<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kimler ictihad edebilir &#8211; Tam İlmihal | Mektubat</title>
	<atom:link href="http://tamilmihal.de/konu/kimler-ictihad-edebilir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tamilmihal.de</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Sep 2016 17:38:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Eshâb-ı Kirâm Sayfa 69</title>
		<link>http://tamilmihal.de/eshab-i-kiram-sayfa-69/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Hilmi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2006 13:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[a) İctihâd]]></category>
		<category><![CDATA[I– Eshâb-ı kirâm]]></category>
		<category><![CDATA[eshabı kiram]]></category>
		<category><![CDATA[içdihad hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[ictihad etmek]]></category>
		<category><![CDATA[ictihad kısaca]]></category>
		<category><![CDATA[ictihad makamı]]></category>
		<category><![CDATA[ictihad ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[ictihada uymak]]></category>
		<category><![CDATA[kimler ictihad edebilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://dinikitablar.com/eshab-i-kiram-sayfa-69/</guid>

					<description><![CDATA[Buyurdu ki: (Bu ikisi, benim oğullarımdır ve kerîmemin oğullarıdır. Yâ Rabbî! Ben bunları seviyorum. Sen de sev ve bunları sevenleri de sev!). Enes “radıyallahü anh” diyor ki, Resûlullaha “sallallahü aleyhi ve sellem” Ehl-i beytin “radıyallahü teâlâ anhüm ecma’în” içinden en çok kimi seviyorsunuz? diye sordular. Buyurdu ki, (Hasen ile Hüseyni)“radıyallahü anhümâ”. Bir hadîs-i şerîfde buyurdu ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ttr_start"></div><div class="fsc_text"><p style="text-align: justify;">Buyurdu ki: <b>(Bu ikisi, benim oğullarımdır ve kerîmemin oğullarıdır. Yâ Rabbî! Ben bunları seviyorum. Sen de sev ve bunları sevenleri de sev!).</b></p>
<p style="text-align: justify;" align="justify"><b></b>Enes “radıyallahü anh” diyor ki, Resûlullaha “sallallahü aleyhi ve sellem” Ehl-i beytin “radıyallahü teâlâ anhüm ecma’în” içinden en çok kimi seviyorsunuz? diye sordular. Buyurdu ki, <b>(Hasen ile Hüseyni)</b>“radıyallahü anhümâ”.</p>
<p style="text-align: justify;" align="justify">Bir hadîs-i şerîfde buyurdu ki, <b>(Fâtıma </b>“radıyallahü anhâ” <b>benim bir cüz’ümdür. </b>[Ya’nî benden bir parçadır.] <b>Onu kızdıran, beni incitir.) </b>Ebû Hüreyre “radıyallahü anh” diyor ki: Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” imâm-ı Alîye “radıyallahü anh” karşı buyurdu ki, <b>(Fâtıma bana senden dahâ sevgilidir. Sen bana, ondan dahâ azîzsin! </b>[ya’nî kıymetlisin]<b>)</b>.</p>
<p style="text-align: justify;" align="justify">Hazret-i Âişeden nakl edildiğine göre, müslimânlar, Peygamberimize “sallallahü aleyhi ve sellem” hediyye takdîm etmek istediklerinde, ancak Âişe-i Sıddîkanın “radıyallahü anhâ” hucre-i ismetinde bulundukları zemân getirirlerdi ve bu vâlidemizin tavassut ve delâleti ile Peygamber efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” rızâsını kazanmağa çalışırlardı. Yine Âişe “radıyallahü anhâ” diyor ki: Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” Zevcât-ı tâhirâtı iki kısma ayrılmışdı. Bir kısmı ben ve Hafsa ve Safiyye ve Sevde, ikinci kısmı Ümm-i Seleme ve diğerleri idi “radıyallahü anhünne”. Bu ikinci kısmdakiler, kendi aralarında konuşup Eshâb-ı kirâmın, hediyyelerini, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” nerede ise, oraya getirmelerini, yalnız Âişe-i Sıddîkanın evine teşrîf edecekleri zemânı beklememelerini istirhâm etmek için, Ümm-i Selemeyi huzûr-i se’âdete gönderdiklerinde, <b>(Bana eziyyet vermeyiniz. Bana vahy ancak Âişenin </b>“radıyallahü anhâ” <b>elbisesi ile örtülü iken geliyor). </b>Ya’nî diğer Ezvâc-ı mütahherâtın yataklarında iken, bana vahy gelmedi. Yalnız Âişenin “radıyallahü anhünne” yatağında iken geldi, buyurdu. Bunu işitince, Ümm-i Seleme “radıyallahü anhâ”: Seni bundan sonra incitmemeğe andım olsun, tevbeler olsun yâ Resûlallah! dedi. Başka bir zemân, yine bunun için, Fâtımat-üzzehrâyı “radıyallahü anhâ” gönderdiklerinde, <b>(Ey kızım! Niçin benim sevdiğimi sevmezsin? Benim mahbûbem, senin dahî mahbûben değil midir?) </b>buyurduklarında, Fâtıma “radıyallahü anhâ”, evet dedi. <b>(Öyle ise, sen de onu sev!) </b>buyurdular.</p>
<p style="text-align: justify;" align="justify">Yine Âişe-i Sıddîka “radıyallahü anhâ” diyor ki: Peygamber efendimizden “sallallahü aleyhi ve sellem” ne zemân Hadîcenin “radıyallahü anhâ” ismini işitsem gayretime dokunurdu. Bununla berâber, Onu görmemişdim. Onu çok sevdikleri için, onun akrabâsına hediyye gönderirlerdi.</p>
</div><div class="ttr_end"></div>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
