3-71-94(Se’âdet-i Ebediyye)de adı geçenlerin hâl tercemeleri(N)


707 NÂBÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Yûsüf Nâbî efendi Osmânlı şâ’irlerin­dendir. Urfalıdır. 1124 [m. 1712] senesinde vefât etdi. 44.

708 NÂMIK KEMÂL: Yenişehrli Mustafâ Âsım beğin oğlu, Râtıb bin Os­mân pâşanın torunudur. İstanbulda doğmuş, 1306 [m. 1889] da Sakız adasında öl­müşdür. Anası Arnavuddur. Tanınmış masonlardandır. Bir yandan, ikinci Ab­dülhamîd hâna (Zemânımızın kutbu, asrımızın imâm-ı Rabbânîsi) diye mektûb­lar yazar ve Ziyâ pâşa gibi mesâî arkadaşlarını jurnal ederdi. Öte yandan da, ha­lîfeyi kötüleyici yazılar yazıp hürriyyet kahramanı olmağa çalışırdı. Riyâkârca yaz­dığı mektûb ve jurnallarından birçoğu, İstanbulda başvekâlet arşivinde mevcûd­dur.

709 NAPOLYON: Bonapart âilesinin birincisidir. 1182 [m. 1769] de Korsi­ka adasında tevellüd, 1236 [m. 1821] da öldü. Ondokuz sene sonra kemikleri Fransaya götürüldü. General ve kumandan iken, kendinden kat kat fazla Avustur­ya ordularını mağlûb etdi. İngilizlere karşı gönderilmek istendi ise de, önce Hin­distânın yolunu kesmek için Mısrı almak lâzım dedi ve 1212 [m. 1798] de Mısra gel­di. Şâma da yürüdü. Sayda vâlîsi Cezzâr Ahmed pâşa Akkâ kal’asını kahraman­ca müdâfe’a edip, Napolyonun ordusu dağıldı, kaçdı. Ahmed pâşa Şâm vâlîsi ya­pıldı. 1219 da Şâmda vefât etdi. Napolyon, [m. 1804] de Fransız imperatörü oldu.

[m. 1812] de Moskovaya kadar ilerledi. [m. 1814] de mağlûb olup hükûmetden çe­kildi. Tekrâr iş başına geldi ise de, Belçikada Vaterlo muhârebesini gayb edip, çe­kildi. Yerini oğlu ikinci Napolyona bırakdı. İngiliz harb gemisine sığındı. İngiliz­ler, iyi karşılamadı. (Sent Halen) adasına habs etdiler. Orada öldü. 406, 460.

710 NASREDDÎN HOCA: Latîfe sözleri ve hikâyeleri ile meşhûrdur. Ak­şehirde 683 [m. 1284] de vefât etdi. 1183.

711 NECÂŞÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Habeş pâdişâhlarının hepsine (Ne­câşî) denir. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” zemânındaki Necâşînin adı Es­hame idi. Nasrânî iken müslimân oldu. Cenâze nemâzını Resûlullah “sallallahü aley­hi ve sellem” Medînede kıldırdı. 380, 1186.

712 NECMEDDÎN-İ GAZZÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Muhammed Gazzî, Şâfi’î fıkh âlimlerindendir. [977] de tevellüd, 1061 [m. 1651] se­nesinde vefât etdi. 629, 635.

713 NECMEDDÎN-İ KÜBRÂ: Ahmed bin Ömer, Hârezmlidir. Bir kimse­ye teveccüh edince, vilâyet derecesine yükselirdi. Amcası olan Ebû Necîb-i Süh­reverdîden ve Mısrda şeyh Rûz-i Behân hazretlerinden feyz aldı. 539 [m. 1145] da tevellüd etdi. 618 [m. 1221] senesinde Hârezme Cengiz askeri tatârlar hücûm edince, talebelerine: (Memleketinize gidiniz! Şarkdan fitne ateşi geliyor. Her ta­rafı yakacakdır. İslâmiyyetde bu kadar fitne görülmemişdir) dedi. (Düâ buyursa­nız bu belâ müslimân memleketlerinden uzaklaşsın) dediler. Bu, (Kazâ-i mübrem­dir. Düâ bunu gideremez) buyurdu. Eshâbı Horâsâna gitdi. Kâfirler şehre girin­ce cihâda çıkdı. Şehîd oldu. Kübreviyye veyâ Zehebiyye tarîkatinin reîsidir. 1163.

714 NEMRÛD: Keldânî pâdişâhlarına denir. Birinci Nemrûd, Nûh aleyhis­selâmın oğlu Hâm soyundandır. Bâbil şehrini yapdı. Heykellere tapardı. İbrâhîm aleyhisselâmı ateşe atdı. Sivri sineklerle öldü. 62, 356, 391, 850, 1118.

715 NERON: Roma imperatörlerinin beşincisidir. Mîlâdın [37]. ci senesin­de doğdu. [m. 68] de vatan hâini i’lân edildi. Mağarada saklanıp kama ile intihâr etdi. [m. 54] de üvey babası birinci Klavdiyos ölünce tahta çıkdı. Çok zulm yapar­dı. Tiyatrolarda oynardı. [m. 64] de, tiyatro piyesi hâzırlamak için Romanın büyük bir kısmını yakdı. Kendi annesini öldürdü. Etrâfına nâmûssuzları topladı. Zevce­sini de öldürdü. Çok işkence yapdı. Çok adam öldürdü. 1108, 1161.

716 NESÂÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Abdürrahmân Ahmed bin Alî, 215 [m. 829] de Horâsânda, Nesâ şehrinde tevellüd, 303 [m. 915] de Remle şehrin­de vefât etdi. Hadîs âlimidir. (Sünen-i kebîr) ve (Sünen-i sagîr) adında iki hadîs ki­tâbı çok kıymetlidir. (Sünen-i sagîr) kütüb-i sittedendir. 424, 993.

717 NESEFÎ ABDÜLLAH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebülberekât Hâfı­züddîn Abdüllah bin Ahmed, Hanefî fıkh âlimidir. 710 [m. 1310] da Bağdâdda ve­fât etdi. (Vâfî) ve bunun şerhı (Kâfî) ve (Kenz-üd-dekâık) kitâbları ve (Medârik) tefsîri ile (Menâr) adında üsûl-i fıkh kitâbı meşhûrdur. Ömer Nesefînin (Manzû­me)sini şerh edip, (Müstasfâ) adını vermişdir. (Umde-tül-akâid) kitâbı, William Co­urton tarafından 1259 [m. 1843] da Londrada basılmışdır. 229, 1067, 1093, 1115.

718 NESEFÎ LÜTFULLAH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hanefîdir. (Hulâ­sa-i Gîdânî) fıkh kitâbı meşhûrdur. 750 [m. 1349] de vefât etmişdir.

719 NESEFÎ ÖMER: Necm-üd-dîn Ebû Hafs Ömer bin Muhammed, Îrânın Fâris vilâyetinde, Nesef kasabasında 461 [m. 1068] de tevellüd, 537 [m. 1143] de Se­merkandda vefât etdi. (Akâid-i Nesefî) kitâbı ve Teftâzânînin şerhi ve Abdül’azîz Ferhârî Hindînin bu şerhe yapdığı (Nebrâs) hâşiyesi çok kıymetlidir. Çeşidli şerh­leri vardır. (Zahîre) fıkh kitâbı ve (Manzûme)si meşhûrdur. 48, 292, 747, 856.

720 — NESEFÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Meymûn bin Muhammed Nesefî, Hanefîdir. (Temhîd) akâid kitâbı meşhûrdur. Beşyüzsekiz 508 [m. 1114] senesin­de vefât etmişdir. Ebû Şekür Muhammed Sülemînin (Temhîd)i başkadır.

721 NESÎMÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Seyyid İmâd-üddîn-i Nesîmî, şâir ve tesavvuf ehlinden idi. (Kâmûsül-a’lâm)da, Bağdâdın Nesim nâhiyesinde doğduğu yazılıdır. Sultân birinci Murâd-ı Hüdâvendigâr zemânında Bursaya geldi. Mısrda­ki Çerkes sultânlarının elinde bulunan Haleb şehrinde yerleşdi. Orada iken, Vah­det-i vücûd serhoşluğundaki ba’zı yazıları ve sözleri, islâmiyyete uygun görülmi­yerek, 820 [m. 1417] de i’dâm edildi. Mesnevî şârihlerinden sarı Abdüllah efendi, (Semerât-ül-füâd) kitâbında ve İsmâ’îl Hakkı efendi, (Rûh-ul-beyân) tefsîrinde, kendisinin Ehl-i sünnet ve ehl-i tarîk olduğunu yazmakdadırlar. (Müncid)de ve 990 da ölen, Tokatlı şâir Lutfullah efendinin türkçe (Tezkiret-üş-şu’arâ)sında, Nesîmî­nin hurûfî zındıklarından olduğu bildirilmekdedir. Alî Cânib beğ, (Edebiyyât) kitâ­bında diyor ki, (Bu türk şâiri hakkında en mevsûk ma’lûmâtı, kendi asrında yaşamış olan meşhûr âlim İbni Hacer-i Askalânî vermekdedir. İbni Hacere göre, seyyid Ne­sîmî Tebrîzlidir. Asl ismi şeyh Nesîmeddîndir. Hurûfîlik denilen yolun müessisi Fad­lullah Esterâbâdînin talebesidir. Dîvânının en doğru olanı Bâyezîd kütübhânesinde­dir. Âzerî lehcesi ile yazmışdır.) Önce hurûfî olduğu, sonra tevbe etdiği anlaşılıyor. Sarı Abdüllah efendinin hâl tercemesi, (Mesnevî) şerhinin önsözünde yazılıdır. 504.

722 NESLİ ŞÂH SULTÂN: 813. cü sırada Selîm hân I ismine bakınız!

723 NESTORİUS: Hıristiyanlığın Nestûriyye fırkasını kurdu. Mîlâdın [428]. ci senesinde, Kostantîniyye patrîki oldu. [m. 421] senesinde, İstanbulda yapılan top­lantıda, bunun kitâbı incelendi. Kabûl edildi. Buna göre, Allah birdir. Bunun vü­cûd, hayât ve ilm sıfatlarından, ilm uknûmu [kelime] Îsâya hulûl etmiş, ilâh olmuş­dur. Meryem, ilâh anası değil, insan anasıdır. Îsâ, Allahın oğludur diyordu. Bu fikr­leri, şark memleketlerinde yayıldı. [m. 431] senesinde, Efesus [Efes]de, dördün­cü papas meclisi kurulup, Nestorius red ve tekfîr edildi. Mısra gitdi. [m. 439] da ora­da öldü.

724 NESÛHÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Nesûh, Halvetî me­şâyıhindendir. Kastamonili şeyh Şa’bân-i Velî torunlarındandır. Şa’bân-ı Velî sil­silesinden Karabaş tecvîd sâhibi Alî efendinin halîfesidir. 1130 [m. 1717] Ramezâ­nında vefât etdi. Üsküdârda, Doğancılarda, 1099 [m. 1687] senesinde Dördüncü Muhammed hânın dâmâdı Hasen pâşanın yapdırdığı câmi’ yanında medfûndur. On cild tefsîri, Niyâzî Mısrî gazelinin şerhı ve çeşidli risâleleri vardır. 1087.

725 NEŞ’ET EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hoca Süleymân Neş’et efendi, Osmânlı âlim ve şâ’irlerindendir. 1148 [m. 1735] de Edirnede tevellüd, 1222[m. 1807] de İstanbulda vefât etdi. (Mesnevî) dersi verirdi. Mesnevînin iki beyti­ne Molla Câmî tarafından yapılan fârisî manzum şerhı türkçeye terceme etmişdir. Bu şerh ve tercemesi, [1263] de basılmışdır. Dîvânı vardır. 732.

726 NEVEVÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Yahyâ bin Şeref Nevevî, büyük is­lâm âlimlerindendir. Şâfi’îdir. 631 [m. 1233] de tevellüd, 676 [m. 1277] da Şâmda vefât etdi. Çok kitâb yazdı. (Minhâc-üt-tâlibîn) fıkh kitâbı, Râfi’înin (El-muhar­rer)inin muhtasarıdır. Minhâcın çok şerhleri vardır. Sübkînin ve Süyûtînin ve ib­ni Hacer Mekkînin ve Celâlüddîn Mehallînin şerhleri ile Nevreddîn Alî bin Yah­yâ Ziyâdînin Mehallî şerhine hâşiyesi meşhûrdur. (Ravda-tüt-tâlibîn), (Rıyâd-us­sâlihîn) ve (Hilye-tül-ebrâr) da denilen (Ezkâr) kitâbları çok kıymetlidir. 47, 113, 243, 248, 352, 415, 422, 434, 513, 632, 780, 782, 1035, 1064, 1072, 1092, 1144, 1162.

727 NEWTON: İngiliz matematik ve fizikcisidir. 1052 [m. 1642] de tevellüd, 1140 [m. 1727] da vefât etdi. Yer çekimi kanûnunu buldu. Işık üzerinde de buluş­ları vardır. Bir gök dürbünü yapdı. 539, 545, 551, 1048.

728 NİŞÂNCI MUHAMMED PÂŞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Haleb kâdîsi pîr Ahmed efendinin oğludur. Üçüncü Murâd hânın nişancısı iken bindört 1004 [m. 1596] de vefât etdi. Fâtih ile Kara-gümrük arasında yapdırdığı Nişancı câ­mi’i yanındaki türbesindedir. Câmi’, harâb olmakda iken, 1380 [m. 1960] de baş­vekil Adnan Menderes tarafından temelden ta’mîr ve tezyîn edilmişdir.

729 NİŞÂNCI ZÂDE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Ahmed bin Muhammed bin Ramezân, Edirnede kâdî idi. [898] de tevellüd etdiğini (Mir’ât-i kâinât) kitâbında yazmışdır. 1031 [m. 1622] de Edirne yolunda vefât et­di. (Mir’ât-i kâinât) ve (Fetâvâ-i rûmiyye) ve başka eserleri vardır.

730 NİYÂZÎ-İ MISRÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sôfiyyenin meşhûrların­dan, Halvetî meşâyıhindendir. Anadoluda Soğanlıda tevellüd, Mısrda tahsîl etdi. Bursada yaşadı. Midilliye nefy edildi. 1105 [m. 1693] de Limni adasında vefât et­di. Türkçe divânı çok yanık ve tatlı olup, birkaç kerre basılmışdır. Ba’zı yazarlar, bunun için, sonradan sapıtdı diyorlar. (Peygamberimiz Muhammed Mustafâ he­pimizden üstündür. Âli güzel, Eshâbı çok temizdir) beytleri, sapık olmadığını göstermekdedir. İkiyüzikinci [202] sırada Cüneyd-i Bağdâdî ismine bakınız! 220, 504, 651, 932, 1018, 1075, 1087.

731 NİZÂMÜDDÎN EVLİYÂ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sultân-ül meşâ­yıh Evrenk-Âbâdîdir. Babası Buhârâdan Hindistâna gelip, Bedâyün kasabasında yerleşmişdir. Kendisi 633 de tevellüd, yediyüzyirmibeş 725 [m. 1325] de vefât etdi. Delhî civârında Gıyâspurda, Emîr Hüsrev Dehlevî türbesine yakın büyük türbesi ziyâret edilmekdedir. Yirmi yaşında iken Çeştiyye meşâyıhinden Ferîdeddîn-i Genc-i şekere intisâb ederek kemâle gelmişdir. (Ferâid-ül-fevâid) ve (Râhat-ül-mu­hibbîn) kitâbları vardır. Talebesinden Hasen Sencerînin yazdığı (Fevâid-ül-füâd) kitâbında hâl tercemesi uzun bildirilmişdir. Talebesinden M.Fahrüddîn, İmâm-ı a’za­mın (Fıkh-ı ekber)inin Molla Aliyy-ül-kârî tarafından yapılan şerhini kısaltarak fârisî ve urdu dillerine terceme ederek (Akâid-i nizâmiyye) ismini vermiş, (Hakîkat Ki­tâbevi) tarafından 1993 de baskısı yapılmışdır. 721, 733, 767, 1129, 1171, 1177.

732 NİZÂM-ÜL-MÜLK “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hâce Kıvâm-üd-dîn Ebû Alî Hasen bin Alî, Îrân Selçûkîlerinden Alb Arslanın ve oğlu Melikşâhın vezîri­dir. 408 [m. 1018] de Tus şehrinde tevellüd, 485 [m. 1092] de Nihâvendde Hasen Sabbâhın adamı tarafından şehîd edildi. Fıkh ve hadîs âlimi idi. Akl, tedbir ve adâ­leti ile devleti idâre etdi. Âlimlere, zâhidlere çok ihsân ederdi. Çok sayıda câmi’, medrese, hayrât yapdı. Bağdâdda (Medrese-i nizâmiyye) adında bir üniversite yap­dı. İsfehânda da büyük mekteb yapdı. 1107, 1122, 1134.

733 NİZÂR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Resûlullahın ondokuzuncu babası­dır. Nizâr, az demekdir. Dünyâya gelince, babası Me’add, bunun alnındaki nûru gör­dü. Çok sevinip, büyük bir ziyâfet vermişdi. Böyle oğul için, bu kadar ziyâfet az bir­şey demişdi. Bunun için oğlunun ismi Nizâr kaldı. Bu nûr, Âdem aleyhisselâmdan beri oğuldan oğula gelmiş, nihâyet, asl sâhibi olan Muhammed aleyhisselâmda kal­mışdır. Böylece Adnân oğulları arasında, nûrlu bir soy vardır. Her asrda, bu soy­dan olan zât, alnındaki nûrdan belli olurdu. Bu zât hangi kabîlede ise, o kabîle şe­refli olurdu. Nizâr oğulları arasında bu şeref, Mudar ve İlyâs kabîlesinde bulun­du. Sonra Kureyş kabîlesinde kaldı. 387, 390, 1139.

734 NÛH “aleyhisselâm”: İdrîs “aleyhisselâm” göke çıkarıldıkdan sonra, in­sanlar azdı. Doğru yoldan ayrıldı. Putlara ya’nî heykellere tapmağa başladılar. Ce­nâb-ı Hak, bunlara Nûh aleyhisselâmı gönderdi. O zemân, elli yaşında idi. Nice yıl, onları dîne da’vet etdi. Yalnız oğulları Sâm, Hâm, Yâfes ile az kimse îmân etdi. Ço­ğu kulak asmadı. Kendi oğlu Yâm, ya’nî Ken’ân bile îmân etmedi. Alay ve işken­ce etdiler. Onlara bed düâ etdi. Beşyüz yaşından sonra, gemi yapması emr olun­du. Gemi bitince, tûfân oldu. Mü’minler ile gemiye bindi. Gemiye binenlerin seksen kişi olduğu ve geminin üç kat olduğu (Arâis-ül-mecâlis)de yazılıdır. Bu ki­tâb Mısrda basılmışdır. Her hayvandan da birer çift aldı. Oğlu Ken’ânı da gemi­ye çağırdı. Ben, dağa çıkar kurtulurum dedi. Bir dalga geldi. Oğlunu alıp boğdu. Sular dağları aşdı. İnsanlar ve hayvanlar telef oldu. Altı ay sonra, yağmurlar dur­du. Sular çekildi. Gemi, Hakkârîde Cûdî dağına oturdu. İnsanlar, üç oğlundan üre­di. Nûh aleyhisselâma ikinci Âdem “aleyhisselâm” denildi. Sâmdan arab, fars ve rum, Hâmdan Hindistân, Habeş ve Afrika halkı, Yâfesden de Asyalılar ve türk­ler meydâna geldi. Behreng buğazından Amerikaya da geçip yerleşenler oldu. Nûh “aleyhisselâm”, bin yaşında vefât etdi. 26, 62, 81, 83, 106, 354, 356, 377, 379, 431, 482, 483, 488, 525, 1128, 1154, 1166, 1180, 1189.

735 NÛH BİN MUSTAFÂ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Allâme Nûh efendi, Konyalıdır. Mısra gitdi. 1070 [m. 1659] de Kâhirede vefât etdi. 416, 1180.

736 NÜZHET “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Me’ârif mektûbcusu idi. 1244 de İstanbulda tevellüd ve 1304 [m. 1886] de, Sivâsda vefât etdi. Hıristiyanlara cevâb olan (İzhâr-ul hak) kitâbının birinci kısmını türkceye terceme ederek (Îzâh-ul-hak) ismini vermişdir. 1161.

Tam İlmihal