3-71-99(Se’âdet-i Ebediyye)de adı geçenlerin hâl tercemeleri(T)


894 TABERÂNÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Süleymân bin Ahmed Taberâ­nî, hadîs âlimidir. Şâmda Taberiyyede [260] da tevellüd, 360 [m. 971] da orada ve­fât etdi. (Kebîr), (Evsat) ve (Sagîr) hadîs kitâblarını yazmak için, otuzüç sene, Irâk, Hicâz, Yemen, Mısr ve başka yerleri dolaşdı. 289, 386, 392, 450, 452, 472, 476, 645, 917, 1009.

895 TABERÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Ca’fer Muhammed bin Cerîr, tefsîr ve hadîs ve Şâfi’î fıkh âlimidir. 224 [m. 839] de Taberistânda tevellüd ve 310 [m. 923] da Bağdâdda vefât etdi. (Târîh-ul-ümem) ve yirmiüç cild (Câmi’ul-beyân) tefsîri çok kıymetlidir. Alî bin Muhammed Şimşâtî adında bir şî’î bu târîhi ihtisâr etmiş, bu şî’î kitâbı, (Taberî târîhi) adı ile türkceye terceme edilmişdir. Okuyan­lar aldanmakdadır. Muhammed bin Cerîr bin Rüstem Taberînin şî’î olduğu, Âlû­sînin (Tuhfe-i isnâ-aşeriyye muhtasarı) kitâbının altmışsekizinci [68] sahîfesinde yazılıdır. Muhammed bin Ebil-Kâsım Taberînin de şî’î olduğu (Esmâ-ül-müelli­fîn)de yazılıdır. Bunları İbni Cerîr hazretleri ile karışdırmamalıdır. 548 [m. 1153] de vefât eden imâmiyye fırkasından Fadl bin Hasen Taberînin (Mecma’ul-be­yân) adındaki (Tabersî) şî’î tefsîri de, (Taberî) tefsîri ile karışdırılmakdadır. Mu­hibbuddîn Ahmed Taberî şâfi’î 694 de vefât etdi. 391, 445.

896 TÂC-ÜD-DÎN-İ İSKENDERÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Muhammed, İbni Atâullah İskenderî adı ile meşhûr olmuşdur. Mâlikî âlimlerinin ve Şâzilî tarîkatinin büyüklerindendir. Ebül Abbâs-ı Mürsînin talebesi ve Ebül-Ha­sen-i Sübkînin mürşididir. 709 [m. 1309] senesinde Mısrda vefât etdi. Kurâfe kab­ristânındadır. (Hikem-i Atâ-iyye) ve (Letâif-ül-minen) kitâbları ve İbni Teymiy­yeye reddiyyesi meşhûrdur. [Hindli şeyh Tâc-üd-dîn-i Nakşibendî başka olup, râbıtayı isbât eden (Tâciyye risâlesi), Hâlid-i Bağdâdînin (Tahkîk-ı râbıta) risâlesinde mevcûddur. Bu risâle (İslâm Âlimleri) sonunda basdırılmışdır. Tâcüd­din 1050 de Mekkede vefât etmişdir.] 1061, 1068, 1070, 1092, 1093.

897 TÂC-ÜD-DÎN-İ SÜBKÎ: İkiyüzkırküçüncü [243] sırada Ebû Hasen-i Süb­kî ismine bakınız! 496, 498, 1092.

898 TÂC-ÜŞ-ŞERÎ’A “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ömer bin Sadr-üşşerî’at­ül-evvel Ahmed bin Ubeydüllah Mahbûbî, Burhân-üş-şerî’a Mahmûdun kardeşi­dir. Tâc-üş-şerî’a Ömerin oğlu Mes’ûd, amcası olan Burhân-üş-şerî’a Mahmûdun dâmâdıdır. Tâc-üş-şerî’a, Buhârâda Hanefî fıkh âlimi idi. 673 [m. 1274] de, Moğol fitnesinde şehîd oldu. (Hidâye)yi şerh edip (Nihâye-tül-kifâye) adını vermişdir. 872.

899 TAHÂVÎ: Ebû Ca’fer Ahmed bin Muhammed, Hanefî fıkh âlimidir. 238 de Mısrda tevellüd, 321 [m. 933] de orada vefât etdi. 264, 307, 444.

900 TÂHÂ-İ HAKKÂRÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Seyyid Tâhâ, Abdülkâ­dir-i Geylânî hazretlerinin onbirinci torunudur. Ya’nî Peygamberimizin soyundan seyyid olup, kürdlükle bir ilgisi yokdur. Hâlid-i Bağdâdînin talebelerinin büyükle­rindendir. Rûh bilgilerinin mütehassısıdır. Mevlânâ Hâlidin halîfesi olan seyyid Abdüllahın kardeşi molla Ahmedin oğludur. Seyyid Abdüllah, ma’kûl ve menkûl ilm­lerde mâhir idi. 1229 da Bağdâda gelerek, tesavvufda da kemâle erdi. Seyyid Tâhâ, Nehri kasabasında ders vermeğe me’mûr edildi. 1269 [m. 1853] senesinde orada ve­fât etdi. Bütün hocaları gibi, islâmın güzel ahlâkını yaymış, siyâsete karışmamış, müs­limânları hükûmete hizmet, kanûnlara itâat etmeğe ve herkese iyilik yapmağa teş­vîk eylemişdir. Hâl tercemesi, Hakîkat Kitâbevinin İstanbulda neşr etdiği (The proof of prophethood) kitâbında ingilizce olarak yazılıdır. Oğlu, seyyid Ubeydüllah, Mekkede vefât etdi. Bunun dört oğlundan seyyid Abdülkâdir efendi İstanbulda a’yân [Senato] başkanı idi. 1344 [m. 1926] de Diyâr-ı Bekrde oğlu seyyid Muhammed ile birlikde şehîd oldu. Seyyid Muhammedin iki oğlundan seyyid Mûsâ, 1391 [m. 1971] de Şâh Rızâ Pehlevînin izni ve yardımı ile, Îrânın Rıdâiyye şehrinde Ehl-i sünnet bil­gilerini ve tesavvuf ma’rifetlerini neşr etmekde idi. İkinci oğlu Ahmed Hıdır beğ Amerikada yüksek mühendislik tahsîli yapdı. Seyyid Ubeydüllah efendinin ikinci oğlu Muhammed Sıddîk efendi, Şemdinanda Katûne köyünde medfûndur. Bunun dört oğlu Râşid, Tâhâ, Şemseddîn ve Müslihüddîndir. Abdülkâdir efendinin ikinci oğlu Abdüllah efendi Rıdâiyyede neşr-i ilm ederken [m. 1969] da vefât etdi. Dize ka­sabasındadır. İki oğlundan Abdülkâdir efendi Rıdâiyyededir. Büyük oğlu Ab­dül’azîz efendi, 1401 [m. 1981] de şî’î lideri Humeynî tarafından Îrândan çıkarıldı. Bağdâddadır. Seyyid Tâhânın babası Ahmed ve dedesi Seyyid Sâlih ve bunun ba­bası Seyyid İbrâhîm, Nehridedirler. 922, 969, 1061, 1158, 1169, 1171.

901 TÂHİR-İ BEDAHŞÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Önce subay idi. Bir kal’a almağa giderlerken, rü’yâda Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” buna, (Bu mu­hârebeden dönüşde askerlikden ayrıl, tesavvuf büyüklerinin sohbetinde bulun!) buyurdu. Seferden dönüşde, askerliği bırakdı. Delhîye geldi. Sorup, araşdırıp, İmâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh” hazretlerinin sohbetine kavuşdu. Yalvardı. Cân ve gönülden hizmet etdi. Yüce İmâmın merhametine kavuşdu. Nasîbini aldı. Uya­nık iken, tenhâda ve galabalıkda, hergün Resûlullahı “sallallahü aleyhi ve sellem” görürdü. Sâf ve temiz rûhlu idi. Ba’zı keşflerini ve hâllerini, öylece bildirir, İmâm hazretlerini güldürürdü. Yüksek ma’rifetleri işitirken, (Evet öyledir, evet doğru­dur) buyurur, mubârek başını sallardı. Tâliblere ta’lîm için icâzet verilip, Cumbu­ra gönderildi. 287.

902 TAHTÂVÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Muhammed bin İs­mâ’îl, Kâhirede Hanefî müftîsi idi. 1231 [m. 1815] de vefât etdi. (Dürr-ül-muhtâr)a ve (Merâkıl-felâh)a hâşiyeleri basılmışdır. Dürr-ül-muhtâr hâşiyesini Ayntablı Abdürrahîm efendi, arabîden türkçeye terceme etmiş ve basılmışdır. 134, 135, 142, 143, 181, 186, 200, 201, 238, 250, 262, 269, 278, 281, 283, 298, 316, 317, 318, 330, 344, 364, 468, 628, 635, 638, 767, 869, 999, 1074.

903 TALHA “radıyallahü anh”: Talha bin Ubeydüllah bin Osmân bin Amr, ilk îmâna gelenlerden ve aşere-i mübeşşeredendir. Dedesi, Ebû Bekr-i Sıddîkın de­desinin kardeşidir. Bedr gazâsında, Şâm tarafında vazîfede idi. Diğer gazâlarda bu­lundu. Uhudda Resûlullahı korumak için çok yara aldı. Arkasında taşıyarak ka­yaya çıkardı. (Talha ile Zübeyr, Cennetde komşularımdır) hadîs-i şerîfi ile medh edildi. Çok zengin olup bütün malını Allah yolunda dağıtdı. Deve harbinde haz­ret-i Alîye karşı idi. Orada, ok ile şehîd oldu. Hazret-i Alî, buna çok üzüldü. Ağ­lıyarak, mubârek eli ile, yüzünden toprağı sildi. Nemâzını kendi kıldırdı. 510, 621, 1014, 1135, 1198.

904 TÂLÛT: Benî-İsrâîlin ilk hükümdârı idi. İşmôîl “aleyhisselâm” ta’yîn bu­yurmuşdu. Filistinliler ve Amâlika ile harb edip, gâlib geldi. Askeri arasında bu­lunan Dâvüd “aleyhisselâm”, onsekiz yaşında idi. Filistin ordusundaki, cesûr ve çok kuvvetli olan Câlûtu öldürdü. İşmôîl “aleyhisselâm” Tâlût yerine Dâvüd aleyhis­selâmı hükûmet reîsi yapdı. O sırada Tâlût, harbde öldü. Kırk sene hükûmet sür­dü. Yerine Dâvüd “aleyhisselâm” melik oldu. 510.

905 TARSÛSÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Ahmed, Hane­fî fıkh âlimlerindendir. 1117 [m. 1705] de vefât etdi. (Üsûl) ilminde (Mir’ât) kitâ­bına hâşiyesi meşhûrdur. 639.

906 TÂRUH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İbrâhîm aleyhisselâmın asl baba­sı idi. Mü’min idi. (Mir’ât-i kâinât)da ve (Tefsîr-i teysîr)de ve molla Miskîn Mu’înin fârisî (Me’âric-ün-nübüvve) kitâbında ve tefsîrlerde, İbrâhîm aleyhisselâmın ba­bası Târuhdur yazılıdır. Kâfir olan Âzer, İbrâhîm aleyhisselâmın öz babası değil­di. Amcası idi. Târuh ölünce Âzer, İbrâhîm aleyhisselâmın annesini aldı. Böyle­ce, üvey babası oldu. Târuh ile Âzer, iki kardeş idi. Âzerin (Tevrât)daki adı Târuh idi demek yanlışdır. 375, 389, 390, 391, 1079, 1118.

907 TAŞKÖPRÜ ZÂDE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Mustafâ, Osmânlı âlimlerindendir. 901 [m. 1495] de Bursada tevellüd, 968 [m. 1561] de İs­tanbulda Âşıkpâşa mahallesinde vefât etdi. (Şakâ’ik-i Nu’mâniyye) târîh kitâbı ile (Miftâh-üs-se’âde) kitâbı meşhûrdur. Oğlu Kemâleddîn Muhammed, (Miftâh)ı türk­çeye terceme ederek (Mevdû’ât-ül ulûm) ismini vermişdir. 22, 299, 442, 1127.

908 TAYYIBÎ: Şerefüddîn Hasen bin Muhammed 743 [m. 1342] de vefât et­di. (Mişkât) şerhi meşhûrdur.

909 TEFTÂZÂNÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Yediyüzseksenbeşinci [785] sı­rada Sa’düddîn ismine bakınız!

910 TEMÎM-İ DÂRÎ “radıyallahü anh”: Ensâr-ı kirâmdandır. Nasrânî âlim­lerinden idi. Hicretin dokuzuncu senesinde Filistinden Medîneye gelip, Resûlul­lahı görünce, hemen îmân etdi. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” Filistin­deki Hebron, ya’nî Halîl-rahmân idâresini buna vermişdi. Şimdiki idârecileri bu­nun soyundandır. Şâmda vefât etdi. 440.

911 TERMAN: Amerikalı felsefeci ve fikr adamıdır. 1380 [m. 1960] senesin­de hayâtda idi. 405.

912 TEZVEREN DEDE: Sultân Mahmûd türbesinden, Nûr-i Osmâniyye cad­desine giden yolda, solda ufak bir türbededir. Fâtih sultân Muhammed zemânında idi. İstanbul halkı, hâcetlerinin hâsıl olması için, bu türbeye adak yapar idi. Bursa­da medfun olan seyyid Atâullah hazretlerine de Tezveren dede denilmekdedir. 334.

913 TİCÂNÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebül’ Abbâs Ahmed ticânî, büyük tesavvuf âlimidir. Ahmed bin İdrîs hazretlerinin halîfesidir. Cezâirin cenûbunda (Ayn-ı mâdî) denilen yerde 1150 [m. 1737] de tevellüd ve Fasda 1230 [m. 1815] da vefât etdi. Halvetînin bir kolu olan (Ticânî) tarîkatinin reîsidir. (Cevheret-üt-ha­kâık fissalât-i alâ hayril-halâik) ve (Cevâhir-ül-me’ânî) ve (Kitâb-ür-remâh) ve (Fid­difâ’an turuk-ı ehl-il-hüdâ) ve (Câmi’u-kerâmât-il-Evliyâ) ve (Nasara-tüz-zâki­rîn) kitâblarında ve (Gâyet-ül-emânî) kitâbında kendisi ve tarîkati uzun anlatılmak­dadır. İlk ikisi birlikde 1344 [m. 1926] da Mısrda, diğerleri Beyrutda basılmışdır. 1088.

914 TİMOÇİN: Cengizin adıdır. 197. ci sırada Cengiz ismine bakınız! 1086.

915 TÎMÛR HÂN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Emîr Tîmûr Gürgân, 736 [m. 1336] da Mâverâ-ün-nehrde, Semerkandla Belh arasında, Keş kasabasında tevellüd, 807 [m. 1405] de vefât etdi. Semerkanddadır. Cengiz gibi Moğol soyundandır. 770 1369] de Belhi alıp, hânlığını i’lân etdi. Çok harb etdi. Hep gâlib geldi. Çine ve Delhîye kadar bütün Asyayı, Irâk, Sûriye ve İzmire kadar Anadoluyu aldı. İkiyüz­bin kişi ile Çine giderken vefât etdi. Âlimleri severdi. Çok medrese ve kütübhâne­ler yapdı. Kanûnlar çıkardı. Kendi târîhini kendi yazdı. Teftâzânî gibi büyük âlim­leri meclisinde bulundurur, nasîhatlerini dinlerdi. Nasreddîn hoca ile sohbeti vâki’ değildir. Yıldırım ile harb etdiği için, Osmânlı târîhleri bunu haksız olarak kötüle­mekde, harb sâhasında ölenleri, zulm ve ortalığı kana boyamak şeklinde bildirmek­dedir. Dört oğlundan ikisi kaldı. Biri Mîrân şâh olup, üç sene sonra, Kara-koyunlu askeri ile harb ederken öldürüldü. İkinci oğlu Mu’în-üddîn Şâhruh 779 [m. 1377] da Semerkandda tevellüd etdi. Babasının devletine hâkim oldu. 850 [m. 1445] de ve­fât etdi. Bunun oğlu Uluğ beğ 797 [m. 1395] de Semerkandda tevellüd etdi. Semer­kand vâlîsi idi. İlme, fenne çok hizmet etdi. Babası ölünce, idâreyi ele aldı ise de, 853 1448] de, oğlu Abdüllatîf tarafından öldürüldü. Bu da, altı ay sonra öldürüldü. Tîmûr hân, hurûfîliği kuran Fadlullah-ı Tebrîzîyi öldürterek ve yanındakileri dağı­tarak, çoğalmalarını önleyerek, islâmiyyete büyük hizmet etmişdir. 500, 751, 752, 1076, 1079, 1080, 1081, 1099, 1101, 1104, 1113, 1129, 1137, 1143.

916 TÎMÛRTÂŞÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: 872. ci sırada, Şemseddîn Tî­mûrtâşî ve dokuzyüzseksenyedinci [987] sırada Zahîrüddîn Hârezmî ismlerine bakınız! Doğrusu Tümürtaş olup, Hârezm şehrinde bir kasabadır. 1178.

917 TİRMÜZÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Îsâ, hadîs âlimle­rindendir. Buhârânın cenûbunda, Ceyhûn nehri kenârında Tirmüz kasabasında 209 [m. 824] da tevellüd, 279 [m. 892] da Boğ şehrinde vefât etdi. (Sahîh-i Tirmizî) ve (Şemâil-i şerîfe) kitâbları çok kıymetlidir. (Şemâil) kitâbını Hüsâmeddîn-i Nak­şibendî 1248 [m. 1832] de türkceye çevirmiş, tekrâr tekrâr basılmışdır. (Sünen-i Tir­mizî) adındaki sahîhinin, Hindistânda, Diyobend şehrindeki (Dâr-ül-ulûm) müder­rislerinden Muhammed Enver şâh Keşmîrî tarafından arabî şerhı yapılmış, (Me’ârif­üs-sünen) adı verilerek 1383 [m. 1963] senesinde, Muhammed Yûsüf Benûrî tara­fından Pâkistânda basılmışdır. Altı cilddir. Enver şâh, burada İbni Teymiyyeyi mezheb imâmları derecesine çıkararak, onun sapık fikrlerine de yer vermiş, hattâ birinci cildde, rûhun madde olduğunu söyliyerek, imâm-ı Gazâlînin madde değil­dir demesini felsefeye kaymakla ithâm etmişdir. Hâlbuki, çok övdüğü Şâh Veliyyul­lah-ı Dehlevî, (İzâle-tül-hafâ) kitâbının ikinci cildinde, Gazâlînin fıkh âlimi oldu­ğunu, beşinci yüzyılın müceddidi olduğunu bildirmekde, onu çok övmekdedir. Yûsüf-i Benûrî, altıncı cildin yüzkırkdokuzuncu sahîfesinde, (İbni Teymiyyenin, ken­di mezheb imâmı olan Ahmed bin Hanbelden ayrılarak, Dâvüd-i Zâhirî mezhebi­ni tutduğunu) ve (İbni Teymiyye, birçok üsûl ve fürû’ mes’elesinde Ehl-i sünnet âlim­lerinden ayrılmış, asrının âlimleri ve sonra gelenler, onu red etmişlerdir) diyerek, (Me’ârif-üs-sünen) kitâbının kıymet kazanmasını sağlamışdır. 194, 338, 386, 424, 620, 640, 641, 993.

918 TOKÂDLI EMÎN EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed Emîn efendi, İstanbulda bulunan meşâyıhın büyüklerindendir. Mekke-i mükerre­mede Ahmed Yekdest-i Cüryânîden 1114 [m. 1701] senesinde icâzet almakla şe­reflendi. Üç sene sonra İstanbula geldi. Ayvanserâydaki Emîr Buhârî tekkesinin şeyhi olan Kırîmî Ahmed efendi 1156 [m. 1743] da vefât edince, buna halef olmuş ve 1158 [m. 1745] de vefât etdi. (Savâ’ık-ı Muhrika)yı türkceye terceme etdi. Un­kapanına inen cadde ile Zeyrek yokuşunun kesişdiği tepe üzerinde Soğuk kuyu Pî­rî pâşa medresesi kabristânında, âşıkları ziyâret edip feyz almakda, muradlarına kavuşmakdadırlar. Talebesi Müstekîmzâde de orada medfûndur. Muhammed Emîn efendi kahve ve tütün içerdi. 419, 1190.

919 TOSUN PÂŞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Mısr hâkimi Kavalalı Mehmed Alî pâşanın oğludur. Vehhâbîler Mekke ve Medîneyi ele geçirip yedi sene Ehl-i sün­net hâcılarını Mekkeye sokmadı. Tosun pâşa 1226 [m. 1811] de Mısrdan gönderil­di ise de, muvaffak olamadı. Sonra Mısrda vefât etdi. 461, 1119.

920 TURHÂN SULTÂN “rahmetullahi teâlâ aleyhâ”: Sultân İbrâhîmin zevcesi ve dördüncü sultân Muhammedin vâlidesidir. Hadîce Turhân sultân, sâli­ha ve hayrı sever bir hânım idi. Eminönünde büyük Yeni câmi’in temelini Mâhpey­ker Kösem sultân atmışdı. Turhân sultân temâmlatıp, 1074 [m. 1664] de ibâdete açıl­dı. Mekteb, medrese, imârethâne, kütübhâneler, çeşmeler yapdırdı. 1094 [m. 1682] de vefât etdi. Yeni câmi’ yanındaki, Turhân sultân türbesindedir. Oğlu sul­tân dördüncü Muhammed ile torunları sultân ikinci Mustafâ ve üçüncü sultân Ah­med ve birinci sultân Mahmûd ve sultân üçüncü Osmân hân ve sultân beşinci Mu­râd ve sultân Mahmûdun vâlidesi Sâliha sultân ve diğer şâhzâdeler de buradadır­lar. Üçüncü Mustafâ hânın vâlidesi Mihr-i şâh Emîne sultân ile birinci Abdülha­mîd hânın vâlidesi Râbi’a sultân da buradadır. 1062, 1071, 1100, 1103, 1153.

921 TÜR-PÜŞTÎ: Fadlullah bin Hasen, hanefî fıkh âlimlerinden olduğu (Esmâ-ül-müellifîn)de yazılıdır. 661 [m. 1262] senesinde vefât etdi. Tesavvufda (Tuhfe-tüs-sâlikîn) kitâbı ve (Müyessir) adındaki (Mesâbîh) şerhı çok kıymetlidir. (El-mu’temed fil-mu’tekad) adındaki akâid risâlesini Hakîkat Kitâbevi 1990 da bas­dırmışdır. (Herkese Lâzım Olan Îmân) kitâbında, 53.cü sahîfeyi okuyunuz!

Tam İlmihal