<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>abdüllah bin tahir &#8211; Tam İlmihal | Mektubat</title>
	<atom:link href="http://tamilmihal.de/konu/abdullah-bin-tahir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tamilmihal.de</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 12 Oct 2016 20:00:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Namâz Kitâbı Sayfa 42</title>
		<link>http://tamilmihal.de/namaz-kitabi-sayfa-42/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Hilmi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Mar 2011 07:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Menkıbe]]></category>
		<category><![CDATA[Üçüncü Bölüm]]></category>
		<category><![CDATA[abdüllah bin tahir]]></category>
		<category><![CDATA[ayağındaki ok]]></category>
		<category><![CDATA[bayıltan ilac]]></category>
		<category><![CDATA[evi yanmışdı]]></category>
		<category><![CDATA[hapisden kurtaran namaz]]></category>
		<category><![CDATA[namaz için fedakarlık]]></category>
		<category><![CDATA[namaz menkıbeleri]]></category>
		<category><![CDATA[tenceredeki su]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://dinikitablar.com/namaz-kitabi-sayfa-42/</guid>

					<description><![CDATA[Âmir, karâra teslîm, kulluğun şartıdır dedi. Kesdiler. Birkaç gün sonra, hastalığın bacağına sirâyet etmiş, uyluğuna ulaşmış olduğunu gördüler. Bu ayağı kesmek lâzım, dînimiz buna izn veriyor dediler. Cerrâh (operatör) getirdiler. Cerrâh, bayıltmak için ilâc lâzımdır ki, ağrıyı duymasın, yoksa dayanamaz dedi. Âmir, bu kadar zahmete gerek yok. Güzel sesle Kur’ân-ı kerîm okuyan birisini getirin, Kur’ân-ı ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ttr_start"></div><div class="fsc_text"><div class="ui-layout-center ui-layout-pane ui-layout-pane-center ui-layout-pane-hover ui-layout-pane-center-hover ui-layout-pane-open-hover ui-layout-pane-center-open-hover">
<div id="booktext" class="class3">
<p style="text-align: justify;">Âmir, karâra teslîm, kulluğun şartıdır dedi. Kesdiler. Birkaç gün sonra, hastalığın bacağına sirâyet etmiş, uyluğuna ulaşmış olduğunu gördüler. Bu ayağı kesmek lâzım, dînimiz buna izn veriyor dediler. Cerrâh (operatör) getirdiler. Cerrâh, bayıltmak için ilâc lâzımdır ki, ağrıyı duymasın, yoksa dayanamaz dedi. Âmir, bu kadar zahmete gerek yok. Güzel sesle Kur’ân-ı kerîm okuyan birisini getirin, Kur’ân-ı kerîm okusun. Yüzümde değişme gördüğünüz zemân, ayağımı kesin, haberim olmaz dedi. Dediği gibi yapdılar. Birisi gelip, güzel sesle Kur’ân-ı kerîm okumaya başladı.Âmirin yüzünün rengi değişdi. Cerrâh uyluğunun yarısından bacağını kesdi. Dağlayıp bağladı. Kur’ân-ı kerîm okuyan susdu.Âmir kendine geldi ve kesdiniz mi? dedi. Kesdik dediler. Bacağını kesmişler, dağlamışlar, sarmışlar da, onun haberi olmamışdı. Sonra kesik bacağımı bana verin, dedi. Verdiler. Kaldırdı ve: “Yâ Rabbî, veren sensin. Ben de senin kulunum. Hükm senin hükmün, kazâ senin kazândır. Bu bir ayakdır ki, eğer kıyâmetde emr gelip, hiçbir zemân, bir günâha bir adım atmadın mı? dersen, diyebilirim ki, hiç bir zemân senin emrin olmadan, bir adım atmış, bir nefes almış değilim.”</p>
<h4 id="LinkTarget_5274" align="center"><b>Menkıbe: Namâz İçin Fedâkârlık</b></h4>
<p align="justify">Bursa, Osmânlılara geçmeden önce, şehrde oturan rûmlardan biri gizlice müslimân olmuşdu. Pek yakın bir dostu, bunun sebebini rûma sordu:</p>
<p align="justify">“Baba ve dedelerinin dînini nasıl olup da, terk etdin?” diye ona sitem etdi. Rûmun cevâbı mânidâr olmuşdu. Arkadaşına bu durumu şöyle anlatdı:</p>
<p align="justify">—Bir aralık esîr edilen müslimânlardan bir dânesi benim yanıma bırakıldı. Birgün bakdım, bu esîr kapatıldığı odada eğilip kalkıyordu. Yanına giderek ne yapdığını sordum. Hareketleri bitince ellerini yüzüne sürdü ve bana namâz kıldığını, şâyet müsâde edersem, her namâz için bir altın vereceğini ifâde etdi. Ben de tamâha kapıldım. Gün geçdikçe ücreti artırdım. Öyle oldu ki, her vakt için on altın istedim. O da kabûl etdi. İbâdeti için yapdığı fedâkârlığa hayret etdim. Birgün ona “seni serbest bırakacağım” deyince, çok sevindi ve ellerini kaldırıp; benim için şöyle düâ etdi:</p>
<p align="justify">“Ey Allahım! Bu kulunu îmân ile şereflendir!” O anda, kalbimde müslimân olmak arzûsu meydâna geldi ve o kadar çoğaldı ki, hemen <b>(Kelime-i şehâdet) </b>getirerek müslimân oldum.</p>
</div>
</div>
<div class="ui-layout-resizer ui-layout-resizer-west ui-layout-resizer-closed ui-layout-resizer-west-closed ui-draggable-disabled" title="Slide Open"></div>
</div><div class="ttr_end"></div>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
