<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hatem-ül-enbiya &#8211; Tam İlmihal | Mektubat</title>
	<atom:link href="http://tamilmihal.de/konu/hatem-ul-enbiya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tamilmihal.de</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 24 Oct 2016 20:48:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Hak Sözün Vesîkaları Sayfa 102</title>
		<link>http://tamilmihal.de/hak-sozun-vesikalari-sayfa-102/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Hilmi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Oct 2016 20:48:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[3.cü risâle Tezkiye-i Ehl-i Beyt (1.ci kısm)]]></category>
		<category><![CDATA[dört halifenin arası]]></category>
		<category><![CDATA[ebu talib]]></category>
		<category><![CDATA[fadl]]></category>
		<category><![CDATA[halifelerin arasındaki meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[hatem-ül-enbiya]]></category>
		<category><![CDATA[hazret-i abbas]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti aişe]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti alinin hilafeti]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti alinin kılıcının adı]]></category>
		<category><![CDATA[ilmihal indir]]></category>
		<category><![CDATA[ilmihal oku]]></category>
		<category><![CDATA[ilmihal pdf]]></category>
		<category><![CDATA[kısas-ı enbiya]]></category>
		<category><![CDATA[zülfikar kılınç]]></category>
		<category><![CDATA[zülfikar ne demek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://dinikitablar.com/?p=20081</guid>

					<description><![CDATA[Bu hâl, hazret-i Alîye ağır gelerek, halîfe Ömerden intikâm almak için Zülfikâr kılıncına sarılıp, onu aradı ise de, Ömer haber alıp, kaçarak canını zor kurtarmışdı. Bunu söylerken talebesinden biri söz isteyip, hazret-i Alî, bir tahta perde için, halîfeye karşı kılıncını çekip onu kaçırabiliyor da, Ebû Bekr halîfe seçilirken, kılıncını çekerek, Ona oy verenleri neden kaçırmadı? ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ttr_start"></div><div class="fsc_text"><p style="text-align: justify;">Bu hâl, hazret-i Alîye ağır gelerek, halîfe Ömerden intikâm almak için Zülfikâr kılıncına sarılıp, onu aradı ise de, Ömer haber alıp, kaçarak canını zor kurtarmışdı. Bunu söylerken talebesinden biri söz isteyip, hazret-i Alî, bir tahta perde için, halîfeye karşı kılıncını çekip onu kaçırabiliyor da, Ebû Bekr halîfe seçilirken, kılıncını çekerek, Ona oy verenleri neden kaçırmadı? O zemân da kılıncını çekip, üzerlerine yürüseydi, ümmet-i Muhammed, bu yüzden parçalanmaz, çokları yoldan çıkmakdan kurtulurdu, dedi. Hocası, bu söz üzerine şaşaladı, verecek cevâb bulamadı. Bağıra bağıra: Bu adam kâfir olmuş. Vurun, öldürün deyip adamcağızı câmi’den dışarı atdılar. Yehûdî kitâbı, hazret-i Alînin halîfe Ömer üzerine kılınc çekdiğini uydurduğu gibi, hazret-i Ömerin kılınc çekerek Eshâb-ı kirâmı zor ile hazret-i Ebû Bekri halîfe yapmaları için zorladığını da, sıkılmadan yazıyor.</p>
<p align="justify">Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimizin âhıreti şereflendirdikleri gün Eshâb-ı kirâm arasında olan olayları çok alçak ve çirkin iftirâlara bürüyerek anlatan yehûdî kitâbları, müslimân yavrularını aldatıyorlar. Bunun için, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimizin vefâtını ve o gün Eshâb-ı kirâmın başına gelenleri <strong>(Kısas-ı Enbiyâ)</strong>dan alarak geniş olarak aşağıda bildirmeği uygun gördük:</p>
<p align="justify">Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimizin, hicretin onbirinci yılı, Safer ayının yirmiyedinci günü, mubârek başı ağrımağa başladı. Zevce-i mükerremesi hazret-i Âişe “radıyallahü anhâ” hazretlerinin odasına teşrîf buyurdu. Abdürrahmân bin Ebî Bekri çağırıp, kendilerinden sonra, Ebû Bekr-i Sıddîkın halîfe seçilmesi için, vasıyyet yazdıracağını bildirip, hokka ve kalem getirmesini emr buyurdu. Abdürrahmân emrlerini yapmağa giderken <strong>(Sonra getirirsin, şimdi dursun!) </strong>buyurdu ve mescid-i şerîfe teşrîf eyledi. Eshâb-ı kirâm “aleyhimürrıdvân” haber alıp, mescide toplandılar. Fahr-i âlem “sallallahü aleyhi ve sellem” minbere çıkıp Eshâbına nasîhat verdi ve halâllaşdı. Sonra, Ebû Bekr-i Sıddîkın Eshâb arasındaki üstünlüğünü, kıymetini, kendisinden çok hoşnud olduğunu bildirdi. Birkaç gün sonra hastalık artdı. Ensâr-ı kirâm, ya’nî Medînenin yerli ehâlîsi çok üzüldü. Mescid-i şerîfin etrâfında pervâne gibi dolaşmağa başladılar. Hazret-i Abbâsın oğlu Fadl ile, Ebû Tâlibin oğlu olan hazret-i Alî bu hâli Resûlullaha haber verdi. Merhamet buyurarak, sıkıntıya katlanıp ve bu ikisi birer koltuğuna girip tekrâr mescid-i şerîfe getirdiler. Eshâb-ı kirâm mescidde toplandı. Hâtem-ül-enbiyâ hazretleri minbere çıkdı. Allahü teâlâya hamd ve senâ etdikden sonra, Ensâra dönüp,<strong>(Ey Eshâbım! Benim ölümümü düşünüp telâş ediyormuşsunuz.</strong></p>
</div><div class="ttr_end"></div>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
