<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>eshabı kiram hakkında rivayetler &#8211; Tam İlmihal | Mektubat</title>
	<atom:link href="http://tamilmihal.de/konu/eshabi-kiram-hakkinda-rivayetler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tamilmihal.de</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Oct 2016 21:42:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Menâkıb-ı Çihâr Yâr-i Güzîn Sayfa 172</title>
		<link>http://tamilmihal.de/menakib-i-cihar-yar-i-guzin-sayfa-172/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Hilmi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Apr 2012 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İkinci Bâb: Ömer-ül Fârûkun "radıyallahü teâlâ anh" menâkıbı hakkındadır]]></category>
		<category><![CDATA[eğer allahü teala bir peygamber daha gönderse idi ömer olurdu]]></category>
		<category><![CDATA[eshabı kiram hakkında rivayetler]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti ömer hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti ömerin üstünlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[ömer radıyallahü anhın şefkati]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://dinikitablar.com/menakib-i-cihar-yar-i-guzin-sayfa-172/</guid>

					<description><![CDATA[Babam ikisinin de elini öpdü. Hazîne ile meşgûl olan hizmetkâra buyurdu ki, iki kaftan getir. Her birini birine giydir. Onlardan sonra özr dileyip, dedi ki, bizden râzı olun ki, bilmedik, kusûr etdik. Hasen ve Hüseyn “radıyallahü teâlâ anhümâ”, babalarının huzûrlarına vardılar. Dediler ki, Emîr-ül mü’minîn Ömer bize hil’at verdi [elbise verdi]. Hazret-i Alî “radıyallahü anh” ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ttr_start"></div><div class="fsc_text"><div class="ui-layout-center ui-layout-pane ui-layout-pane-center ui-layout-pane-hover ui-layout-pane-center-hover ui-layout-pane-open-hover ui-layout-pane-center-open-hover">
<div id="booktext" class="class3">
<p style="text-align: justify;">Babam ikisinin de elini öpdü. Hazîne ile meşgûl olan hizmetkâra buyurdu ki, iki kaftan getir. Her birini birine giydir. Onlardan sonra özr dileyip, dedi ki, bizden râzı olun ki, bilmedik, kusûr etdik. Hasen ve Hüseyn “radıyallahü teâlâ anhümâ”, babalarının huzûrlarına vardılar. Dediler ki, Emîr-ül mü’minîn Ömer bize hil’at verdi [elbise verdi]. Hazret-i Alî “radıyallahü anh” çok memnûn oldu.</p>
<p style="text-align: justify;" align="justify"><b>Nükte: </b>Her kim babalarının gönlünü almak isterse, evlâdına iyilik eyleye ki, babalarının gönlünün meyvesi, evlâddır. Alî “radıyallahü teâlâ anh” buyurdu ki, geri Emîr-ül mü’minînin huzûruna gidiniz. Söyleyin ki, bizim babamız der ki, Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretlerinden işitdim. Resûlullah buyurdu ki, <b>(Ömer hayâtda iken, islâmın nûrudur. Dünyâdan gidince de Cennet ehlinin çirâğıdır.) </b>Hasen ve Hüseyn “radıyallahü teâlâ anhümâ” geldiler, haber verdiler. Hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh” dedi ki, siz ikiniz de onu babanızdan işitdiniz mi? Dediler, evet. Hazret-i Ömer oğluna dedi ki, yâ Abdüllah! Divit ve kalem ve kâğıd getir. Hasen ve Hüseynin “radıyallahü teâlâ anhümâ” babaları Alîden “radıyallahü anh” işitdikleri ve onun Resûlullahdan “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” <b>(Ömer hayâtda iken islâmın nûru, dünyâdan gidince de Cennet ehlinin çirâğıdır) </b>buyurduğunu ve üçünün şehâdetlerini yaz. Üçünün de şehâdetlerini yazdılar. Sonra, oğluna: Ey Abdüllah! Bunu, ben vefât edince, kefenim arasına, göğsüm üzerine koy ki, zarûret mahallinde [zor durumda kalınca] imdâdıma yetişsin, buyurdu.</p>
<p style="text-align: justify;" align="justify"><b>Altmışaltıncı Menâkıb: </b>Bir gün hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh” Medîne-i münevverede gidiyordu. Bir ihtiyâr kadın yol kenârında durmuş idi. Bir başka kadın ona dedi ki, içeri gir, emîr-ül mü’minîn Ömer gidiyor. Acûze (ihtiyâr) kadın, başını dışarı çıkarıp dedi ki, kimdir, emîr-ül mü’minîn. Bir merd idi ki, ona dün Ömer derler idi. Bu gün emîr-ül mü’minîn mi oldu. Ömer “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri o sözü işitdi. Geri döndü, dedi ki, Ömeri Ömere gösteren o kadın kimdir. Ömerin kendini tanımasına, anlamasına sebeb oldu. Ondan sonra hergün o acûzenin [ihtiyâr kadının] kapısına gelirdi ve derdi ki, atılacak çöpün var ise atayım, hizmetin var ise göreyim.</p>
</div>
</div>
<div id="" class="ui-layout-resizer ui-layout-resizer-west ui-layout-resizer-closed ui-layout-resizer-west-closed ui-draggable-disabled" style="text-align: justify;" title="Slide Open"></div>
</div><div class="ttr_end"></div>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
