3-71-99(Se’âdet-i Ebediyye)de adı geçenlerin hâl tercemeleri(U)


922 — UBEYDÜLLAH-İ AHRÂR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ubeydüllah bin Mahmûd bin Şehâbüddîn, Sôfiyye-i aliyyenin büyüklerindendir. Müslimânların göz­bebeğidir. Sekizyüzaltı [806] da Taşkendde tevellüd, 895 [m. 1490] de Semer­kandda vefât etdi. Ya’kûb-i Çerhînin talebesi, Mevlânâ kâdî Muhammed Zâhid Be­dahşînin üstâdı idi. Zâhirî ve bâtınî ilmlerin hazînesi idi. Dahâ çocuk iken kerâmet­leri görülüyordu. Halâl kazanmak için, zirâ’at ile meşgûl olurdu. O kadar bereket oldu ki, binüçyüzden fazla çiftliği vardı. Herbirinde üçbin amele çalışırdı. Her se­ne sekizyüzbin batman zahîre uşr verirdi. (Tesavvuf bilgilerinin maksad ve netî­cesi, kendini zorlamadan, uğraşmadan, her ân Allahü teâlâya teveccüh ve ikbâl­dir. Ya’nî, her ân, Allahü teâlâyı hâtırlamakdır) ve (Bir kimse, erbâb-ı cem’iyyet sohbetinde oturup, gönlünü Hak teâlâya verebilirse, ona zikr yapmağa ihtiyâc yok­dur) buyururdu. (Râbıta edenler için, bedenin uzak olması, ma’nevî yakınlığa mâni’ olmaz) derdi. (Çok açlık ve çok uykusuzluk dimâgı yorar. Hakîkatleri ve in­ce bilgileri anlamağı önler. Bunun için, riyâzet çekenlerin keşfleri hatâlı olur) ve (Zikr ve murâkaba, bir müslimâna hizmet yapılamadığı zemânda olur. Gönül ka­bûlüne sebeb olan hizmet, zikr ve murâkabadan önce gelir) buyururdu.

Ubeydüllah-i Ahrârın talebelerinden biri, Abdüllah-i İlâhîdir. Simavlıdır. İlm edindikden sonra Semerkanda, Buhârâya giderek feyz aldı. İcâzetle şereflenip Ubeydüllah-i Ahrâra intisâbı bulunan Emîr Ahmed-i Buhârî ile İstanbula geldi. Yolda Molla Câmî ile sohbet eyledi. Zeyrek kilise câmi’inde va’z ve halkı irşâd et­di. Emîr Buhârîye icâzet verdi. Vardar Yenicesinde 896 [m. 1491] da vefât etdi.

Ubeydüllah-i Ahrârın bir talebesi de Abdüllah-i Semerkandîdir. Önce, Ya’kûb-i Çerhîye intisâb etmiş ve Alâüddîn-i Attârın halîfelerinden olan Nizâmeddîn-i Hâmûşdan da feyz almışdır. Uluğ beğ medresesinde müderris idi. Yûsüf-i Nebhâ­nî diyor ki, (Sokakda giderken, ansızın atını istedi. Eshâbı ile Semerkandın dışı­na çıkdı. Onlardan ayrılıp, çok zemân sonra yanlarına geldi. Türk sultânı Muham­med hân, kâfirlerle harb ediyordu. Onun yardımına gitdim. Gâlib geldi dedi.) Fâ­tih, İstanbulu bu sûretle aldı. Sekizyüzyetmişbeş 875 [m. 1470] de vefât etdi. Ubeydüllah-i Ahrârın bir talebesi de Haydar babadır. Kırk sene devâmlı Eyyûb câmi’inde i’tikâf etdi. Sultân Süleymân bu zâtın üstün hâllerini işitince, Eyyûb Ni­şâncası ile Halic arasında, Cezrî Kasım pâşa câmi’ine inen yol üzerinde (Haydar baba mescidi)ni yapdırdı. Haydar baba, 957 [m. 1550] de vefât etdi. Mescide girer­ken soldadır. Muhammed Ma’sûm-i Fârûkînin oğlu Muhammed Ubeydüllah 1083 de, bunun oğlu Muhammed Pârisâ 1142 de vefât etdi. 93, 95, 112, 388, 751, 943, 957, 969, 1050, 1057, 1079, 1095, 1137, 1141, 1148, 1173.

923 UBEYDÜLLAH BİN CAHŞ: Resûlullahın halası Ümeymenin oğludur.Önce îmâna geldi, Eshâbdan oldu. Zevcesi Ümm-i Habîbe ve kardeşi Abdüllah ile Habeşistâna hicret etdi. Orada, mal ve mevkı’ için, mürted oldu ve öldü. 380, 1186.

924 UBEYDÜLLAH BİN MES’ÛD “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Yediyüzdok­sanıncı [790] sırada Sadrüşşerî’a ismine bakınız! 1163.

925 UBEYDÜLLAH BİN UTBE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Abdüllah Ubeydüllah bin Mes’ûd bin Abdüllah bin Utbe, Tâbi’înin büyüklerinden ve Medîne­deki yedi fıkh âlimlerindendir. Abdüllah ibni Mes’ûd “radıyallahü anh” hazretleri­nin kardeşi olan Utbenin torunudur. 102 [m. 721] senesinde Medînede vefât etdi. 66.

Uhud Gazvesi: Hamza ismine bakınız!

926 UKÂŞE “radıyallahü anh”: Ebû Muhsin Esedîdir. Bedr gazâsında kılın­cı kırıldı. Resûlullahın verdiği hurma dalı ile harb edip, çok kâfir katl etdi. Bütün gazâlarda bulundu. Çok yerinden yaralandı. Cennetle müjdelendi. Bir muhârebe­de Tuhayla bin Huveylid ismindeki bir papas tarafından sırtından hançerlenerek, kırkbeş yaşında şehîd edildi. Beyâz ve çok güzel idi. Kabri, Gâzîayntabda Nûrda­ğı kazâsı, Durmuşlar köyündedir. 677.

927 UKAYL “radıyallahü anh”: Ebû Tâlibin dört oğlundan ikincisidir. Bedr gazâsında esîr oldu. Hazret-i Abbâs kendisi ile bunun fidyelerini verip Mekkeye gitdiler. Hudeybiyyeden önce Medîneye gelip îmân etdi. Gazâlarda bulunup, ilti­fâta mazhar oldu. Neseb bilgisi çok idi. Kardeşi hazret-i Alîye karşı hazret-i Mu’âviye ile birlikde idi. 506, 1059, 1085, 1100.

928 URVE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Urve-tebniz-Zübeyr, Tâbi’înin büyük­lerinden ve Medînedeki yedi büyük âlimden biridir. Zübeyr bin Avvâmın oğludur. Annesi, Esmâ bint-i Ebû Bekrdir. Yirmiikinci [22] senede tevellüd, 94 [m. 712] se­nesinde Medîne yanında Fer’ ovasında vefât etdi. 66.

929 UTBE: Utbe bin Rebî’a bin Abd-i Şems bin Abd-i Menâf, Bedrde Ku­reyş ordusunun reîslerinden idi. Velîdin ve Ebû Huzeyfenin ve Hindin babası idi. Hind de, hazret-i Mu’âviyenin annesidir. Babası Rebî’a, Ümeyyenin kardeşi idi. Âyet-i kerîmeleri işitince, (Bu söz şi’r değil, sihr değil, kehânet değildir. Ey Ku­reyşliler! Beni dinlerseniz, bu adama dokunmayınız!) demişdi. Bedrde, kardeşi Şey­be ile birlikde, hazret-i Hamza tarafından öldürüldü. 353, 506, 1069, 1093, 1110, 1179, 1188.

930 ÜMM-İ GÜLSÜM “radıyallahü anhâ”: Resûlullahın kızıdır. Ebû Lehe­bin ikinci oğlu Uteybeye nikâhlandı ise de, (Tebbet yedâ) sûresi gelince, dahâ dü­ğünleri olmadan boşadı ve Resûlullaha üzücü sözler söyledi. Resûlullah “sallalla­hü aleyhi ve sellem” da, (Yâ Rabbî! Buna canavarlarından birini musallat et!) di­ye beddüâ eyledi. Şâm yolunda bir arslan bunu parçaladı. Rukayye öldükden sonra vahy gelerek, Ümm-i Gülsüm hazret-i Osmâna “radıyallahü anhüm” nikâh­landı. Hicretin dokuzunda [9] vefât etdi. Nemâzını Resûlullah kıldırıp, defn olu­nurken kabri yanında durup, mübârek gözlerinden yaş akardı.

931 ÜMM-İ HABÎBE “radıyallahü anhâ”: Ebû Süfyân bin Harb bin Ümey­yenin kızı idi. Hazret-i Mu’âviyenin kız kardeşi idi. Annesi Hind idi. Zevci Ubey­düllah bin Cahş ile birlikde müslimân olup, Habeşistâna hicret etdiler. Zevci, orada papaslara aldanıp mürted oldu ve öldü. Bu, yalnız, garîb, fakîr kaldı. Resû­lullahın dîninden ayrılmam, dedi. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” onu se­vindirmek için nikâh etmek istedi. Necâşîye, ya’nî Habeş sultânına hicretin yedin­ci [7] senesinde mektûb yazdı. Necâşî, bu emr-i nebevî üzerine, bunu Resûl-i ek­reme nikâh etdi ve Medîneye gönderdi. Babası Ebû Süfyân, o zemân, henüz îmâ­na gelmemişdi. Mekke kâfirlerinin reîsi idi. 44 [m. 664] senesinde Medînede ve­fât etdi. 380, 1185.

932 ÜMM-İ HÂNÎ “radıyallahü anhâ”: Ebû Tâlibin kızı ve hazret-i Alînin “radıyallahü anh” kızkardeşidir. Hübeyre bin Amrin zevcesi idi. Öz adı Fâkite idi. Mekke-i mükerremenin feth edildiği gün, Hübeyre kaçdığı zemân, kendisi îmâna geldi. Resûlullah, bunun evinde gusl abdesti alıp, sekiz rek’at duhâ nemâzı kıldı ve su ile ekmek ıslatıp tuz ve sirke koyup yidi. (Ey Ümm-i Hânî! Sirke ne iyi ye­mekdir. Sirke bulunan ev fakîr olmaz!) buyurdu. 353, 354, 1096.

933 ÜMM-İ MA’BED “radıyallahü anhâ”: Adı Âtike idi. Resûl “aleyhisse­lâm”, Hicretde bunun çadırına uğrayıp, za’îf koyunu sağınca, çok süt çıkmışdı. Bu mu’cizeyi zevcine söyledi. Sonra ikisi de, Medîneye gelip müslimân oldu. 738.

934 ÜMM-İ SELEME “radıyallahü anhâ”: Adı Hind idi. Zevci Ebû Seleme ile Habeşistâna ilk olarak hicret etdiler. Ebû Seleme, Resûlullahın halası Berre­nin oğlu Ubeydüllah bin Cahşın kardeşi olup, Medînede, hicretin dördüncü [4] se­nesi Uhud gazâsında aldığı yaradan vefât etdi. Ebû Bekr ve Ömerin “radıyallahü anhümâ” nikâh taleblerini kabûl etmedi. Resûlullahın nikâhı ile şereflendi. 59 [m. 678] senesinde Medînede seksendört yaşında vefât etdi. Son vefât eden zevcele­ri bu idi. 629, 1107.

935 ÜMRİ-ÜL-KAYS: İslâmiyyetden önce yaşayan şâ’irlerdendir. Hîre hü­kümdârının oğludur. Ankarada, kralın Kayseriden gönderdiği zehrli gömleği giy­mekle vefât etdi. Kâ’beye asılan şi’ri edebî san’at bakımından çok kıymetlidir. Oğul­ları, zemân-ı se’âdete yetişmişdir. Şi’rleri Avrupa lisânlarına çevrilmiş, ilk olarak 1294 [m. 1877] de Pârisde basılmışdır. 367.

936 ÜSÂME BİN ZEYD “radıyallahü anh”: Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden­dir. Anası Ümm-i Eymen ve babası, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” âzâd­lılarındandır. Onsekiz yaşında iken, bir birliğe kumandan yapıldı. [54] veyâ 59 [m. 678] senesinde Medînede vefât etdi. 376, 995, 1195, 1196.

937 ÜSTÜVÂNÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Ahmed, Ha­nefî âlimlerindendir. Şâmda tevellüd ve 1072 [m. 1662] de orada vefât etdi. Aya­sofya câmi’inde yıllarca va’z etdi. Fıkhda (Üstüvânî risâlesi) meşhûrdur. 207.

Tam İlmihal