<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hazreti fatıma &#8211; Tam İlmihal | Mektubat</title>
	<atom:link href="http://tamilmihal.de/konu/hazreti-fatima/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tamilmihal.de</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 23 Oct 2016 18:34:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Menâkıb-ı Çihâr Yâr-i Güzîn Sayfa 283</title>
		<link>http://tamilmihal.de/menakib-i-cihar-yar-i-guzin-sayfa-283/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Hilmi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Jun 2012 03:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Altıncı Bâb: Alî ibni Ebî Tâlib "radıyallahü teâlâ anh" menâkıbı hakkındadır]]></category>
		<category><![CDATA[aliyyül mürteda]]></category>
		<category><![CDATA[allahın arslanı]]></category>
		<category><![CDATA[dördüncü halife]]></category>
		<category><![CDATA[ebu talib]]></category>
		<category><![CDATA[esedillahi galib ali ibni ebi talib]]></category>
		<category><![CDATA[fütüvvet sofrası]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti alinin imanı]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti aliyi öven ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti fatıma]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci iman eden]]></category>
		<category><![CDATA[imamı ali]]></category>
		<category><![CDATA[kerremallahü vecheh]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://dinikitablar.com/menakib-i-cihar-yar-i-guzin-sayfa-283/</guid>

					<description><![CDATA[Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretlerine süâl etdiler ki, hazret-i Alî yemek yimez, hikmeti nedir. Buyurdular ki; (Hazret-i Alînin kuvvet-i kudsiyyesi vardır. Açlığı bilmez.) Umûmiyyetle gazâlarda nice günler yemek yimez ve gazâ ile meşgûl olurdu. Açlık hâtır-ı şerîflerine gelmezdi. Kuvvet-i kudsiyyesi ile içi temâmen dolu idi. Bir gazâ vâki’ olmamışdır ki, hazret-i Alî “radıyallahü ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ttr_start"></div><div class="fsc_text"><div class="ui-layout-center ui-layout-pane ui-layout-pane-center ui-layout-pane-hover ui-layout-pane-center-hover ui-layout-pane-open-hover ui-layout-pane-center-open-hover">
<div id="booktext" class="class3">
<p style="text-align: justify;">Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretlerine süâl etdiler ki, hazret-i Alî yemek yimez, hikmeti nedir. Buyurdular ki; (Hazret-i Alînin kuvvet-i kudsiyyesi vardır. Açlığı bilmez.) Umûmiyyetle gazâlarda nice günler yemek yimez ve gazâ ile meşgûl olurdu. Açlık hâtır-ı şerîflerine gelmezdi. Kuvvet-i kudsiyyesi ile içi temâmen dolu idi. Bir gazâ vâki’ olmamışdır ki, hazret-i Alî “radıyallahü teâlâ anh” onda mevcûd olmasın. Bir kal’ayı almakda zorlanılsa veyâ düşman galebe etse, Sultân-ı kâinât “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” sancağı hazret-i Alînin eline verip de buyururdu ki, (Yâ Alî! Bu feth senindir. Var feth eyle! Seni Allahü Sübhânehü ve teâlâ hazretlerine ısmarladım) diye gönderirdi. Feth ederdi.</p>
<p style="text-align: justify;" align="justify"><b>Altıncı Menâkıb: </b>Benî Necrân derler, hıristiyanlardan bir kabîle var idi. Kalabalık bir kabîle idi. Fahr-i âlem “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” bunlara her ne kadar nasîhatda bulundu ise de, kimse râzı olmayıp, ıslâh olmadılar. İnâd ve taşkınlıklarını artdırdılar. Bir vechle bunlar îmâna gelmediler. Bunlar hakkında ibtihâl (karşılıklı yemînleşme) âyet-i kerîmesi nâzil oldu. İbtihâl ile emr olundular. Sûre-i Âl-i imrânda, [61.ci âyet-i kerîmede] meâlen buyurulmuşdur: <b>(Seninle mücâdele edenlere</b>[hıristiyanlara] <b>de ki: Geliniz biz ve siz, oğullarımızı </b>[evlâdlarımızı]<b>, kadınlarımızı ve kendimizi çağıralım. Sonra ibtihâl edelim. </b>[Îsâ aleyhisselâm hakkında] <b>kim yalan söylüyor ise, Allahü teâlânın la’neti onun üzerine olsun diyelim!) (Tefsîr-i Meâlim)</b>de buyurmuş ki, (&#8230;&#8230;&#8230; ya’nî kim ki seninle, hazret-i Îsâ aleyhisselâm hakkında mücâdele etse, sana, hazret-i Îsâ aleyhisselâm, Allahü teâlânın kulu ve Resûlü olduğu hakkında ilm geldikden sonra, denildi ki, ebnâünâdan murâd Fâtıma “radıyallahü teâlâ anhâ” hazretleridir. Enfüsenâdan murâd, Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretlerinin kendileridir ve hazret-i Alî “kerremallahü vecheh”dir. Zîrâ, arablarda, kişinin, amca oğlu kişinin kendisinden sayılır.) Nitekim Allahü teâlâ hazretleri buyurur: (&#8230;&#8230;.. murâd ihvâneküm demekdir). Denildi ki, ibtihâl cümle ehli dîne umûmdur. İbni Abbâs “radıyallahü anhümâ” buyurdular ki, ya’nî düâda tadarru’ edelim. Ve Kelbî dedi ki, düâda ictihâd ve mübâlaga edelim. Kesâî ve Ebû Ubeyde dediler ki, (lâin) edişelim [birbirimize la’net edelim!].</p>
</div>
</div>
<div class="ui-layout-resizer ui-layout-resizer-west ui-layout-resizer-closed ui-layout-resizer-west-closed ui-draggable-disabled" style="text-align: justify;" title="Slide Open"></div>
</div><div class="ttr_end"></div>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
