3-71-95(Se’âdet-i Ebediyye)de adı geçenlerin hâl tercemeleri(O)


737 OĞUZ HÂN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Eski türkler, şark ve garb türkleri diye ikiye ayrılmışdı. Şark türkleri, beş, garb türkleri, onbeş kabîle idi. Uy­gurlar şark, Oğuz ve Kırgızlar da, garb türklerinden idi. Hicretden beşbin sene ön­ce, Hind, Îrân ve Irâka yayılmışlardı.

Oğuz türkleri hicretden binüçyüz sene önce, Oğuz hânın kumandasında, Şâma kadar gelmişdi. İslâmiyyet yayılınca, Mâverâünnehr ve Buhârâ tarafları (Horâsân) emâretine verildi. Me’mûn halîfe tarafından buraya vâlî ta’yîn edilen Sâmân oğul­ları, sonra [261] de hükûmet kurdu. Merkezleri Buhârâ idi. Oğuz türkleri ve Sel­çuk türkleri, Abbâsî halîfesi Mutî’ zemânında [334] de müslimân oldu. Oğuzların en kıymetlisi, Kayı hânın kabîlesi idi. Bunun torunlarından Süleymân şâh, Cengiz zemânında Anadolu tarafına gelip, 626 [m. 1229] senesinde Fıratda boğuldu. Dört oğlu kaldı. Bunlardan Ertuğrul beğ, Cengizlerden uzaklaşmak için, kabîle­si ile Sivâs tarafına geldi. Bir tatâr ordusu ile, Selçuk sultânı Alâ’üddîn harb edi­yordu. Selçuklulara yardım etdi. Sultân, Ertuğrul beğin Kayı hân kabîlesini An­kara civârına yerleşdirdi. Sonra, beşyüz kişi ile Söğüde yerleşdi. 680 [m. 1281] se­nesinde vefât etdi. Üç oğlundan küçüğü olan Osmân beğ, babası yerine emîr se­çildi. 699 [m. 1299] da Osmânlı devletini kurdu. 533.

738 OSMÂN AĞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sultân Ahmed hân-ı evvelin bâb-üs-seâde ağası idi. Binyirmibir 1021 [m. 1612] senesinde Kadıköyünde Osmân ağa câmi’ini yapdı. Bunun yerinde kadı Muhammed efendi câmi’i vardı. Bunun için oraya Kadı-köyü denilmişdir.

739 OSMÂN BEDREDDÎN: Seyyid Selmân efendinin oğludur. 1274 [m. 1857] de Erzurumda tevellüd, 1340 [m. 1922] da Harputda vefât etdi. 1293 [m. 1875] de Kars-da üçüncü tabur imâmı oldu. O yıllarda seyyid Tâhânın oğlu ve halîfesi seyyid Ubey­düllah ile ve mevlânâ Hâlidin halîfelerinden Kufrevî şeyh Muhammed ve Gümüş­hâneli Ahmed Ziyâeddînin ve Erzincanlı Terzi baba demekle meşhûr Vehbî Hay­yâtın talebelerinden hâcı Fehmi efendilerle sohbet eyledi. 1297 [m. 1879] de Pa­lu kasabasında yirmisekizinci alayın üçüncü tabur imâmı iken seyyid Mahmûd-i Sâ­minî ile mülâkî oldu. Sâminî, sekizinci müceddid demekdir. Onsekiz günde icâzet aldı. 1325 [m. 1906] de emekli olunca, Harputda birçok zevâtı sülûk ile, bir kısmı­nı da yalnız sohbet ile cehâletden kurtardı. İkiyüzbine yakın teşnedilân, çeşme-i feyzinden sîrâb olmuşdur. 1327 [m. 1908] de Hicâz seferinde, Şâm, Mekke ve Medîne âlimlerinin ta’zîm ve tekrîmlerine mazhar olmuşdur. (Gülzâr-ı Sâminî) adın­daki mektûbâtı ve (Gülbün-i irşâd) ve (Mecâlis-i sâminiyye) adındaki beş cild ka­sîdeleri vardır. Beyâz fes üzerine beyâz sarık sarardı. Oğulları Nûreddîn ve Ziyâ­eddîn Uz birer cevher idi. 639, 1132.

740 OSMÂN BİN AFFÂN “radıyallahü anh”: Ebul’âs bin Ümeyye bin Abd-i Şems bin Abd-i Menâf torunudur. Aşere-i mübeşşeredendir. Üçüncü halî­fedir. Resûlullahın iki kızını aldığı için (Zinnûreyn) denir. Önce müslimân olan­ların beşincisidir. Zevcesi Rukayye “radıyallahü anhâ” ile iki kerre Habeşistâna ve sonra Medîne-i münevvereye hicret etdi. Çok zengin tüccâr idi. Bütün malını, dîn-i islâm için sarf etdi. Hilm ve hayâ ile meşhûrdur. Hicretin yirmidördüncü [24] sene başı olan Muharremin birinci günü halîfe seçildi. Kıbrıs adasının ilk fâtihidir. [35]. ci senenin Zil-hicce ayında, Kur’ân-ı kerîm okurken şehîd edildi. Mubarek kanı bulunan Kur’ân-ı kerîm için, 388. ci sahîfeye bakınız! Hadîs-i şerîflerle medh­u senâ edilmişdir. Orta boylu, gür sakallı, sarışın güzel yüzlü, doğan burunlu idi. Sallanan dişlerini altın tel ile sardırmışdı. Bedr gazâsından başka her gazâda bu­lundu. Bedrin fazîletine de dâhil edildi. Nemâzda bir rek’atde bütün Kur’ân-ı ke­rîmi okuyan dört kimseden biridir. Çok okumakdan iki mushaf eskitdi. Hazret-i Ebû Bekrin topladığı bir Kur’ân-ı kerîmden altı nüsha dahâ yazdırıp, altı vilâye­te gönderdi. 44, 47, 59, 60, 114, 204, 242, 261, 350, 376, 380, 381, 388, 440, 510, 511, 621, 628, 717, 738, 752, 772, 790, 802, 1012, 1014, 1066, 1072, 1085, 1092, 1105, 1112, 1117, 1135, 1138, 1142, 1162, 1163, 1165, 1168, 1186, 1187.

741 OSMÂN GÂZÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sultân birinci Osmân hân, Ertuğrul beğin oğlu ve Süleymân şâhın torunudur. Süleymân şâh, Cengiz fitnesin­de Ahlat taraflarına yerleşmişdi. Osmân hân, Osmânlı devletinin kurucusudur. 656 [m. 1257] da Söğüdde tevellüd, 726 [m. 1326] da Söğüdde vefât etdi. Bursadadır. 680 [m. 1281] de babası Ertuğrul beğ vefât edince yerine geçdi. İnegölü, Karaca­hisârı rumlardan aldı. 699 [m. 1299] da Konyadaki Selçûk sultânı üçüncü Alâüd­dîn Keykûbâd, Gazân hâna esîr olunca, Yenişehrde Osmânlı devletini kurdu. Ce­sûr, zekî ve tam bir müslimân idi. Çok cömerd idi. Şeyh Edebâlî hazretlerinin kı­zı ile teehhül edip, bundan Alâüddîn pâşa oldu. Ömer beğin kızı Bâlâ hâtundan da sultân Orhân oldu. Konya Selçûkî sultânı Alâüddîn şâhın altıyüzseksensekiz [688] senesinde sultân Osmâna gönderdiği takdîr ve iltifât ve nasîhatlerle dolu uzun mektûbu ve sultân Osmânın edeb ve nezâket dolu cevâbı, (Mir’ât-i kâinât) kitâ­bında yazılıdır. Ömrü, rum kâfirleri ile savaşmakla ve islâmiyyeti yaymakla geç­di. Müslimânları râhata, huzûra kavuşdurmak için çalışdı. Vefât edeceği zemân, oğ­lu Orhân beğe gönderdiği vasıyyetnâmesi, islâmiyyete olan sevgi ve saygısını ve türk milletinin râhat ve huzûrunu düşündüğünü ve insan haklarına olan gönülden bağlılığını açıkça bildirmekdedir. Vasıyyetnâmenin özü şöyledir:

(Allahü teâlânın emrlerine muhâlif bir iş işlemiyesin! Bilmediğini islâm ulemâ­sından sorup anlıyasın! İyice bilmeyince bir işe başlamıyasın! Sana itâ’at edenle­ri hoş tutasın! Askerine in’âmı, ihsânı eksik etmiyesin ki, insan ihsânın kulcağızı­dır. Zâlim olma! Âlemi adâletle şenlendir. Ve Allah için cihâdı terk etmiyerek be­ni şâd et! Ulemâya ri’âyet eyle ki, ahkâm-ı islâmiyye işleri nizâm bulsun! Nerede bir ilm ehli duyarsan, ona rağbet, ikbâl ve hilm göster! Askerine ve malına gurûr getirip, islâmiyyet ehlinden uzaklaşma! Bizim mesleğimiz Allah yoludur ve mak­sadımız Allahın dînini yaymakdır. Yoksa, kuru gavga ve cihângirlik da’vâsı değil­dir. Sana da bunlar yaraşır. Dâimâ herkese ihsânda bulun! Memleket işlerini nok­sânsız gör! Hepinizi Allahü teâlâya emânet ediyorum.) Osmânlı sultânları, bu va-sıyyetnâmeye cândan sarılmış, devletin altıyüz sene hiç değişmiyen anayasası ol­muşdur. 532.

742 OSMÂN HÂN-III: İslâm halîfelerinin doksanıncısı ve Osmânlı pâdişâhla­rının yirmibeşincisidir. Binyüzaltmışsekiz 1168 [m. 1754] de cülûs etdi. Binyüzyetmiş­birde 1171 [m. 1757] vefât etdi. Yeni câmi’ yanında, Turhân sultân türbesindedir. Kar­deşi birinci Mahmûd hân da buradadır. 1169 [m. 1755] da Üsküdârda (İhsâniyye câ­mi’i) ile (İhsâniyye mescidi)ni ve aynı senede İstanbulda (Nûr-i Osmâniyye) câ­mi’ini yapdırmışdır. Bu câmi’i, kardeşi birinci Mahmûd hân yapdırmağa başlamışdı. Vâlidesi Şâhsuvâr sultân, câmi’ yanındaki türbededir. 666, 1152, 1153, 1184.

743 OSMÂN HOPAVÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Hasendir. 1241 [m. 1825] de vefât etdi. (Dürre-tün-nâsıhîn) tefsîri ve hadîs kitâbları vardır. 419, 732.

744 — OSMÂN KARABIYIK: Hüseyn Hilmi Işıkın talebesi ve Hakîkat Kitâ­bevinin müdîridir. İslâm kitâblarının basılması ve yayılmasına çok hizmet etmiş­dir.

745 OSMÂNLI SULTÂNLARI “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în”: Os­mânlı devleti 699 [m. 1299] da kuruldu. Dîn-i islâm ile idâre edildi. Osmânlı sultân­ları 923 [m. 1517] den i’tibâren bütün müslimânların halîfeleri oldular. Her işlerin­de islâmiyyete uydular. Altıyüzyirmiüç sene islâmiyyete hizmet etdiler. Ehl-i sün­net olup, hanefî mezhebinde idiler. Üçüncü kısm, 65. ci maddenin sonuna bakınız! İslâmiyyeti yaymak ve müslimânları korumak için kâfirlerle cihâd yapdılar. İslâmiy­yeti bozmak, müslimânları bölmek için saldıran mezhebsizleri terbiye etmek için çok uğraşdılar. Âlûsî (Gâliyye)nin doksanbeşinci sahîfesinde diyor ki, (Yeryüzünü sâlih kullarıma mîrâs bırakırım) meâlindeki âyet-i kerîmenin Osmânlı sultânları­nı övdüğünü Abdülganî Nablûsî bildirmekdedir. (Burhân) kitâbı da bunu yaz­makdadır. 940 [m. 1534] da Hindistân sâhillerine gitdiler. Masonların ve İngilizle­rin oyunları ile 1326 [m. 1908] da halîfelerin salâhiyyetleri sınırlandı. 1340 [m. 1922] da Devlete ve 3 Mart 1342 [m. 1924] de hilâfete son verildi. Azgın islâm düş­manlarından İngiliz câsûsu Lawrence’in bu işlerde çok te’sîri oldu. Osmânlı toprak­ları üzerinde kurulan küçük arab devletleri, Avrupalıların kontrolu altında kaldı. İkinci cihân harbinden sonra da, başlarına geçen din câhili devlet adamları, islâmiy­yeti içerden yıkdılar. Doktor Muhammed Harb tarafından 1413 h. [m. 1991]de Şamda üçüncü baskısı yapılan arabî (Müzekkiratü sultân Abdülhamîd) kitâbında Osmânlı devletinin yıkılması ve islâmiyyetin yok edilmesi için, ingilizlerin hîlele­ri ve askerî hücûmları uzun yazılıdır. 350, 441, 460, 532, 621, 802.

746 ÖMER BİN ABDÜL’AZÎZ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Mervân bin Ha­kemin torunudur. Emevî halîfelerinin sekizincisidir. Annesi, Ömer bin Hattâbın oğlu Âsımın kızıdır. [60] senesinde Medînede tevellüd, 101 [m. 720] senesinde zehr­lenerek şehîd edildi. [99] da halîfe oldu. Amcası olan halîfe Abdülmelikin dâmâ­dı idi. Adâletde ikinci Ömer idi. Hazret-i Mu’âviyeden sonra hutbelerde, Ehl-i bey­te la’net edilmeğe başlanmışdı. Bu kötü âdeti kaldırdı. Beyâz, ince ve nâzik yüz­lü, za’îf, güzel sakallı, sevimli bir zât idi. İmâmlığı, Resûlullah efendimize çok ben­zerdi. Malatyayı rumlardan, yüzbin esîr karşılığı satın aldı. 120, 350, 465, 512, 513, 609, 738, 988.

747 ÖMER BİN ALÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İbni Mülkın Sirâcüddîn Ebû Hafs Mısrî, Şâfi’î hadîs ve fıkh âlimlerindendir. [723] de tevellüd, 804 [m. 1401] se­nesinde vefât etdi. Çok kitâb yazdı.

748 ÖMER BİN FÂRID “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Tesavvuf büyüklerin­den ve Resûlullahın âşıklarındandır. Benî-Sa’d kabîlesindendir. 576 [m. 1180] da Mısrda tevellüd, 636 [m. 1238] da orada vefât etdi. (Kurâfe)dedir. Onbeş sene Hi­câzda kaldı. (Hamriyye) ve (Tâiyye) kasîdeleri çok makbûldür. (Tâiyye)sinde din bilgilerinin hakîkatini ve Evliyânın zevklerini toplamışdır. Böyle olgun kasî­de yazmak başkasına nasîb olmamışdır. Yediyüzelli beyt kadardır. 497.

749 ÖMER BİN HATTÂB “radıyallahü anh”: Resûlullahın ikinci halîfesi­dir. Aşere-i mübeşşeredendir. Hicret-i Nebeviyyede kırk yaşında idi. Kureyşin eş­râfından idi. Önce, islâma düşman oldu. Bi’setin altıncı yılında, kırkıncı veyâ kırkbeşinci olarak îmâna geldi. Bununla müslimânlar çok kuvvetlendi. Silâhlı olarak, açıkca hicret etdi. Resûlullahın gelmekde olduğunu Medînedeki müslimân­lara müjdeledi. Bütün gazâlarda bulundu. Çok kahramânlık gösterdi. Fârûk adı­nı aldı. Ebû Bekri halîfe yaparak, karışıklık çıkmasını önledi. Onüçüncü yılın Ce­mâzil’âhır ayı yirmisekizinci Salı günü halîfe seçildi. Çok memleket aldı. İslâmın adâletini bütün dünyâya tanıtdı. Yirmiüçüncü [23] senenin son ayında, câmi’de sa­bâh nemâzına durunca, Mugîre bin Şu’benin kölesi Ebû Lü’lü Fîruz kâfiri tarafın­dan bıçakla, karnından yaralanıp yirmidört sâat sonra vefât etdi. Resûlullahın ya­nına defn edildi. Oğluna, islâmiyyetin emr etdiği kadar değnek vurulmasını emr etdi. Eshâb-ı kirâm yalvardığı hâlde, bir değnek az vurulmasına izn vermedi. Dayakdan oğlu bayıldı. Çok üzüldü ise de, pişmân olmadı. Çok hadîs-i şerîf ile medh edildi. Bunların çoğunu hazret-i Alî haber vermişdir. İri yarı, buğday renk-li, uzun boylu, gözleri kızıl, bıyıklarının ucu sarı idi. Üzüntülü veyâ düşünceli olun­ca uclarını bükerdi. Sakalı ve bıyıkları sık idi. Yanaklarının üzerinde az idi. Sol eli­ni, sağ eli gibi iyi kullanırdı. Eğere dokunmadan ata binerdi. Çok heybetli, yüre­ği çok kuvvetli idi. Edebinden, hayâsından, Resûlullahın huzûrunda o kadar ya­vaş konuşurdu ki, (Yüksek söyle yâ Ömer! İşitmiyorum) buyurulurdu. Resûlul­lahın kayın pederi idi. Hazret-i Alînin dâmâdı idi. Benî-Adiy kabîlesi büyüklerin­den olup, soyu Hattâb bin Nüfeyl bin Abdül’uzza bin Rebâh bin Abdüllah bin Ku­rat bin Rezâh bin Adiy bin Kâ’bdır. 21, 28, 44, 45, 59, 60, 71, 108, 109, 114, 204, 235, 249, 252, 259, 263, 347, 349, 350, 379, 380, 381, 388, 442, 447, 448, 450, 452, 457, 471, 473, 478, 497, 498, 505, 506, 507, 508, 509, 510, 511, 516, 532, 578, 583, 584, 595, 607, 608, 609, 610, 616, 621, 645, 687, 696, 698, 699, 717, 719, 729, 738, 752, 788, 801, 802, 848, 885, 909, 913, 920, 923, 952, 993, 1014, 1065, 1068, 1092, 1094, 1096, 1100, 1104, 1118, 1126, 1129, 1138, 1139, 1147, 1152, 1165, 1168, 1169, 1176, 1180, 1186, 1189, 1195, 1197.

750 ÖMER FEHMÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Seyyid Ömer Fehmî bin Ha­sen 1292 [m. 1875] de (İzhâr-ül-hak) ikinci kısmını terceme ederek, (İbrâz-ül-hak) ismini vermişdir. 1161.

751 ÖMER RIZÂ: Şâ’ir Muhammed Âkifin dâmâdıdır. 1310 [m. 1893] da Kâ­hirede tevellüd, 1371 [m. 1952] de İstanbulda vefât etdi. Edirne-kapıdadır. Câ­mi’ulezherde okudu. Muhammed Abduhun reformcu fikrlerine saplandı. Mu­hammed Alî ismindeki bir Kadyânînin ingilizce tefsîrini türkçeye terceme ederek (Tanrı buyruğu) ismini verdi. Burada, Îsâ aleyhisselâmın babası vardır demekde ve Nahl sûresinin altmışsekizinci âyetine verdiği ma’nâ da küfre sebeb olmakda­dır. İngilizceden çevirdiği (Asr-ı se’âdet târîhi) de, onun gibi düşünen bir zümre tarafından halkın önüne sürülmekdedir. 468, 499, 887, 1088.

Tam İlmihal