<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>iblis melun &#8211; Tam İlmihal | Mektubat</title>
	<atom:link href="http://tamilmihal.de/konu/iblis-melun/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tamilmihal.de</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 24 Oct 2016 20:53:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Hak Sözün Vesîkaları Sayfa 328</title>
		<link>http://tamilmihal.de/hak-sozun-vesikalari-sayfa-328/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Hilmi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2004 04:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muhammed Ma’sûm-i Fârûkînin (Mektûbât)›ndan otuzüç adet mektûb tercemesi]]></category>
		<category><![CDATA[berehmen papazları]]></category>
		<category><![CDATA[cukiyye papaz]]></category>
		<category><![CDATA[Ebû Sa’îd Ebülhayr]]></category>
		<category><![CDATA[iblis melun]]></category>
		<category><![CDATA[ilmihal indir]]></category>
		<category><![CDATA[ilmihal oku]]></category>
		<category><![CDATA[ilmihal pdf]]></category>
		<category><![CDATA[Meârif-i ilâhî]]></category>
		<category><![CDATA[riyazet çekmek]]></category>
		<category><![CDATA[uluhiyyet]]></category>
		<category><![CDATA[uluhiyyet ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[uluhiyyet sıfatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://dinikitablar.com/?p=20838</guid>

					<description><![CDATA[BİRİNCİ CİLD 50. ci MEKTÛB Meârif-i ilâhî, ya’nî Allahü teâlâyı ve sıfatlarını tanımak, hârikalar göstermekden ve gizli şeyleri bulmakdan dahâ kıymetlidir. Ma’rifetler ile hârikalar arasındaki fark, hâlık ile mahlûk arasındaki fark gibidir. Sahîh olan ma’rifetler, îmânın kâmil olduğunu gösterir ve dahâ kemâl bulmasına sebeb olur. İnsanın hiçbir kemâli, hârikalara bağlı değildir. Ancak, kâmillerin ba’zısında hârika ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ttr_start"></div><div class="fsc_text"><h3 id="LinkTarget_1272" align="center"><strong>BİRİNCİ CİLD 50. ci MEKTÛB</strong></h3>
<p align="justify">Meârif-i ilâhî, ya’nî Allahü teâlâyı ve sıfatlarını tanımak, hârikalar göstermekden ve gizli şeyleri bulmakdan dahâ kıymetlidir. Ma’rifetler ile hârikalar arasındaki fark, hâlık ile mahlûk arasındaki fark gibidir. Sahîh olan ma’rifetler, îmânın kâmil olduğunu gösterir ve dahâ kemâl bulmasına sebeb olur. İnsanın hiçbir kemâli, hârikalara bağlı değildir. Ancak, kâmillerin ba’zısında hârika hâsıl olmakdadır. Evliyânın birbirlerinden üstünlükleri, ma’rifetleri ile ölçülür ve zât-i ilâhînin ve sıfât-ı ilâhînin sırlarını keşf etmeleri ile anlaşılır. Mahlûkların esrârını keşf etmekle ve kerâmet göstermekle anlaşılmaz. Hârikalar, meârif-i ilâhîden efdal olsaydı, Cûkiyye ve Berehmen denilen hind papazları, riyâzet çekerek, [nefslerini ezerek], hârikalar gösterdikleri için, hârika göstermekden kaçınan ve meârif derecelerinde çok yüksekde bulunan Evliyâdan üstün olurlardı. Hârika ve kerâmet, açlık, riyâzet çeken kâfirlerde de hâsıl olur. Allahü teâlânın sevmesini göstermez. Keşf ve kerâmetler sâhibi olmak istiyen kimse, mahlûkları istemekdedir. Allahü teâlânın rızâsını kazanmak arzûsunda değildir.</p>
<p style="text-align: center;" align="justify"><strong><i>İblîs mel’ûn olduğu hâlde,<br />
Hârika gösterir her yerde,<br />
Kapıdan da girer, damdan da,<br />
Oturur kalbde ve endâmda.</i></strong></p>
<p style="text-align: center;" align="justify"><strong><i>Hikâyelere hiç aldanma!<br />
Hârikalar bahsine dalma!<br />
Kerâmet, doğru ibâdetdir,<br />
Diğerleri, hep felâketdir.</i></strong></p>
<p align="justify">İnsânın kemâli, fânî olduğunu anlamasıdır. İslâmiyyetden maksad, insanın, hiç olduğunu anlamasıdır. Dâimî, sonsuz var olmak, <strong>(ülûhiyyet) </strong>sıfatlarındandır. Allahü teâlâya mahsûsdur. Hârika, kerâmet göstererek, meşhûr olmak, kibre sebeb olur. İslâmiyyetin fâidelerinden mahrûm kalır. Böyle kimse, ma’rifete kavuşamaz. Evliyânın büyüklerinden Ebû Sa’îd Ebülhayre sordular: Falan kimse, su üstünde yürüyor dediler. Bu iş kolaydır. Martı kuşları da, su üstünde yürüyor buyurdu. Filan kimse, havada uçuyor dediler. Kuş ve sinek de uçuyor buyurdu. Filan kimse, bir anda, bir şehrden bir şehre gidiyor dediler. Şeytân da, bir nefesde şarkdan garba gidiyor. Böyle şeylerin kıymeti yokdur. Merd odur ki, herkes gibi yaşar. Alış-veriş yapar. Evlenir.</p>
</div><div class="ttr_end"></div>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
