<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>andülhakim arvasi kimdir &#8211; Tam İlmihal | Mektubat</title>
	<atom:link href="http://tamilmihal.de/konu/andulhakim-arvasi-kimdir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tamilmihal.de</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Sep 2016 18:03:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Eshâb-ı Kirâm Sayfa 159</title>
		<link>http://tamilmihal.de/eshab-i-kiram-sayfa-159/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Hilmi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 May 2006 13:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[– Seyyid Abdülhakîm efendinin hâl tercemesi]]></category>
		<category><![CDATA[I– Eshâb-ı kirâm]]></category>
		<category><![CDATA[abdülhakim arvasi türbesi]]></category>
		<category><![CDATA[andülhakim arvasi kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[bağlumda yatan evliya]]></category>
		<category><![CDATA[seyid abdülakim arvasi sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[seyyid abdülhakim arvasi talebesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://dinikitablar.com/eshab-i-kiram-sayfa-159/</guid>

					<description><![CDATA[Fârûkun evinde onsekiz gün hasta yatdı. 1362 Zilka’desi yirmidokuzuncu ve 1943 teşrîn-i sânîsi (Kasım ayı) yirmiyedinci Cumartesi günü, güneş doğmadan onsekiz dakîka evvel, ezânî sâat onikide ve zevâlî sâat altı buçukda nâil-i vuslet-serây-i ebedî oldu. O gece hafîf bir zelzele olmuşdu. O gün Keçiören nâhiyesinde dâmâdı İbrâhîmin evine nakl ve orada, gasl, techîz ve tekfîn ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ttr_start"></div><div class="fsc_text"><p style="text-align: justify;">Fârûkun evinde onsekiz gün hasta yatdı. 1362 Zilka’desi yirmidokuzuncu ve 1943 teşrîn-i sânîsi (Kasım ayı) yirmiyedinci Cumartesi günü, güneş doğmadan onsekiz dakîka evvel, ezânî sâat onikide ve zevâlî sâat altı buçukda nâil-i vuslet-serây-i ebedî oldu. O gece hafîf bir zelzele olmuşdu. O gün Keçiören nâhiyesinde dâmâdı İbrâhîmin evine nakl ve orada, gasl, techîz ve tekfîn ve nemâzı edâ edilip, Ankara şehri şimâlinde ve şehre yirmidört kilometre kadar mesâfede Bağlum nâhiyesine gurûb-i şems ile berâber defn edildiler. Nemâzında bulunmak, telkîn vermek ve kabr-i şerîfine girmek vazîfeleri Hüseyn Hilmi Işıka nasîb olmuşdur. Kabristân, nâhiyenin garb cihetinde, hafîf meylli ve elli metre kadar mesâfede olup, kabrleri, kabristânın şimâl-i şarkîsindedir. Bağlum mescidinin kapısı yanında, seyyid Burhâneddîn Mûşî hazretlerinin kabri vardır. Allahü teâlâ derecesini yüksek eylesin! Hepimizi şefâ’atine kavuşdursun! Kitâblarını okuyup, gösterdiği yolda ilerlemek ve rûh-i mukaddesinden her an istifâde etmek nasîb eylesin! Âmîn. 288.ci sahîfede 7.ci maddeye bakınız!</p>
<p style="text-align: center;" align="justify"><b><i>Ağlasın, kan ağlasın her müslimân!<br />
Çünki, seyyid Abdülhakîm terk etdi cân,<br />
Âlim-ü âmil, veliyy-i kâmil idi,<br />
Zâtına mevdu’ idi sırr-ı nihân.</i></b></p>
<p style="text-align: center;" align="justify"><b><i>Kaldılar birden yetîm-ü bî nevâ,<br />
Hem islâmiyyet, hem hakîkat bîgümân.<br />
Gördü amma ki, inanmaz gözlerim,<br />
Oldu mu cidden, ol hazret kün fekân?</i></b></p>
<p style="text-align: center;" align="justify"><b><i>Şevk ile raks eyledi yer, bir gece,<br />
Ertesi gün, etdi derâguş hemân.<br />
Hayf kim, Hurşîdimiz etdi gurûb<br />
Bir ferîd-i asr idi ol, bî gümân!</i></b></p>
<p style="text-align: center;" align="justify"><b><i>Olmuş idi, son zemânda çok elîm,<br />
Derd ile âlâma, bir seng-i nişân.<br />
Âlem-i islâm için, bu cidden mühim,<br />
Bir musîbetdir, ey gönül kan ağla, kan!</i></b></p>
<p style="text-align: center;" align="justify"><b><i>Rûh-i bâkisinden istimdâd edip,<br />
Söyledim târîhini nâ gehân,<br />
“Hayl” çıkdı, kaldı bi ser-i râhdan.<br />
Mâtem-i islâma ağlar âsumân.</i></b></p>
<p style="text-align: right;" align="justify"><b><i>Mehmed Timüroğlu</i></b></p>
</div><div class="ttr_end"></div>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
