiler] okulunda müderrislik ya’nî profesörlük yapdı. (Mecelle) ki­tâbına yapdığı (Dürer-ül-hükkâm) adındaki şerhi çok kıymetlidir. Bu şerhin 1323 [m. 1905] de basılan (Kitâb-ül-kefâle) sonunda bildirildiği gibi, (Erâzî kanûnu şer­hı) ve (Evkâfda muvâda’a) ve (Risâle-i mefkûd) ve (İntikâl kanûnu)na şerhı var­dır. 1355 [m. 1937] de vefât etdi. 1321 [m. 1903] de vefât ederek Üsküdârda Nesû­hî kabristânına defn edilmiş olan büyük Alî Haydar beğ başkadır. O da, hukuk fa­kültesinde usûl-i fıkh ve mecelle profesörlüğü yapmışdı. 616, 798, 806, 823, 830.

117 — ALÎ HULLÎ: Babası Hasendir. [601] de vefât etdi. 418.

118 — ALÎ KUŞCU “rahmetullahi aleyh”: Alâüddîn bin Muhammed, Semer­kandda Ulug beğin doğancı başısı idi. İstanbula geldi. Ayasofya medresesine mü­derris oldu. Akâid ve astronomi kitâbları vardır. 879 [m. 1474] de vefât etdi. Ey­yûbdedir.

119 — ÂLİM BİN ALÂ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hanefî fıkh âlimidir. 688 [m. 1289] de vefât etdi. Büyük tatâr hânı için hâzırladığı (Tatârhâniyye) adında­ki fetvâ kitâbı çok kıymetli olup, (Zâd-ül-müsâfir) adı ile meşhûrdur. 299.

120 — ALÎ RÂMİTENÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İslâm âlimlerinin büyük­lerindendir. (Hâce azîzân) ve (Pîr-i nessâc) ismleri ile meşhûrdur. Mahmûd-i İn­cîr-fagnevînin talebesidir. Dokumacılık yapardı. Şeyh Alâüddevle-i Semnânî ile mektûblaşırdı. Celâlüddîn-i Rûmî ile sohbet etdiği (İrgâm-ül-merîd) de yazılıdır. Buhârânın Râmiten köyünde tevellüd ve yediyüzyirmibir 721 [m. 1320] de yüzo­tuz yaşında Hârezm şehrinde vefât etdi. Eshâb-ı hâcât ziyâret edip teberrük etmek­dedir. 449, 969, 1050, 1105, 1141.

121 — ALÎ RIZÂ: Yediyüzyetmişikinci [772] sırada Rızâ ismine bakınız! 122 — ALÎ ÛŞÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Osmândır. [569] da (Sirâ­ciyye) fetvâ kitâbını ve ayrıca Ehl-i sünnet i’tikâdını bildiren (Emâlî kasîdesi)ni yaz­dı. Fergânelidir. 575 [m. 1180] de vefât etdi. 123 — ALÎ-ÜL-A’LÂ: Hurûfî babalarındandır. Fadlullah-ı Hurûfînin mürîdle­rinden idi. Tîmûr hândan kaçıp, Kırşehre geldi. Bektâşî şekline girdi. Bektâşîlik tarîkâtini, islâm düşmanlığı hâline çevirdi. (Câvidân) kitâbını Anadoluya, el altın­dan yaydı. Binlerle müslimânın dinden, îmândan çıkmasına sebeb oldu. 500.

124 — ALİYY-ÜL-KÂRÎ: Hirâtlıdır. Babası Muhammeddir. Yazıcılıkla geçinir­di. Çok kitâb terceme ve şerh etdi. (Ehâdîs-ül-mevdû’ât) adındaki kitâbında, sa­hîh hadîslere mevdû’ demekdedir. İmâm-ı a’zamın (Fıkh-ı ekber)ini şerh ederken, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” mubârek ana ve babasının kadr ve kıy­metlerini küçültücü yazılarından ve tesavvuf büyüklerinin şânlarına yakışmıyacak iftirâlarından dolayı islâm âlimlerinin gözlerinden düşmüşdür. 1016 [m. 1607] da Mekke-i mükerremede vefât etdi. Fıkh-ı ekberin (El-Kavl-ül-fasl) adındaki şerhin­de, böyle saygısız yazı yokdur. (El-Müstened-ül-mu’temed) kitâbında ve (Mektû­bât-ı Ahmediyye)nin altmışüçüncü mektûbunda, Aliyy-ül-kârîye cevâb verilmiş­dir. (Fâideli Bilgiler) kitâbına bakınız! (Mektûbât-i Ahmediyye) kitâbı, 1372 [m. 1953] senesinde, Karaşide basdırılmışdır.

(Turub-ül-emâsil bi-terâcim-il-efâdıl) kitâbının sonunda diyor ki, (Alî Hirevî, Hiratda doğdu. Mekkede yerleşdi. İbni Hacer-i Hiytemîden de okudu. Çok eser bırakdı ise de, din büyüklerine i’tirâzları çirkin oldu. İmâm-ı Şâfi’înin ve imâm-ı Mâlikin ictihâdlarına dil uzatdı. Büyük âlim Muhammed Miskin, ona lâyık olan red­diyyeyi yazdı. (Sedâd-üd-dîn fî-isbâtin-necât-i lil-vâlideyn)de diyor ki, (Aliyy­ül-kârî, Fıkh-ı ekberi şerh ederken, Resûlullahın vâlideynine dil uzatmış, bu yet­miyormuş gibi, ayrıca bir risâle de yazmışdır. Şifâ kitâbını şerh ederken, küfrleri­ni bildiren risâle yazmış olduğunu, öğünerek bildirmişdir. Mekke-i mükerreme müf­tîsi iken, 1033 de vefât eden İmâm-ı Abdülkâdir Taberî, o risâleyi red için bir ri­sâle yazmışdır.) (Turub-ül-emâsil) 1393 [m. 1973] de Karaşide basılmışdır. 391, 418, 442, 765, 1156.

125 — ALKAMA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Kaysdır. İbrâhîm-i Nehâ­înin dayısı idi. Abdüllah ibni Mes’ûddan ve Alî ve Âişe “radıyallahü anhüm”den ders almışdır. 62 [m. 681] senesinde vefât etdi. 268, 439.

126 — ÂLÛSÎ: Şihâbüddîn seyyid Mahmûd bin Abdüllah Âlûsî-i kebîr Bağdâ­dî, Bağdâdda müftî idi. Şâfi’î âlimlerindendir. 1217 [m. 1803] de Bağdâdda tevel­lüd, 1270 [m. 1853] de orada vefât etdi. İstanbula da geldi. Şî’îlere cevâb olarak,(El-ecvibe-tül-Irâkıyye anil es’iletil-Îrâniyye) kitâbı ve (Nehc-üs-selâme) ve (El­ecvibe-tül-Irâkıyye anil-es’ile-til-Lâhûriyye), (Nefehât-ül-kudsiyye fî-mebâhîs­il-imâmiyye) kitâblarını yazmışdır. Birincisi 1317 [m. 1899] de İstanbulda sanâyı’ mektebinde, üçüncüsü 1301 [m. 1883] de Bağdâdda basılmışdır. (Rûh-ul-me’ânî) adındaki tefsîri, dokuz cilddir. Gençler arasında şöhret bulan bu tefsîr, din âlim­leri arasında bir kıymet kazanamamışdır. İçindeki haberlerden ba’zısının doğru ol­madığı, (Dürerüs-seniyye)de yazılıdır. İbni Teymiyyenin fikrlerini benimsemişdir. 349, 887.

127 — ÂLÛSÎ: Seyyid Mahmûd Şükrî bin Abdüllah, şî’îlere cevâb olarak, (Minhatül-ilâhiyye muhtasar-ı tuhfe-i isnâ aşeriyye) ve (Se’âdetül-dâreyn) ve (Süyûf-i müşrika) ve (Sabbül’azâb) kitâbları yazmışdır. Alûsî-i kebîrin torunudur. İbni Teymiyyecidir. [6]. cı sırada Abdül’azîz ismine bakınız! 1060, 1181.

128 — ÂLÛSÎ: Nu’mân bin Mahmûd bin Abdüllah Âlûsî, Bağdâdda [1252] de tevellüd, 1317 [m. 1899] de vefât etdi. Mevtâ işitmez derdi. (Cilâ-ül-ayneyn) kitâ­bında İbni Teymiyyeyi övmekde, İbni Hacer-i Mekkî hazretlerine dil uzatmakda­dır. Yûsüf Nebhânî (Şevâhid-ül-hak) kitâbında, bunun haksız olduğunu isbât et­mekdedir. (Gâliyye-tül-mevâ’ız) kitâbında dört mezheb imâmlarını çok övüyor ve İmâm-ı a’zamı müjdeliyen hadîs-i şerîfleri yazıyor ve Hanefî fıkh kitâblarından bil­giler bildiriyor ise de, yüzondokuzuncu [119] sahîfesinde, Evliyânın kabrini ziyâ­ret için (Cilâ-ül-ayneyn) kitâbını tavsiye etmekdedir. 60, 349, 450, 467, 469, 1013, 1159.

129 — ÂMİDÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Seyf-üddîn Alî bin Muhammed, şâfi’î fıkh ve kelâm âlimidir. 551 de Âmid, ya’nî Diyâr-ı Bekrde tevellüd, 631 [m. 1234] de Şâmda vefât etdi. 490.

130 — ÂMİNE “rahmetullahi teâlâ aleyhâ”: Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” muhterem annesidir. Veheb bin Abd-i Menâf bin Zühre bin Kilâb kızıdır. Ondört yaşında iken Abdüllah ile evlendi. Abdüllahın alnındaki nûr, Âminenin al­nına geçip parladı. İki ay sonra Abdüllah vefât etdi. Yirmi yaşında iken, Medîne ile Mekke arasında, (Ebvâ) denilen yerde vefât etdi. [Kusayy adına bakınız!]. 375, 376, 378, 387, 1065, 1129.

131 — AMR İBNİ ÂS “radıyallahü anh”: Âs bin Vâil-i Sehmînin oğludur. Es­hâb-ı kirâmın meşhûrlarındandır. Hicretin sekizinci [8] senesinde, Mekkenin fet­hinden altı ay önce, Hâlid bin Velîd ile birlikde Medîneye gelerek müslimân olmuş­lardır. Fethden önce îmâna gelenlerin şereflerine ve yüksek derecelerine kavuş­muşlardır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” Ummânda vâlîsi idi. Hiç azl olunmadı. Ebû Bekr-i Sıddîk tarafından Şâmın fethine gönderildi. Mısra vâlî ya­pıldı. Doksan yaşında iken 43 [m. 663] senesinde Mısrda vefât etdi. Çok zekî idi. Meşhûr dâhîlerden idi. (Amr ibni Âs, Kureyşin sâlihlerindendir) hadîs-i şerîfi (Medâric-ün-nübüvve)de yazılıdır. 469, 641, 1014, 1090, 1094, 1104, 1142.

132 — AMR İBNİ LUHAY: Hicâzda Huzâ’a hükûmetinin reîsi idi. Şâmdaki pu­ta tapınma dînini Mekkeye getirdi. Hicretden bin sene önce öldü. 737.

133 — A’RÂBÎ PÂŞA: Mısrda millî cebhe reîsi idi. İngilizlerin zulmüne karşı mücâdele etdi. 1329 [m.1911]de vefât etdi.

134 — ARFECE “radıyallahü anh”: Arfece bin Es’ad Temîmî, Eshâb-ı kirâm­dandır. Altın burun takmasına izn verilmişdir. 133, 1090.

135 — ÂRİF-İ RÎVEGERÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Buhârânın Rîvgir kö­yündendir. İslâm âlimlerinin büyüklerindendir. Çok yaşadı. 616 [m. 1219] da Rîv­girde vefât etdi. 969.

136 — ARİSTO: Yunan felesoflarındandır. Mîlâddan [384] sene önce doğdu. Ba­bası tabîb idi. Eflâtunun talebesi idi. İskenderin hocası oldu. Sonra, Atinada Lis­yonda mekteb yapdı. Onun için mekteblere lise denildi. Altmışiki yaşında Agri­boz adasında öldü. Rûh kadîmdir, derdi. Tecribeden ziyâde, aklına dayandığından, yanılmışdı. Orta çağda unutuldu. Eserleri, sonradan arabcadan lâtinceye çevrildi. 41, 539, 758, 759, 1097, 1123.

137 — ARND: Yirminci asrın büyük kimyâgerlerindendir. Sultân ikinci Abdül­hamîd hân zemânında İstanbul Dâr-ül-fünûnunda, uzun yıllar kimyâ profesörü idi. [m. 1934] de İstanbul üniversitesine tekrâr getirildi. Fritz Arnd iyi türkçe konuşur­du. [m. 1969] sonunda Hamburgda öldü. Kıymetli din kitâbları yazarlığı ile tanın­mış Hüseyn Hilmi Işık, [m. 1936] senesinde, Arndın yanında çalışarak organik bir cism keşf etdi. Bu buluş, İstanbul fen fakültesi dergisi, 1937 senesi, ikinci cildin ikin­ci sayısında ve Berlinde çıkan [m. 1937] yıl ve [2519] sayılı almanca (Zentrall Blatt) kimyâ kitâbında (Işık Hilmi) adı ile yazılıdır. 41, 975.

138 — ARŞİMED: Eski yunan fizik ve matematikcisidir. Mîlâddan [278] sene önce, Sicilya adasında doğdu. [212] sene önce öldürüldü. İskenderiyyede Öklidin talebesi idi. Kaldıraclar üzerinde çok uğraşdı. (Bana bir destek noktası veriniz! Dün­yâyı yerinden oynatayım) demişdir. Kitâbları Me’mûn zemânında arabcaya çev­rildi. 433.

139 — ARYÜS: Mîlâdın [270] senesinde doğdu. [336] da öldürüldü. Büyük Kos­tantinin mîlâdın üçyüzyirmibeşinde [325] İznikde topladığı üçyüzondokuz [319] pa­pasa karşı, yeni yapılan (İncîl)in yanlış olduğunu, Barnabas İncîlinin doğru oldu­ğunu, orada Allah birdir denildiğini söyledi. Mısra kaçdı. 43, 411, 783, 1080, 1099, 1128.

140 — ÂTIF BEĞ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kuyucaklı zâde Âtıf beğ, mül­kiyye mektebi [siyâsal bilgiler okulu] mecelle [hukûk] mu’allimi idi. 1316 [m. 1898] da, Bağdâdın Süleymâniyye kazâsında vefât etdi. 305, 535, 823, 865.

141 — ATTİLÂ: (Kâmûs-ül a’lâm)da diyor ki, (Orta çağlarda, Avrupayı basan vahşî Hunların reîsi idi. Mîlâdın [432] senesinde idâreyi ele aldı. Çok zâlim ve kan dökücü bir kumandan idi. [451] de Galyaya, ya’nî Fransaya girdi. [453] de içki içer­ken öldü. Allahın gadabı denirdi). 431, 532, 533, 1135.

142 — AYNÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: (Buhârî) şârihidir. Bedreddîn Mahmûd bin Ahmeddir. (Hidâye şerhı) ve (Akd-ül-cümân) adındaki ondokuz cild târîhi ve (Keşf-ül-lisân) adındaki İbni Hişâm şerhı meşhûrdur. 760 [m. 1359] da Ayntâbda tevellüd, 855 [m. 1451] de Kâhirede kâdî iken vefât etdi. 738, 872, 1114.

143 — AYNÜLKUDÂT HEMEDÂNÎ: Sôfiyyedendir. İmâm-ı Gazâlî ile soh­bet etmişdir. 533 [m. 1138] de vefât etdi.

144 — ÂZER: İbrâhîm aleyhisselâmın amcası ve üvey babası idi. Kâfir idi. İb­râhîm aleyhisselâmın kendi babası Târuh idi. 375, 387, 389, 390, 391, 1118, 1182.

Tam İlmihal