<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dışlıklı hasen efendi &#8211; Tam İlmihal | Mektubat</title>
	<atom:link href="http://tamilmihal.de/konu/dislikli-hasen-efendi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tamilmihal.de</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 24 Oct 2016 20:50:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Hak Sözün Vesîkaları Sayfa 178</title>
		<link>http://tamilmihal.de/hak-sozun-vesikalari-sayfa-178/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Hilmi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Oct 2016 20:50:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[5.ci risâle Îmân ile ölmek için kardeşim, Ehl-i beytle Eshâbı sevmelisin]]></category>
		<category><![CDATA[dışlıklı hasen efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Ebû Bekr]]></category>
		<category><![CDATA[hasen kusuri]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti ali]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti fatımanın defn edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti fatımanın vefatı]]></category>
		<category><![CDATA[hurufi]]></category>
		<category><![CDATA[ilmihal indir]]></category>
		<category><![CDATA[ilmihal oku]]></category>
		<category><![CDATA[ilmihal pdf]]></category>
		<category><![CDATA[muhacir ve ensar]]></category>
		<category><![CDATA[necm-ül kulüb]]></category>
		<category><![CDATA[ömerül faruk]]></category>
		<category><![CDATA[tuhfe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://dinikitablar.com/?p=20247</guid>

					<description><![CDATA[Hazret-i Alînin teklîfi üzerine, hazret-i Ebû Bekr imâm olup, dört tekbîr ile nemâzını kıldırdı. Hazret-i Ebû Bekrin defnde bulunmaması yukarıda bildirilen sebeblerden idi. Aralarında geçimsizlik olsaydı, cenâze nemâzını hazret-i Ebû Bekr kıldırmazdı. Sünnî ve şî’î kitâblarının birlikde bildirdiklerine göre, hazret-i Hüseyn, imâm-ı Hasenin cenâze nemâzını kıldırması için, hazret-i Mu’âviyenin Medîne-i münevveredeki vâlîsi olan Sa’îd bin ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ttr_start"></div><div class="fsc_text"><p style="text-align: justify;">Hazret-i Alînin teklîfi üzerine, hazret-i Ebû Bekr imâm olup, dört tekbîr ile nemâzını kıldırdı.</p>
<p align="justify">Hazret-i Ebû Bekrin defnde bulunmaması yukarıda bildirilen sebeblerden idi. Aralarında geçimsizlik olsaydı, cenâze nemâzını hazret-i Ebû Bekr kıldırmazdı. Sünnî ve şî’î kitâblarının birlikde bildirdiklerine göre, hazret-i Hüseyn, imâm-ı Hasenin cenâze nemâzını kıldırması için, hazret-i Mu’âviyenin Medîne-i münevveredeki vâlîsi olan Sa’îd bin Âs hazretlerine işâret eyledi. (Cenâze nemâzını emîrin kıldırması, dedemin sünneti olmasaydı seni imâm yapmazdım) dedi. Bundan anlaşılıyor ki, hazret-i Fâtıma, hazret-i Ebû Bekrin nemâzı kıldırmaması için vasıyyet etmemişdir. Eğer, cenâze nemâzını hazret-i Ebû Bekr kıldırmasın, diye vasıyyet etmiş olsaydı, hazret-i Hüseyn, hazret-i Fâtımanın vasıyyetine uymıyan bir hareketde bulunmazdı. Sa’îd bin Âs’ın imâm olmak için hazret-i Ebû Bekrden binlerle derece aşağı olduğu meydândadır. Dahâ altı ay önce, hazret-i Fâtımanın yüksek babası Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, hazret-i Ebû Bekri bütün Muhâcir ve Ensâra imâm yapmışdı. Hazret-i Fâtımanın, altı ay gibi kısa bir zemân içinde bunu unutacağı düşünülemez.</p>
<p align="justify">4— <i>(Biri gene hazret-i Resûlün bu ciğerpâresinin kaburga kemiklerini ve kolunu kırıyor. Bu da yetmiyormuşcasına kara yüzünü görmek istemiyen ve üzerine kapıyı kapatmak istiyen hazret-i Fâtıma anaya hücûm ederek bî’at etmezseniz evinizi yakacağım, yıkacağım, diyor. O mazlûm anayı kapı arasında sıkışdırarak, Muhsin ismi verilen ma’sûm-i pâkin zâyi’ine sebeb oluyor) </i>diyor.</p>
<p align="justify">Bu yalanları Hasen Kusûrî (Dışlıklı Hasen efendi)nin Necm-ül-Kulûb ve Kumru adlı eserlerinden aldığını bildiriyor.</p>
<p align="justify">Bu iftirâlarla, müslimânların gözbebeği olan ve âyet-i kerîmeler ile medh-ü senâ buyurulan ve hadîs-i şerîflerle Cennete gideceği müjdelenen ve adâleti, şânı ve şerefi dünyâ târîhlerini dolduran, müslimânların yüce emîri, hazret-i Ömer-ül-Fârûk “radıyallahü anh” efendimize karşı kalblerde dolu olan sevgi ve saygıyı sarsmağa yelteniyor. Sened olarak gösterdiği kimse, ne Ehl-i sünnet ve ne de şî’î âlimleri arasında bulunmadığı, iki eserin de ne oldukları belli olmadığı için, kalemimizi onlara bulaşdırmayacağız. Bu alçak yalanların cevâbını yine <strong>(Tuhfe) </strong>kitâbından dinliyelim:</p>
<p align="justify">Yalnız Ehl-i sünnet değil, şî’îler de hurûfîlerin bu yalanlarını şiddet ile red ediyorlar. Ancak, ayak tabakaları, soysuz, edebsiz birkaç sapık tarafından yayılmışdır, diyorlar. O sapıklar da (Evi yakmak istemişdi. Fekat bu işi yapmağa kalkışmadı) şeklinde yaydılar.</p>
</div><div class="ttr_end"></div>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
