3-71-99(Se’âdet-i Ebediyye)de adı geçenlerin hâl tercemeleri(Z)


985 ZÂHİDÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhtâr bin Mahmûd, Hanefî fıkhâlimlerindendir. Îrânda Hârezmde tevellüd, 658 [m. 1259] senesinde vefât etdi. (Hâ­vî), (Müctebâ), (Kudûrî şerhı) kitâbları çok kıymetlidir. (Kınye-tül-fetâvâ) kitâ­bında za’îf bilgiler de vardır. 269, 375, 852, 873.

986 ZÂHİD-ÜL-KEVSERÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed Zâhid bin Hasen, sultân Vahîdeddîn hân zemânında, şeyh-ul-islâm Mustafâ Sabrî efendinin ders vekîli idi. Kafkasyalı çerkesdir. 1295 [m. 1878] de tevellüd, 1370 [m. 1951] de Mısrda vefât etdi. Zemânının tefsîr, hadîs ve fıkh âlimi idi. Vehhâbîliği red eden (Es­seyf-üs-sakîl) kitâbı ile (Makâlât)ı çok kıymetlidir. (El-işfâk alâ ahkâm-ıt talâk) ki­tâbı Kâhirede ve (İrgâmül-merîd) kitâbı Hakîkat Kitâbevi tarafından İstanbulda ba­sılmışdır. (Hüsn-üt-tekâdî) kitâbında Şâh Veliyyullahı tenkîd etmekdedir. 454.

987 ZAHÎRÜDDÎN-İ HÂREZMÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin İsmâ’îl Zahîrüddîn-i Tîmûr-tâşî Hârezmî, 601 [m. 1204] de vefât etmişdir. Hane­fî fıkh âlimlerindendir. İmâm-ı Muhammedin (Câmi’us-sagîr)ini şerh etmişdir. 1183.

988 ZAHÎREDDÎN-İ İSHÂK: Ebül Mekârim Velvâlicî. (Velvâliciyye fetvâ­sı) İstanbulda basılmışdır. 710 [m. 1310] da vefât etdi.

989 ZEBÎDÎ [Zübeydî]:Ahmed bin Ahmed, 893 [m. 1488] de vefât etdi. (Tec­rîd-üs-sarîh) adındaki iki cild (Buhârî) muhtasarı meşhûrdur. Şerkâvî ve İbni Kâ­sım-ı Gazzînin hâşiyeleri ile birlikde 1347 [m. 1928] de Mısrda basılmışdır. 1083.

990 ZEHEBÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Ebû Abdüllah Şemseddîn Muhammed bin Ahmed bin Osmân bin Kaymaz Türkmânî Mısrî, hadîs ve târîh âlim­lerindendir. 673 [m. 1274] de Şâmda tevellüd, 748 [m. 1348] de Mısrda vefât etdi. Eserlerinden (Mîzân-ül i’tidâl), oniki cild (Târîh-ül-islâm), (Tecrîd fî-esmâ-i Sahâ­be) ve (Es-sahîfe fî-menâkıb-i Ebî Hanîfe) kitâbları vardır. (Et-tıbbün-Nebevî) çok fâideli olup, İbrâhîm Ezrakın (Teshîl-ül-menâfî’)i hâmişinde olarak Mısrda ve 1396 [m. 1975] da İstanbulda basılmışdır. (Tecrîd) Beyrutda, (Mekteb-üt-ticârî)de satılmakdadır. İbni Teymiyyenin talebesidir. 442, 443, 652, 719, 734, 765, 1117.

991 ZEKERİYYÂ “aleyhisselâm”: Süleymân aleyhisselâmın soyundandır. Kudüsde Beyt-i mukaddesde (Tevrât) yazmağı, kurban kesmeği idâre ederdi. Zevcesi Îsâ’ hâtûn veyâ Elîsa’, hazret-i Meryemin hemşîresi idi. Babaları İmrân idi. İmrân, önce Îsâ’ hâtûnun annesi ile, sonra bunun başka erkekden olan kızı Hun­ne ile evlenmişdi. Hazret-i Meryemin annesi Hunne, (Cenâb-ı Hak bana bir oğul ihsân ederse, Beyt-ül-mukaddese hizmetci yapacağım) diye adadı. Kızı oldu. Adı­nı Meryem koydu. Hazret-i Meryem dünyâya gelmeden önce, babası İmrân vefât etdi. Hunne, kızını Beyt-ül-mukaddese hediyye etdi. Zekeriyyâ “aleyhisselâm”, onu evine götürdü. Teyzesi Îsâ’ büyütdü. Sonra, ona Beyt-ül-mukaddesde oda yapdır­dı. Hazret-i Meryem, bu odada ibâdet ederdi. Yanına Zekeriyyâ aleyhisselâmdan başka kimse giremezdi. Cebrâîl “aleyhisselâm”, Zekeriyyâ aleyhisselâma gelip, Îsâ­dan Yahyâ adında oğlu olacağını haber verdi. Yahyâ aleyhisselâmdan altı ay son­ra, (Beyt-üllahm) denilen yerde, hazret-i Meryemin oğlu Îsâ “aleyhisselâm” tevel­lüd etdi. Yehûdîler, Zekeriyyâ aleyhisselâma iftirâ etdiler. Sonra, şehîd etdiler, şe­hîd olurken, yüz yaşında idi. 482, 507, 1135, 1189.

992 ZEMÂHŞERÎ: Zimâhşerî de denir. Allâme Ebül-Kâsım Mahmûd Cârul­lah bin Ömer, tefsîr, fıkh ve lügat âlimi idi. Mu’tezile mezhebinde idi. Ölürken tev­be etdiği söylenmekdedir. 467 [m. 1074] de Hârezmde Zemâhşer kasabasında te­vellüd, 538 [m. 1144] de arefe gecesinde Cürcâniyyede vefât etdi. Belâgat ilminde çok yüksek idi. (Esâs-ül-belâga) kitâbı iki cilddir. Mısrda basılmışdır. (Mukadde­me-tül edeb) lügat kitâbı, [1117] de Bursada Murâdiyye medresesi müderrisi tara­fından türkceye terceme edilmiş, İstanbulda basılmışdır. (Keşşâf tefsîri) Kur’ân-ı kerîmin belâgatini göstermekde bir şâheserdir. Hanefî mezhebine göre ibâdet ederdi. (Kudûrî muhtasarı)nı şerh etdi. İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfenin menâkıbını yazdı. Ayasofya câmi’i hakkında da bir risâlesi vardır. Bir ayağı kırık, takma idi. Mek­ke-i mükerremede beş yıl kaldı. Bunun için Cârullah denir. 416, 417, 644.

993 ZEMÂN ŞÂH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şâh-ı zemân da denir. Efga­nistân hükümdârlarındandır. Ahmed Şâh-ı Ebdalînin torunu ve Tîmûr Şâhın oğ­ludur. 1207 [m. 1793] de pederi ölünce, Kâbilde hükümdâr oldu. 1210 da Lahore ve Delhîye ziyârete giderken Hirât hâkimi küçük kardeşi Mahmûd şâh Kâbile te­câvüz edince, geri döndü. 1214 de Mahmûda mağlûb oldu. 1255 [m. 1839] de in­gilizler, Kâbile en küçük kardeşi şâh Şücâ’ı getirdiler ise de, 1258 de Şâh-ı zemân hükûmeti tekrâr eline aldı. Serhend şehrinde imâm-ı Rabbânî hazretlerinin küçük türbesini ta’mîr edip üzerine büyük, çok müzeyyen, mermerden bir türbe yapdır­dı. Bunun yanındaki türbede zevcesi ile birlikde medfûndur. 1121.

994 ZENBİLLİ ALÎ EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Osmânlı Şeyh-ul­islâmlarının sekizincisidir. Karamanlıdır. Mevlânâ Muslih-uddîn efendinin talebe­si ve dâmâdıdır. 908 [m. 1502] de Şeyh-ul-islâm oldu. 932 [m. 1526] de vefât edin­ciye kadar ikinci Bâyezîd ve Yavuz sultân Selîm ve Kânûnî sultân Süleymân zemân­larında, bu makâmda başarı ile çalışdı. Yavuz sultân Selîmin şiddetli hareketleri­ni bile teskîne muvaffak oldu. Zühd ve takvâsı ve istikâmeti ile şöhret yapdı. İb­ni Kemâl Ahmed Şemseddîn efendi, kendisine halef oldu. Cemâlî ismini kullanır­dı. (El-muhtârât) fıkh kitâbı çok kıymetlidir. Zeyrek yokuşundaki türbesindedir.

995 — ZENON: Eski yunan filosofudur. Bunun felsefesine (Revakuyyun) de­nir.

996 ZERDÜŞT: Mecûsî ya’nî ateşe tapma dîninin kurucusudur. Mîlâddan al­tıyüz [600] sene önce Hindistânda doğdu. Berehmen din adamları tarafından ko­vuldu. Belhde Mecûsî dînini yaydı. İyilik tanrısı (Îzed) veyâ (Ormüzd) ile kötülük ve karanlık tanrısı (Ehrimen) olmak üzere iki tanrı vardır dedi. (Zend) kitâbı ve (Avesta) denilen şerhı Avrupada basılmışdır. Îrân şâhı İsfendiyâr, bu dîni yaymak için Tûranlılarla çok harb etdi. Mejdek, Mecûsîliğe (İştirâkiyye) i’tikâdını da kat­dı. Ondan önce Îrânlılar (Sâbi’î) idi. Güneşe ve yıldızlara taparlardı. Hazret-i Ömer Îrânı alınca, acemler müslimân oldu. Mecûsî dîni Hindistânda kaldı. Bugün, Îrânlılar, eski millî âdetler diye mecûsî âyinlerini ve sayılı günlerini ortaya çıka­rıyorlar. 528.

997 ZERKÂNÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Abdülbâkî Ezherî, Mısrda, Mâlikî hadîs ve fıkh âlimlerindendir. Babası gibi, Zerkânî adı ile meşhûrdur. 1055 [m. 1645] de Zerkânda tevellüd, 1122 [m. 1710] de vefât etdi. İmâm-ı Mâlikin (Muvattâ)ını ve Kastalânînin (Mevâhib)ini şerh etdi. Bu, sekiz cild olup, 1329 [m. 1911] senesinde Mısrda ve 1393 [m. 1973] de Lübnanda basıl­mışdır. 43, 281, 378, 387, 391, 458, 633, 639, 695, 718, 783.

998 ZERKEŞÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Bedreddîn Muhammed bin Be­hâdır, Şâfi’î fıkh âlimidir. 745 [m. 1344] de tevellüd, 794 [m. 1391] de Mısrda ve­fât etdi. Şâmda kâdî idi. (Ukûd-ül-cemân fî-vefiyyât-il-a’yan)ı meşhûrdur. 419, 632.

999 ZEYD BİN HÂRİSE “radıyallahü anh”: Resûlullahın kölelerinin en sev­gilisi idi. Hazret-i Hadîcenin kölesi idi. Resûlullaha hediyye etdi. O zemân sekiz yaşında idi. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” âzâd edip, evlâd edindi. Ba­bası yıllarca oğlunu aramış, haber alınca Mekkeye gelip oğlunu istemişdi. Resû­lullah, (Çocuğun re’yine bırakalım. Kimi isterse, onun olsun) buyurdu. Zeydi ge­tirip sordular. Benim anam babam budur diyerek, Resûlullahın yanından ayrılmak istemedi. Resûlullah, bunun üzerine, (Zeyd benim oğlumdur) buyurdu. Babası ve amcası, sevinip geri döndüler. İlk îmân edenlerdendir. Bütün gazâlarda kahramân­lık gösterdi. Resûlullah, Zeydi, kendi âzâdlısı Ümm-i Eymen ile nikâhladı. Üsâ­me tevellüd etdi. Sonra, Resûlullah kendi halası Ümeymenin kızı Zeyneb bint-i Cahşı da, Zeyde nikâh etdi. Zeyd, Zeynebin ri’âyetine kâdir olamayıp, hicretin üçüncü [3] senesinde, arzûları ile ayrıldılar. Hicretin sekizinci [8] senesinde, Şâm civârında Mu’te denilen yerde üçbin islâm askeri, yüzbinden ziyâde ve tam techî­zâtlı rum ordusu ile cihâd ederken kumandan idi. Şehîd oldu. Yerine Ca’fer bin Ebî Tâlib kumandayı ele aldı. O da şehîd oldu. Sonra sancağı Abdüllah ibni Revâha eline aldı. O da şehîd oldu. Sonra Hâlid bin Velîd, kumandan oldu. Ansızın hücûm etdi. Elinde dokuz kılınc kırıldı. Düşman bozuldu. Resûlullah, Medînede Mesci­dinde, bu hâli görüyor. Eshâbına haber veriyordu. Eshâbının şehîd olduğuna çok üzüldü. Zeydden başka hiçbir Sahâbînin ismi, Kur’ân-ı kerîmde açıkca bildirilme­mişdir. Zeyd beyâz, güzel idi. Üsâme ise esmer idi. Çünki, Ümm-i Eymen, Resû­lullaha annesinden mîrâs kalan habeşî câriye idi. 353, 381.

1000 ZEYD BİN SÂBİT “radıyallahü anh”: Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden­dir. Hazrec kabîlesindendir. Hicretde on yaşında idi. Babası dört sene önce ölmüş­dü. Hendek ve sonraki gazâlarda bulundu. Ferâiz ilminde derin bilgisi vardı. Sür­yânî öğrenmesi emr olundu. Resûlullahın komşusu idi. Vahy gelince, Resûlullah buna adam gönderir, çağırır, vahyi yazardı. Deve ve Sıffînde ictihâdı, hazret-i Alînin ictihâdına uymadı. Kur’ân-ı kerîm toplanırken, kendisi yazdı. [45] veyâ 55 [m. 674] de vefat etdi. Nemâzını Mervân bin Hakem kıldırdı. 440, 534, 1106, 1107.

1001 ZEYD BİN VEHB “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Süleymân Cühnî, Resûlullahı uzakdan işitip îmâna geldi. Cemâlini görmekle şereflenmeğe gelirken vefât etdiğini yolda haber aldı. Tâbi’înin büyüklerinden oldu. Kûfede yerleşdi. Haz­ret-i Alînin sohbetinde bulundu. 289.

1002 ZEYD BİN ZEYNEL’ÂBİDÎN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hazret-i Hü­seynin torunudur. Hişâm bin Abdülmelik zemânında, Kûfeliler Zeyde, halîfe olur­san sana kırkbin asker veririz dediler. Fekat, sözlerinde durmadılar. Ehl-i beyte hı­yânet etdiler. Bunların sözlerine aldanarak, yüzyirmiiki 122 [m. 739] de Kûfede ha­lîfeliğini i’lân etdi. Irâk vâlîsi Yûsüf bin Âmirin askeri ile harb ederken yanında­kilerin çoğu dağıldı. Zeyd şehîd oldu. (Eshâb-ı Kirâm) kitâbına bakınız! 61, 1197.

1003 ZEYLA’Î: Osmân bin Alî, Hanefî fıkh âlimlerindendir. 743 [m. 1343] de Mısrda vefât etdi. İmâm-ı Muhammedin (Câmi’ul-kebîr)ini şerh etmiş ve (Kenz) kitâbını şerh ederek (Tebyîn-ül-hakâık) adını vermişdir. (Tebyîn) kitâbı, Ahmed bin Muhammed Şelbînin hâşiyesi ile birlikde 1313 [m. 1895] senesinde Mısr­da ve sonra Beyrutda basılmışdır. Şelbî 1031 [m. 1621] de Mısrda vefât etmişdir. 284, 323, 867, 883.

1004 ZEYNEB “radıyallahü anhâ”: Resûlullahın dört kızından birincisidir. Otuz yaşında iken tevellüd etdi. Nübüvvetden önce, annesi Hadîcenin hemşîrezâ­desi Ebul’âs bin Rebî’ ile evlendi. Ebul’âs îmân etmedi. Bedr gazâsında esîr olup, zevcesini Medîneye göndermek şartı ile bırakıldı. Kendi kardeşi ile gönderdi ise de, kâfirler Zeynebi yolda geri çevirdi. Resûl “aleyhisselâm” Zeyd bin Hâriseyi Mekkeye gönderip Zeynebi gece Medîneye kaçırdı. Ebul’âs, Hudeybiye gazâsın­dan sonra îmâna geldi. Zeyneb tekrâr kendisine verildi. Hicretin sekizinci [8] se­nesinde otuzbir yaşında vefât etdi. Oğlu Alî, Mekkenin fethinde Resûlullahın devesinde ve arkasında idi. Zeynebin kızı Ümâmeyi hazret-i Alî kendine nikâh ey­ledi.

1005 ZEYNEB BİNT-İ CAHŞ “radıyallahü anhâ”: Resûlullahın halası olan Ümeymenin kızı, Abdüllah bin Cahşın kardeşi idi. Babasının adı Burre idi. Îmân etmediği için, Cahş denildi. Zeyneb ilk îmân edenlerdendir. Resûlullah “sallalla­hü aleyhi ve sellem” bunu, önce, oğulluğu olan Zeyd bin Hâriseye nikâh etdi. Zeyd, Zeynebin hakkını gözetemediğinden, hicretin üçüncü [3] senesinde ayrıldılar. Resûl “aleyhisselâm” nikâh etmek istedi. Zeyneb bunu işitince, sevincinden iki rek’at nemâz kılıp, (Yâ Rabbî! Senin Resûlün beni istiyor. Eğer Onun zevceliği ile şereflenmemi takdîr buyurdun ise, beni Ona sen ver!) diye düâ etdi. Düâsı kabûl olup, Ahzâb sûresinin, (Zeyd, onun hakkında istediğini yapdıkdan sonra [ya’nî Zey­nebi boşadıkdan sonra], biz, onu sana zevce eyledik), meâl-i şerîfinde olan otuz­yedinci âyeti nâzil oldu. Zeynebin nikâhını Allahü teâlâ yapdığı için, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” ayrıca nikâh yapmadı. Hazret-i Zeyneb “radıyalla­hü anhâ” bununla her an öğünür ve her kadını babası evlendirir. Beni ise, Allahü teâlâ nikâhladı, derdi. O zemân otuzsekiz yaşında idi. Hicretin yirminci [20] yılın­da, elliüç yaşında vefât etdi. Hayrı, ihsânı, sadakayı pekçok severdi. El işlerinde de mâhir idi. İşlediği şeyleri ve eline geçen herşeyi akrabâsına ve fakîrlere verir­di. Hattâ, halîfe Ömer “radıyallahü anh” Ezvâc-ı Mutahherâtın herbirine oniki­bin dirhem verirdi. Bu, alır almaz hepsini sadaka eder, dağıtırdı. Resûlullahdan son­ra, Zevcât-i tâhirât arasında, en önce vefât eden budur. Hazret-i Âişe, bunu çok medh ve senâ eyledi. (Zevcelerim arasında, bana en önce kavuşacak olanı, eli uzun olanıdır) hadîs-i şerîfi, bunun önce vefât edeceğini haber vermişdi. Çünki, en çok sadaka veren bu idi. Fransız edebsiz şâ’iri Volter, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” hazret-i Zeynebi “radıyallahü anhâ” zevceliğe kabûl buyurmasını, tâ­rîhlere, vak’a ve haberlere taban tabana zıd ve uydurma, alçak iftirâlarla, şi’r dü­zerek bir tiyatro kitâbı yazmışdır. Edebiyyât ve fikr adamına yakışmıyan bu çirkin, iğrenç yazısı, kendisini aforoz etmiş olan, büyük düşmanı papanın hoşuna gitmiş, kendisini okşayıcı mektûb yazmışdır. Müslimânların halîfesi, sultân ikinci Abdül­hamîd hân, bu piyesin sahnede oynatılacağını işitince, Fransa ve İngiltere hükû­metlerine ültimatom vererek hemen önlemiş, bütün insanlığı, yüz kızartıcı, aşağı­lıklardan kurtarmışdır. 381, 1065, 1189, 1195.

1006 ZEYNEB BİNT-İ HUZEYME “radıyallahü anhâ”: Resûlullahın zev­celerindendir. Çok ibâdet eder, çok sadaka verirdi. Önce Abdüllah bin Cahşın zev­cesi idi. Abdüllah, Resûlullahın halası Ümeymenin oğlu idi. Uhud gazâsında şe­hîd oldu. Resûlullahın nikâhı ile şereflendi ise de, sekiz ay sonra vefât etdi. 381.

1007 ZEYNEL’ÂBİDÎN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Oniki imâmın dör­düncüsüdür. Zeydin ve Muhammed Bâkırın babalarıdır. Alî bin Hüseyn bin haz­ret-i Alîdir. Bir ismi de Seccâddır. 46 da tevellüd, doksandört 94 [m. 713] de halî­fe Velîdin emri ile, Medîne vâlîsi Osmân bin Hayyân tarafından zehrletilerek şe­hîd edildi. Mubârek başının, Mısrda Kurâfe kabristânında olduğu, (Tezkîre-i Kur­tûbî muhtasarı)nda yazılı ise de, bunun Zeynel’âbidîn hazretlerinin oğlu Zeydin mübârek başı olduğu (Tuhfetürrâgıb fî sîreti cemâ’ati min ayânı Ehl-i beytil ata­yib) kitâbının 31. sahîfesinde tashîh edilmekdedir. 62, 1126, 1141.

1008 ZEYNÜDDÎN-İ HÂFÎ: İsmi Ebû Bekr Muhammeddir. Büyük Velîler­dendir. Nûreddîn Abdürrahmân Mısrînin halîfesi ve Abdüllatîf Kudsî Bursavînin mürşididir. [Nefehât.] Bu da, İstanbuldaki Ebül Vefâ hazretlerinin mürşididir. Hal­vetiyye kolundan Zeyniyye tarîkatinin müessisidir. 838 [m. 1435] de vefât etdi. Ho­rasânın Haf kasabasındandır. [(Mesmû’ât)da sahîfe 110.] 1094, 1146.

1009 ZEYNÜDDÎN-İ TAYBÂDÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Mevlânâ Zey­neddîn-i Ebû Bekr, mevlânâ Nizâmeddîn-i Hirevînin talebesi idi. İslâmiyyete ya­pışmakla, sünnete uymakla, bâtınî ilmlere kavuşdu. Evliyânın hâlleri, makâmla­rı ihsân olundu. Üveysî idi. Şeyh-ul-islâm Ahmed-i Nâmıkî Câmînin rûhâniyyetin­den feyz aldı. Onun türbesine çok gitdi. Şâh-ı Nakşibend Behâeddîn-i Buhârî hazretleri hacca giderken, Hirâtdan geçdi. Taybâda uğrayıp, mevlânâ Zeyneddîn ile görüşdü. 791 [m. 1388] senesinde vefât etdi. 903.

— ZİYÂ BEĞ: 984 numarada YÛSÜF ZİYÂ ismine bakınız!

1010 ZİYÂDÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Nûr-üd-dîn Alî bin Yahyâ Ziyâ­dî, Mısrdaki Şâfi’î âlimlerindendir. 1024 [m. 1615] de vefât etdi. (Minhâc şer­hı)ne hâşiyesi, âlimler arasında çok makbûldür. (Muharrer)i şerh etmişdir. 633.

1011 ZİYÂ PÂŞA: Osmânlı devlet adamlarından ve şâ’irlerindendir. Erzu­rumludur. Abdül’azîz hân zemânında Mâ-beyn kâtibi idi. İkinci Abdülhamîd hân zemânında Adana vâlîsi oldu ise de, İstanbuldan ayrı kalmak zor geldi. Bursada izn­de iken 1295 [m. 1878] de vefât etdi. Mason olduğu meydâna çıkmışdır. 1086, 1154.

1012 ZİYÂ-ÜD-DÎN-İ GÜMÜŞHÂNEVÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ah­med Ziyâ-üd-dîn efendi, [1235] de Gümüşhânenin Emîrler mahallesinde tevellüd ve 1311 [m. 1893] de İstanbulda vefât etdi. Süleymâniyye câmi’i bağçesindedir. Hâ­lid-i Bağdâdînin talebelerinden Ahmed bin Süleymân Ervâdîden [1264] de icâ­zet aldı. İcâzet alırken, Hâlid-i Bağdâdînin talebelerinden veliy-yi kâmil Abdül­fettâh-i Akrî hâzır idi. Bâb-ı âlîde Fâtıma sultân câmi’i yanında ders verirdi. Çok kitâb yazdı. (Râmûz-ül-ehâdîs) hadîs kitâbı çok kıymetlidir. 399, 460, 1158.

1013 ZÜBEYR BİN AVVÂM “radıyallahü anh”: Huveyled bin Esed bin Ab­dil’uzzâ bin Kusay torunudur. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden ve aşere-i mübeş­şeredendir. Hazret-i Hadîcenin erkek kardeşinin ve Resûlullahın halası olan hazret-i Safiyyenin oğludur. Onsekiz yaşında dördüncü olarak îmâna geldi. İslâm­da ilk kılınc çeken budur. Bütün gazâlarda bulundu. Çok yaralandı. Mısrın fethin­de de bulundu. Zengin idi. Bütün malını Allah için dağıtdı. Eshâb-ı kirâm şehîd olunca, yetîmlerine vasî olur, onları beslerdi. Deve vak’asında hazret-i Talha ve hazret-i Âişe ile birlikde, hazret-i Alîye karşı idi. Harbden çekilip nemâz kılar­ken, İbni Cermuz tarafından [36]. cı senede, şehîd edildi. Altmışyedi yaşında idi. Hazret-i Alî bunu işitince, çok üzüldü. Nemâzını kendi kıldırdı. Zübeyr bin Ebül’ulâ müceddidî, Muhammed Nakşibend-i sânînin hafîdi olup 1152 de Serhend­de vefât etdi. 133, 509, 510, 621, 1066, 1098, 1164, 1182.

1014 ZÜFER “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Züfer bin Hüzeyl, Hanefî fıkh âlim­lerindendir. İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfenin talebesindendir. [110] da İsfehânda tevellüd, 158 [m. 775] de Basrada vefât etdi. Zarûret hâlinde imâm-ı Züferin sözü ile amel câizdir. 120, 304, 439, 443, 806, 863.

1015 ZÜHDÜ PÂŞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed Zühdü pâşa sey­yiddir. Me’ârif nâzırı idi. 1319 [m. 1901] da vefât etdi. Türkçe (Mecmû’at-üz-Zühdiyye) fıkh kitâbı çok fâidelidir. 1311 de İstanbulda basılmışdır.1016 ZÜLKARNEYN: 496. cı sırada, İskender ismine bakınız! 62, 740, 1110.

1017 ZÜLYEDEYN: Resûlullahın bir öğle veyâ ikindi nemâzında, ikinci rek’atde selâm verdiğini edeble soran, bu zâtdır. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, sonra kalkıp iki rek’at dahâ kıldı ve secde-i sehv yapdı. 506.

1018 ZÜNNÛN-I MISRÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebülfadl Sevbân bin İb­râhîm, Sôfiyye-i aliyyedendir. Sehl-i Tüsterînin mürşididir. Mısrda, tesavvufu ilk olarak açıklıyan bu zâtdır. 245 [m. 860] de vefât etdi. 609, 788, 1115.

1019 ZÜVVÂR HÜSEYN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Pâkistânda Karaşi şeh­rinin Nâzımâbâd kısmında, 1401 [m. 1981] de vefât etmişdir. Pâkistânda Hay­darâbâd üniversitesi profesörlerinden gulâm Mustafâ hânın mürşididir. Muham­med Sa’îd-i Kureyşînin halîfesidir. İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkînin “rahmetul­lahi aleyh” üç cild fârisî (Mektûbât) kitâbını 1392 [m. 1972] senesinde ve Muham­med Ma’sûm-i Fârûkînin “rahmetullahi aleyh”, üç cild fârisî (Mektûbât)ını 1396 [m. 1976] senesinde, Pâkistânda Karaşi şehrinde tab’ etdirdi. İstanbulda Hakîkat Kitâbevi, birincinin hepsini 1397 [m. 1977] de ofset yolu ile basdırmış, bu üç cild­den seçdiği ikiyüzoniki mektûbu ve arabîlerinden seçdiği yüzdoksandört mektûbu (El-müntehabât) ismi ile ayrı birer kitâb hâlinde basdırmışdır. Ma’sûmiyyeden seç­diği yüzotuzbeş mektûbu da, (Müntehabât-i Ma’sûmiyye) ismi ile, 1399 [m. 1979] da basdırmışdır. Altıyüzaltmışsekizinci sırada Muhammed Osmân ismine bakınız! 1146.

1020 ZÜVÂVÎ ÎSÂ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Mâlikî fıkh âlimidir. İbni Tey­miyyeyi red eden risâlesi ve (Müdevvene) şerhı meşhûrdur. 743 [m. 1342] de Kâhirede vefât etdi.

Yâ Allah! Yâ Rahmân! Yâ Rahîm! Yâ Afüvvü yâ Kerîm! Fa’fü annâ, vagfirle­nâ, verhamnâ, vensurnâ alel-kavmil kâfirîn!

Tam İlmihal