3-71-99(Se’âdet-i Ebediyye)de adı geçenlerin hâl tercemeleri(Ş)


859 ŞA’BÂN-I VELÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kastamonilidir. Hayred­dîn-i Tokâdî 941 [m. 1535] de vefât edince, halîfesi olmuşdur. Hayreddîn efendi de, Çelebî halîfe Muhammed Cemâleddîn efendinin halîfesidir. Çelebî halîfe, 899 [m. 1493] de, hacca giderken Şâmda vefât etmişdir. 1125, 1156.

860 ŞA’BÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Amr Âmir, Tâbi’înin büyüklerin­dendir. Kûfenin en büyük âlimi idi. İmâm-ı a’zamın hocalarındandır. Yirminci [20] senede Basrada tevellüd, 104 [m. 723] senesinde Kûfede vefât etdi. (El-Kifâye) ki­tâbı meşhûrdur. 504, 761.

861 ŞÂFİ’Î “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Ebû Abdüllah Muhammed bin İdrîsin dedesinin dedesi Şâfi’, Kureyş kabîlesinden ve Eshâb-ı kirâmdan oldu­ğu için, Şâfi’î adı ile meşhûr olmuşdur. Şâfi’in dedesinin dedesi de Hâşim bin Abd-i Menâfdır. Büyük müctehid ve mezheb reîsidir. 150 [m. 767] senesinde Gaz­zede tevellüd, 204 [m. 820] de Mısrda vefât etdi. Kurâfe kabristânındadır. İki ya­şında Medîneye götürüldü. İmâm-ı Mâlikden okudu. Yedi yaşında hâfız oldu. Hadîs, fıkh, lügat ve edebiyyâtda çok yükseldi. Vera’, takvâ ve salâhda eşi yok idi. İmâm-ı Ahmedin hocasıdır. [195] de Bağdâda, [197] de Mekkeye, [199] da Mısra geldi. Üsûl-i fıkh ilmini ilk yazandır. Hadîsde (Sünen) ve (Müsned)i, fıkhda (Ki­tâb-ül-ümm)ü çok kıymetlidir. 49, 50, 59, 60, 120, 223, 251, 288, 340, 341, 352, 408, 414, 415, 439, 443, 453, 455, 491, 512, 516, 567, 581, 582, 586, 587, 590, 621, 738, 739, 770, 881, 882, 1009, 1045, 1070, 1077.

862 ŞÂH İSMÂ’ÎL: Şeyh Safiyyeddînin torunlarından olduğu için, Safevî de­nir. Îrânda, Tebrîzde 908 [m. 1502] de Safevî şî’î hükûmetini kurdu. İmâm-ı Mûsâ Kâzım “rahmetullahi aleyh” soyundan olduğunu söylerdi. Fekat, Hüseyn Şirvânî­nin, (Ahkâm-üd-dîniyye) kitâbında, bu sözü tekzîb ve red etdiği (Kâmûs-ül­a’lâm)da yazılıdır. Hatay denilen türk kabîlesindendir. Babası şeyh Haydar, Îrânın Erdebîl şehrinde yerleşen Hatay kabîlesinden şeyh Cüneydin oğlu olup, kızıl baş­lık giyerdi. 1355 [m. 1937] yılında Îrânın edebiyyât târîhini yazan ingiliz Eduard Bra­un (Yavûz sultân Selîm mektûblarında, kendisini efsânevî Îrân şâhlarına, şâh İsmâ’îli ise, türk Efrâsyâba benzetiyordu. Şâh İsmâ’îlin ordusu, Mûsullu, Şâmlı, Rumlu gi­bi türk kabîlelerinden askerlerle dolu idi. Türkçe konuşuyorlardı) diyor. [Efrâsyâb, eski Tûrân hükümdârı idi. Îrân şâhlarından Ferîdûnün oğlunun torunu idi. Îrânı al­dı. Çıkarıldı. Tekrâr aldı. Zâl oğlu Rüstemin kahramânlıkları ile yine çıkarıldı. Ni­hâyet Keyhusrev tarafından öldürüldü. (Şâhnâme)de uzun yazılıdır.] Şâh İsmâ’îlin türkce şi’rleri, el yazma dîvânı, Erdebîlde türbesindedir. [892] de tevellüd etdi. Ba­basından kalan Hataylı tekkesinde şeyh oldu. [905] de, mürîdleri ile Şirvâna saldır­dı. Şî’îliği i’lân edince, Ehl-i sünneti öldürdü. Bunu haber alan Yavuz Selîm hân, 920 [m. 1514] senesinde, Çaldıranda şâhı ve askerlerini perîşan etdi. Kaçdılar. 930 [m. 1524] da Erdebîlin Serab kasabasında öldü. İntikâmcı, sefîh, alçak bir zındık idi. (Mir’ât-i kâinât)da diyor ki, Yıldırım Bâyezîd zemânındaki Evliyâdan Abdürrah­mân-ı Erzincânî, Safiyyeddîn-i Erdebîlî hazretlerinin halîfelerinden idi. Amasya­da, bir sabâh çok üzgün olup, sebebi soruldukda, (Erdebîlî oğullarının i’tikâd ve tak­vâları güzel idi. Şimdi şeytân onları doğru yoldan sapdırdı) buyurdu. Sonra, şeyh Haydarın şî’î olduğu haberi geldi. 61, 500, 502, 504, 515, 1103, 1167.

863 ŞÂH SULTÂN “rahmetullahi teâlâ aleyhinne”: Osmânlı pâdişâhların­dan, birinci Selîm hânın ve birinci Süleymân hânın ve üçüncü Mustafâ hânın kız­larıdır. Selîm hân ve Süleymân hân ismlerine bakınız! 1167, 1173.

864 ŞÂH VELİYYULLAH-I DEHLEVÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Abdürrahîm, 1114 [m. 1702] de Delhîde tevellüd, 1176 [m. 1762] da Delhîde ve­fât etdi. Babası, hazret-i Ömer, vâlidesi hazret-i Alî soyundandır. Mevdûdînin yaz­dığı gibi, mezhebsiz değildir. Ehl-i sünnet âlimi idi. (Fâideli Bilgiler) kitâbına ba­kınız! Büyük Velî, Mazher-i Cân-ı Cânân buyurdu ki, (Şâh Velîyyullah derin ha­dîs âlimidir. Ma’rifet esrârının tahkîkinde ve ilmin inceliklerini bildirmekde, ye­ni bir çığır açmışdır. Bütün bu bilgileri ve üstünlükleri ile birlikde, doğru yolun âlim­lerindendir.) Çok kitâb yazdı. Eserleri Pâkistânda yeniden basılmakdadır. Şî’île­re karşı (Kurretül ayneyn fî tafdîl-i şeyhayn) ve (İzâle-tül hafâ an hilâfet-il-hule­fâ) kitâblarından birincisi türkçe kısaltılarak (Müslimânların iki gözbebeği) adı ile (Eshâb-ı kirâm) kitâbının içinde, 1394 [m. 1974] de İstanbulda neşr edilmişdir.

Şâh Veliyyullah-ı Dehlevînin dört oğlu oldu. Birincisi, Şâh Abdül’Azîz [1159­1239] olup, hâl tercemesi altıncı sırada bildirilmişdir. Bunun kızının oğlu Mu­hammed İshak bin Muhammed Efdal, Nezîr Hüseyn Dehlevînin hocasıdır. (1262 1845]). (Mesâil-i erba’în) kitâbı, vehhâbî olduğunu gösteriyor. Şâh Refî’uddîn (1163-1233) ile Şâh Abdülkâdir (vefâtı 1230) de büyük âlim idiler. Dördüncü oğ­lu Şâh Abdülganî (vefâtı 1227) genç iken vefât etdi. Bunun oğlu Şâh İsmâ’îl 1195 1781] de Delhîde tevellüd etdi. Büyük ehl-i sünnet âlimi olan dedesinin yolun­dan ayrılarak vehhâbî oldu. Vehhâbîlik inançlarının Hindistânda yayılmasına ön­derlik yapdı. Bu fitnenin başı olan Muhammed bin Abdülvehhâb-ı Necdînin (Ki­tâb-üt-tevhîd)ini urdu diline terceme ederek (Takviyet-ül îmân) ismi ile basdırdı. Böylece, vehhâbîliğin Hindistânda yayılmasına önayak oldu. 1396 [m. 1976] da Pa­kistânda, fârisîye terceme edilip, (Takvîm-ül beyân) ismi ile basdırıldı. (Sırât-ı müs­tekîm) ve başka kitâblar da neşr etdi ise de, ehl-i sünnet âlimlerinin “rahmetulla­hi teâlâ aleyhim ecma’în” reddiyyeleri karşısında, 1243 [m. 1828] senesinde Pişâ­vur şehrine kaçdı. Müslimânlara önder olmak düşüncesi ile, orada Sîh (Sikhs)le­re cihâd i’lân etdi. Çok müslimânın telef olmasına sebeb oldu. Kendisi de bu harbde, 1246 [m. 1831] târîhinde öldürüldü. Dedesinin şöhretine aldanarak, bunun tuzağına düşmüş olanlardan Abdüllah-ı Gaznevî ve Nezîr Hüseyn Dehlevî ve Muhammed Sıddık Hasen hân Pühüvâlî ve Reşîd Ahmed Kenkühî ve Diyobend şehrindeki medresenin ba’zı hocaları, vehhâbîliğe kendi düşüncelerini de karışdı­rıp, kitâblar neşr ederek, Hindistânda vehhâbîlik ismi altında, yeni bir çığır açdı­lar. Vehhâbîler, islâmiyyeti içerden yıkmak için ve sapık düşüncelerini bütün islâm memleketlerine yaymak için, şimdi (Râbıtat-ül-âlem-il-islâmî) teşkîlâtı te’sîs et­diler. Her memleketde, bilhâssa Afrikada câhil din adamlarını aldatarak satın alı­yorlar. Bu din adamları, bunların sapık kitâblarını kendi dillerine terceme edip pa­rasız dağıtıyorlar. Böylece, islâmiyyetin kal’ası olan, Ehl-i sünnet mezhebini içer­den yıkmağa çalışarak islâm düşmanlarının ekmeklerine yağ sürüyorlar. 165, 263, 467, 1059, 1073, 1134, 1168, 1184, 1194.

865 ŞÂHZÂDE SULTÂN MUHAMMED “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kânû­nî sultân Süleymânın oğludur. 949 [m. 1541] da vefât etdi. Sultân Süleymân, bunun adına Şâhzâde câmi’ini yapdı. Câmi’ 955 [m. 1547] de temâm oldu. Câmi’ yanında­ki türbesindedir. Bu türbede, sağında birâderi Cihângir sultân, sol yanında da kızı Hümâ şâh sultân yatmakdadır. Şâhzade Cihângîr Halebde 960 [m. 1552] da vefât edip İstanbula getirildi. Babası, bunun için Beyoğlunda Cihângîr câmi’ini yapdırdı. 1173.

866 ŞARL: Fransa, Almanya, İngiltere, İsveç, Napoli, Sicilya, Navara ve Sar­denya kralları arasında çok Charle vardır. Fransadaki onbir Şarl şunlardır:

Şarl Martel 69 [m. 689] dan 124 [m. 741] e kadar yaşadı. 113 [m. 732] senesin­de Puvatiyye yakınında Endülüs müslimânlarına gâlip gelmiş ve papa üçüncü Greguvar [Grégoire] tarafından tebrîk edilmişdir.

1. ci Şarl, buna Şarlman, ya’nî büyük Şarl denir. Şarl Martelin torunudur. [m. 742-814] Endülüs müslimânlarına mağlûb oldu. Almanyanın çoğunu aldı. Hârû­nürreşîd buna sâat ve başka hediyyeler göndermişdir. Senelerin, mîlâd gününden başlanmasını, ilk olarak 192 [m. 808] de, bunun kabûl etdiği, sonra Kostantin ta­rafından kânunlaşdırıldığı Hasîb beğin Kozmoğrafya kitâbında yazılıdır. 761, 1107.

2. ci Şarl [m. 823-877] âciz idi. Ömrü, kardeşleri ile harb etmekle geçdi.

3. cü Şarl [m. 879-929], ömrü iç harblerle geçdi ve harbde öldü.

4. cü Şarl [m. 1294-1328], güzel Filipin oğludur. İngiliz kralı ikinci Edvard bu­nun eniştesi idi. Edvarda hiyânet edip, öldürülmesine sebeb oldu.

5. ci Şarl [m. 1368-1380], Fransayı İngiliz işgâlinden kurtardı. 1173.

1.        ci Şarl [m. 1368-1422] zemânında, İngiltere kralı beşinci Hanri Fransayı alıp Fransa krallığını i’lân etdi.

2.        ci Şarl [m. 1403-1461], Jandark isminde bir kızın yardımı ile Fransayı İngi­liz işgâlinden kurtardı.

8. ci Şarl [m. 1470-1498], Napoliyi almış, yine gayb etmişdir.

1.        cu Şarl [m. 1550-1574], on yaşında kral oldu. Annesi Katerina saltanat sü­rüp, kadınlar saltanatı Fransayı karışdırdı. Katoliklerle protestanlar arasında harbler oldu. Kral, hemşîresini, protestan olan Navara prensi dördüncü Hanriye verdi ise de, düğünde [Sent Bartelemi] yortusu gecesi, Fransadaki protestanların öldürülmesini emr etdi. Kendisi de, serây penceresinden silâh atmışdır. Sefâhat için­de öldü. 358, 534.

2.        cu Şarl Filip [m. 1757-1836], onbeşinci Louinin torunu ve onaltıncı Loui ile onsekizinci Louinin birâderidir. 1203 [m. 1789] ihtilâlinde Fransadan kaçdı. 1795 de İngilizlerin yardımı ile Fransaya girmek istedi ise de, 1824 de girebildi. 1830 da zâlim idâresine karşı isyân çıkararak yine kaçdı. Şarl-kent başka olup, Alman imperatörleri olan yedi Şarlden beşincisidir. Bü­tün Avrupayı aldı ise de, 932 [m. 1526] de Osmânlılara mağlub oldu. 1071.

867 ŞÂZİLÎ: İkiyüzellisekizinci [258] sırada Ebül-Hasen ismine bakınız!

868 ŞEHÂBÜDDÎN SÜHREVERDÎ: 888. ci sırada (Şihâbüddîn-i Sührever­di) ismine bakınız!

869 ŞEKER-GENC “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ferîd-üd-dîn Mes’ûd Genc-i şeker, Hindistândaki Çeştiyye Evliyâsındandır. 569 [m.1173] da Delhîde tevellüd, 664 [m. 1265] de Mültanda vefât etdi. Kutbeddîn-i Bahtiyârın talebe­si ve Nizâm-üd-dîn-i Evliyânın üstâdıdır. Bahtiyâr Üşî, 633 [m. 1234] de Delhî­de vefât etdi. Ağzına aldığı taş, toprak, çömlek parçaları şeker gibi tatlı olurmuş. Bunun için, (Şeker hazînesi) demek olan Genc-i şeker adı ile meşhûr olmuşdur. Fârisî (Râhat-ül-kulûb) ve (Fevâid-üs-sâlikîn) kitâbları ve başka eserleri ve ke­râmetleri bilinmekdedir. Hicretin binellialtı [1056] senesinde yazılıp 1331 [m. 1913] de Lüknov şehrinde basılmış olan (Siyer-ül-Evliyâ) kitâbında hâl tercemesi fâ­risî olarak uzun yazılıdır. (Mültân şeyhı) adı ile her sene, Muharremin beşinde kabri ziyâret edilmekdedir. 766, 1085.

870 ŞEMSÜDDÎN SÂMÎ: 1266 [m. 1850] da Arnavutlukda tevellüd, 1322 [m. 1904] de İstanbulda vefât etdi. Erenköydedir. Fransızcadan türkceye resmli lügât kitâbı ve altı cild (Kâmûs-ül-a’lâm)ı basılmışdır. 388, 431, 441, 514.

871 ŞEMSÜDDÎN SEHÂVÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Abdürrahmân-ı Sehâvî, 830 [m. 1427] da Mısrda Sehâ kasabasında tevellüd, 902 [m. 1496] de Medîne-i münevverede vefât etdi. Şâfi’î idi. Çok kitâb yazdı. 415, 1014.

872 ŞEMSÜDDÎN TÎMÛRTÂŞÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şemsüddîn Muhammed bin Abdüllah Gazzî, Hanefî fıkh âlimlerindendir. 1004 [m. 1595] de Gazzede vefât etdi. (Tenvîr-ül-ebsâr) kitâbı ile (Kenz) ve (Vikâye) ve (Minah-ul­gaffâr) adını verdiği (Tenvîr-ül-ebsâr) şerhleri meşhûrdur. Gazze, Filistindedir. Hâ­şim bin Abd-i Menâf oradadır. 462, 1183.

873 ŞEMS-İ TEBRÎZÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Mevlânâ Muhammed bin Alî, ilk mektebe giderken Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” aşkından, yi­mez, içmez olmuşdu. Ebû Bekr-i Kermânîden ve Bâbâ Kemâl-i Cündîden de feyz aldı. Bâbâ Kemâlin yanında şeyh Fahreddîn-i Irâkî de yetişmekde idi. Şeyh Fah­reddîn, her keşf ve hâlini, şi’rler hâlinde, Bâbâ Kemâle bildirirdi. Bâbâ Kemâl, Şem­seddîne, (Sana bu esrârdan ve hakîkatlerden birşey hâsıl olmıyor mu? Neden hiç söylemiyorsun?) dedi. (Ondan dahâ çok oluyor. Fekat, ben onun gibi şi’r söyliye­miyorum) dedi. Bâbâ Kemâl buyurdu ki, (Allahü teâlâ, sana öyle bir arkadaş ih­sân eder ki, o senin adına her ma’rifet ve hakîkatleri söyler) buyurdu. 642 [m. 1244] de Konyaya geldi. Şekerrîzân hânına yerleşdi. Celâleddîn-i Rûmî talebesi ile ge­çerken karşılaşdılar. Celâleddîne Resûlullah ile Bâyezîdin derecelerini sordu. Aldığı cevâblardan bayıldı. Birgün, Mevlânâ havz kenârında idi. Yanında kitâb­lar vardı. Şemseddîn gelip, kitâbları sordu. (Sen bunları anlamazsın) dedi. Şem­seddîn kitâbları suya atdı. Mevlânâ, âh babamın bulunmaz yazıları gitdi, diyerek çok üzüldü. Şemseddîn elini uzatıp herbirini aldı. Hiçbiri ıslanmamış görüldü. Mev­lânâ (Bu nasıl işdir?) dedi. (Bu zevk ve hâldir. Sen anlamazsın) buyurdu. Bir kâ­fir, Allah nerede, kendisi ve bulunduğu yer bilinmeyen şey yok demekdir. O hâl­de Allah yokdur dedi. Şeyh hazretleri, elindeki kerpiçi kâfirin başına atdı. Başı çok acıdı. Seni mahkemeye vereceğim dedi. Ağrıyı ve başının neresinde olduğunu gös­ter, sana hak vereyim buyurdu. Kâfir bunları gösteremeyince, Allahın var olduğu­na inandım deyip, müslimân oldu. 645 [m. 1247] de, bir gece Mevlânâ ile oturur­ken, yedi kişi gelip dışarı çağırdılar ve şehîd etdiler. Bunlardan biri, Mevlânânın oğlu Alâüddîn Muhammed idi. Kuyuya atdılar. Mevlânânın diğer oğlu Behâüddîn Sultân veled rü’yâda görüp çıkardı. Mevlânânın medresesinde defn edildi. Sultân Veled 712 [m. 1311] de vefât edip, oraya defn edildi. 937, 1085, 1101.

874 ŞEMSİ AHMED PÂŞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: 988 [m. 1580] de Üs­küdârda, Şemsi pâşa câmi’ini yapdırmışdır.

875 ŞEMS-ÜL-EİMME HULVÂNÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Abdül’azîz bin Ahmed, Hanefî fıkh âlimidir. 456 [m. 1064] da Buhârâda vefât etdi. Muham­med Şeybânînin (Câmi’ul-kebîr) ve (Siyer-ül-kebîr)ini şerh etmiş, (Nevâdir), (Mebsût), (Vâkı’ât) ve başka kitâblar yazmışdır. 216, 223, 271, 309, 444, 826.

876 ŞEMS-ÜL-EİMME-İ SERAHSÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sekizyüzon­dokuzuncu [819] sırada Serahsî ismine bakınız!

877 ŞEREFÜDDÎN AHMED MÜNÎRÎ: Babası Yahyâdır. Fârisî mektûbâ­tı vardır. 782 [m. 1380] de Bihârda vefât etdi. (Ahbâr-ül-Ahyâr) da hâl tercemesi yazılıdır. (Herkese Lâzım Olan Îmân) kitâbının 72.ci sahîfesine bakınız!

878 ŞERHABÎL “radıyallahü anh”: Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sel­lem” ile konuşmak için Necrandan gelen altmış süvârî hıristiyanın en âlimi idi. Bu­na Seyyid derlerdi. Sonradan müslimân oldu. Sohbet ile şereflendi. 370.

879 ŞERNBLÂLÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebül-İhlâs Hasen bin Ammâr Şernblâlî, Hanefî fıkh âlimidir. Şürnblâlî de denir. Câmi’ul-ezherde müderris idi. (Câmi’ul-ezher), Mısrda Fâtımîler zemânında [361] de yapılan câmi’ olup, med­rese olarak kullanılmakdadır. [994] de tevellüd, 1069 [m. 1658] da Mısrda vefât et­di. (Nûr-ül-îzâh) ve bunun şerhı olan (İmdâd-ül-Fettâh) veyâ (Merâkıl-felâh) ismlerindeki kitâbı ve kelâm ilminde (Merak-ıs-se’âde) kitâbı ve (Dürer) hâşiye­si çok kıymetlidir. 97, 269, 279, 298, 316, 356, 393, 629, 796, 815, 858, 1020.

880 ŞEVBERÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şems-üd-dîn Muhammed bin Ahmed Şevberî, Şâfi’î fıkh âlimidir. [977] de Şevberde tevellüd, 1069 [m. 1658] da vefât etdi. Kıymetli kitâbları vardır. Şevber Mısrdadır. 633, 638.

881 ŞEVKÂNÎ: Kâdî Muhammed bin Alî Şevkânî, 1173 [m. 1759] de San’a şeh­rinin Şevkân kasabasında tevellüd, 1250 [m. 1834] de San’ada vefât etdi. San’ada kâ­dî idi. Babasından ve başkalarından (Ezhâr-ül-fıdda) ve (Bahr-ül-zehhâr) şî’î kitâb­larının şerhlerini senelerce okuyarak, şî’î mezhebinde yetişdirildiği, (Feth-ul-kadîr) tefsîri Mısrda basılırken eklenen önsözde yazılıdır. Şî’îlerin Zeydî fırkasından oldu­ğu Kuveyt müftîsi Muhammed bin Ahmed Halefin (Cevâb-üs-sâil) kitâbının 69. cu sahîfesinde yazılıdır. Zeydî mezhebinde olduğunu saklar, hanefî görünürdü. Şî’îler böyledir. Gitdikleri şehrlerdeki mezhebden olduklarını söylerler. Kendi mezheble­rini saklarlar. Şevkânî de hanefî olduğunu söyler, fekat zeydî mezhebine göre fet­vâ verirdi. Böylece şî’î mezhebini yaymağa çalışırdı. Şî’îler böyledir. Bu yola (Takıy­ye) yapmak denir. Çok sayıda, istifâdeli kitâbları vardır. Ehl-i sünnete uymıyan ya­zıları zararlıdır. 1976 senesinde Pâkistânda Siyalküt şehrinde urdu dilinde basılmış olan (Vehhâbî mezhebinin iç yüzü) kitâbında, İbni Teymiyyenin ve Şevkânînin mezhebsiz oldukları, vesîkalarla isbât edilmekdedir. Hindistânın büyük âlimlerin­den Abdülhay Lüknevînin, Şevkânî için (Şevkânînin kötü hâllerini ve bozuk kitâb­larını öğrenmek istiyen, benim (Ferhat-ül-müderrisîn bi-zikril-müellefât-i vel-mü­ellifîn) kitâbımı okusun! Burada İbni Teymiyyenin (Minhâc-üssünne) kitâbını an­latırken, Şevkânînin de İbni Teymiyye gibi olduğunu, onun gibi ilmi çok ve aklı az olduğunu ve ondan da aşağı olduğunu uzun bildirdim) dediğini yazmakdadır. Ab­dülhay Lüknevî (Fevâid-ül-behiyye) kitâbının sâhibidir. 415, 416, 417, 492.

882 ŞEVKÎ: Behâîlik dinsizliğini yaymağa uğraşanlardan biridir. Babası Abdülbehâ Abbâs 1339 [m. 1921] da Hayfada öleceği zemân büyük oğlu Şevkîyı, ilâhî emrin reîsi olarak rûhânî reis ve Behâîliğin açıklayıcısı ta’yîn etdi. Şevkî, 1315 1897] de Akkâda doğdu. Oksford üniversitesinde okudu. Amerikalı bir kızla evlendi. Her yerde Behâî teşkîlâtının ve ma’bedlerinin kurulmasına çalışdı. 1377 1957] de Londrada öldü. 483, 1060.

883 ŞEYBE: Rebî’anın oğlu, Utbenin kardeşi ve Abd-i Şems bin Abd-i Me­nâfın torunu idi. Ümeyyenin kardeşi oğlu [yeğeni] idi. Bedr gazâsında hazret-i Ham­za tarafından öldürüldü. 353, 506, 1069, 1093, 1186.

884 ŞEYH EMÂN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sôfiyyedendir. 964.

— Şeyh Müzzemmil: (Mektûbât Tercemesi) sahîfe 236 ya bakınız!

885 ŞEYH-İ NECDÎ: Şeytânın ismidir. Muhammedi öldürmek lâzım, bu işi Şeyh-i Necdî yapar dedi. (Fâideli Bilgiler) kitâbının 84.cü sahîfesine bakınız!

886 ŞEYH TÂCEDDÎN BİN ZEKERİYYÂ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hin­distân asîlzâdelerinden idi. Delhî köylerinden birinde Şeyhullah Bahş hazretlerin­den icâzeti olduğu hâlde, hâce Muhammed Bâkî-billah “kuddise sirruh” Mâverâ­ün-nehr seferinden dönüp irşâda başlayınca, sohbetine koşdu. Tevâzu’ ve insâfı­na karşılık teveccühe ve husûsî ve mahrem halvetlere kavuşdu. Kemâle erdi. Tek­râr icâzet aldı. Hazret-i Hâce vefât edince, şeyh Tâc, şaşkına döndü. Seyâhate çık­dı. Hacca gitdi. Hicâzda çok kimselere nasîhat etdi. Mekke âlimlerinden Ahmed ibni Allân, (Reşehât) kitâbını arabîye terceme etmişdi. Şeyh Tâcın sohbeti ile şe­reflendi. Kemâle erdi. 1031 [m. 1621] senesinde vefât etdi. Şeyh Tâceddîn, arabî olarak çeşidli kitâb yazdı. Tesavvuf büyüklerinin fârisî kitâblarını arabîye çevir­di. Bu büyüklere dil uzatan din adamlarına, güzel cevâb yazdı. (Reşehât) ve (Ne­fehât)ı arabîye terceme etdi. 1050 [m. 1641] de vefât etdi. 954.

887 ŞEYHZÂDE MUHAMMED “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Mustafâ, Hanefî âlimlerindendir. Müderris idi. 951 [m. 1544] de vefât etdi. Bey­dâvînin (Envâr-üt-tenzîl) tefsîrine hâşiyesi çok kıymetli olup, hicretin 1306 [m. 1888] senesinde İstanbulda matba’a-i Osmâniyyede basılmış ve Hakîkat Kitâbevi tara­fından, dört cüz hâlinde basdırılmışdır. (Kasîde-i bürde), (Meşârık) ve (Vikâye) şerhleri meşhûrdur. Babası şeyh Mustafâ Müslih-uddîn efendi, Bâyezîd-i Velî ze­mânı meşâyıhından olup, Abdüllah-i ilâhînin halîfesi idi ve Hırka-i şerîfde (Müs­lih-uddîn) mescidini yapdırmışdır. Buna Tahta minâreli mescid de denir. Kabri, câ­mi’inin yanındadır. 491, 825.

888 ŞİHÂBÜDDÎN-İ SÜHREVERDÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Hafs Ömer bin Muhammed, Şâfi’î fıkh âlimi ve Sôfiyye-i aliyyedendir. Ebû Bekr-i Sıd­dîkın soyundandır. 539 [m. 1145] da tevellüd, 632 [m. 1234] de, Bağdâdda vefât et­di. Ebû Necîb Sühreverdînin halîfesidir. Abdülkâdir-i Geylânînin sohbeti ile şeref­lenip kemâle erdi. Kitâbları arasında (Avârif-ül-me’ârif) kitâbı Beyrutda (Mekteb­üt-ticârî) kitâbevinde satılmakdadır. Ayrıca Beyrutda (Dâr-ül-ma’rife) tarafından basdırılan (İhyâ-ül-ulûm) beşinci cildine de ilâve edilmişdir. Tesavvuf bilgilerini çok iyi bildirmekdedir. Şihâbeddîn Yahyâ bin Hüseyn Sühreverdî başka olup, felsefe­ye bağlanmışdı. 586 [m. 1189] da, Salâhaddîn-i Eyyûbînin emri ile Halebde katl edil­di. 748, 749, 927, 953, 958, 1074, 1087, 1165.

889 ŞİHRİSTÂNÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebül Feth Muhammed bin Ab­dülkerîm, fıkh ve kelâm âlimidir. 479 [m. 1086] da Horâsânda tevellüd, 548 [m. 1154] de Bağdâdda vefât etdi. Eş’arî mezhebinde idi. Yetmişüç islâm fırkasını geniş anlatan (Milel-nihal) kitâbı 1070 [m. 1660] senesinde vefât eden Nûh bin Musta­fâ tarafından Mısrda türkceye terceme edildiği gibi, çeşidli Avrupa dillerine de çev­rilmişdir. Arabîsi Beyrutda (Mekteb-üt-ticârî)de satılmakdadır. 416.

890 ŞİLLER: Alman doktoru ve şâ’iridir. 1172 [m. 1759] de tevellüd, 1219 [m. 1805] da vefât etdi. Papaslar elinde din terbiyesi ile büyüdü ise de, hıristiyanlık­da, akl ve ilm dışı olan bozuklukları görerek, fâci’a [trajedi] tiyatro şi’rleri yaza­rak şöhret kazanmışdır. 27.

891 ŞÎT “aleyhisselâm”: Âdem aleyhisselâmın oğludur. Babası ölünce, Pey­gamber oldu. Allahü teâlâ, buna elli suhuf (forma) gönderdi. Kâ’beyi taşdan yap­dı. Nûh “aleyhisselâm” bunun soyundan olduğu için tûfândan kurtulanlar ve bü­tün insanlar bunun çocukları olmakdadırlar. Bunun için, ikinci Âdem sayılır. 81, 386, 387, 482, 1069, 1109, 1120.

892 ŞOPEN: Chopin Polonyalı müzikcidir. 1225 [m. 1810] de tevellüd, 1265 [m. 1849] de vefât etdi. Romantizm üzerinde idi. (Polonya) yazısı meşhûrdur. 46.

893 ŞÜREYH (KÂDÎ) “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Ümeyye bin Hars, Tâbi’înin büyüklerindendir. Kırk yaşında iken hazret-i Ömer tarafından Kûfeye kâdî [hâkim] yapıldı. Hazret-i Alî halîfe iken, bunun karşısında, bir zimmî yehû­dî ile muhâkeme edilmişdi. Çok âdil idi. Fıkhda ve tecribî ilmlerde çok bilgisi var­dı. Yetmişdokuz 79 [m. 698] senesinde, yüzyirmi yaşında vefât etdi. Babasının adı Hani idi. Elçi olarak Medîneye gelmişdi. Resûlullahı görünce, müslimân oldu. Re­sûlullah, buna Ebû Şüreyh diye soy adı verdi. Kâdî Şüreyk başkadır.

Tam İlmihal