<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kitabüşşeryi &#8211; Tam İlmihal | Mektubat</title>
	<atom:link href="http://tamilmihal.de/konu/kitabusseryi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tamilmihal.de</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 May 2019 12:12:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Hak Sözün Vesîkaları Sayfa 16</title>
		<link>http://tamilmihal.de/hak-sozun-vesikalari-sayfa-16/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Hilmi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Oct 2016 20:46:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[1.ci risâle Hucec-i Kat’iyye]]></category>
		<category><![CDATA[ali imran suresi]]></category>
		<category><![CDATA[beni haşim]]></category>
		<category><![CDATA[huneyn gazası]]></category>
		<category><![CDATA[kitabüşşeryi]]></category>
		<category><![CDATA[şii fırkası]]></category>
		<category><![CDATA[şüara suresi]]></category>
		<category><![CDATA[tevbe suresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://dinikitablar.com/?p=19816</guid>

					<description><![CDATA[Hastalık, münâfıklık hastalığıdır. Allahü teâlâ, bu üç kalbi de, Hac sûresinin ellibirinci âyetinde bildiriyor. Bu üçden, ikisi azâbdadır. Biri, kurtulucudur. Mü’minin kalbi selîmdir. Allahü teâlâ, kalb-i selîmi medh ve senâ buyuruyor. Şü’arâ sûresinin seksensekizinci âyetinde meâlen, (O gün, mal ve çocuklar fâide vermez. Yalnız, kalb-i selîm ile gelen fâidelenir) buyuruldu. Benî Anber kabîlesi kâfir idi. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ttr_start"></div><div class="fsc_text"><p style="text-align: justify;">Hastalık, münâfıklık hastalığıdır. Allahü teâlâ, bu üç kalbi de, Hac sûresinin ellibirinci âyetinde bildiriyor. Bu üçden, ikisi azâbdadır. Biri, kurtulucudur. Mü’minin kalbi selîmdir. Allahü teâlâ, kalb-i selîmi medh ve senâ buyuruyor. Şü’arâ sûresinin seksensekizinci âyetinde meâlen, <strong>(O gün, mal ve çocuklar fâide vermez. Yalnız, kalb-i selîm ile gelen fâidelenir) </strong>buyuruldu.</p>
<p align="justify">Benî Anber kabîlesi kâfir idi. Bunları, Eshâb-ı kirâm hazretlerinin sırasına koymak, akl ile de, ilm ile de pek yanlışdır.</p>
<p align="justify">Bedr gazâsına gelince, sizin de, bizim de, kitâblarımızda açıkça bildirildiği üzere, Enfâl sûresinin birinci âyetinde bildirildiği gibidir.</p>
<p align="justify">Huneyn gazvesindeki dağılmak da, kaçmak değildir. Bir tedbir, bir harb oyunu idi. Her savaşda, ilerleme olduğu gibi, ba’zan çekilme de olur. Bununla berâber, bu dağılanlar, Eshâb-ı kirâmın büyükleri değildi. Birkaç ay önce, Mekkenin fethinde, âzâd edilmiş olan esîrlerdi. Sonunun zafer olacağı belli idi. Hattâ bu çekilmenin zafere yol açdığı, Tevbe sûresinin yirmiyedinci âyetinin, <strong>(Sonra, Resûlüne ve mü’minlere sekîne indirdi) </strong>meâl-i şerîfi ile bildirilmekdedir. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” bunu bildiği için, o gün dağılanlara, sonra hiçbirşey söylemedi. Hiçbirine darılmadı. Bizim dil uzatmamız, doğru olur mu? Şî’î fırkasının âlimlerinden Ebülkâsım şî’înin<strong>(Kitâbüşşerâyı’) </strong>risâlesinde (Ölüm ve helâk tehlükesi olduğu zemân muhârebeden kaçmak câizdir) denildiğine göre, Huneyn gazâsında çekilen Eshâba “radıyallahü teâlâ anhüm ecma’în” dil uzatmamak lâzım gelmez mi?</p>
<p align="justify">Uhud gazâsındaki firâr ise, yasak edilmeden önce idi. Allahü teâlânın bunları afv buyurduğu, Âl-i İmrân sûresinin yüzellibeşinci âyetinde bildirilmekdedir.</p>
<p align="justify">Âl-i İmrân sûresinin yüzelliüçüncü âyet-i kerîmesinden önceki <strong>(Allahü teâlâ, sizi afv etdi) </strong>meâlindeki müjdenin, bu sonraki âyete bağlı bulunduğunu her tefsîr bildirmekdedir.</p>
<p align="justify">Tevbe sûresinin otuzdokuzuncu âyetinde meâlen, <strong>(Ey îmân edenler! Cihâda gidiniz denildiği zemân, size ne oldu?) </strong>buyuruldu. Bu meâl, Eshâb-ı kirâmı “radıyallahü teâlâ anhüm ecma’în” kötülemek, azarlamak değildir. Gevşek davrandıkları, kendilerine haber verilmekdedir. Hepsine bildirilmekdedir. Bunların arasından hazret-i Alînin “radıyallahü anh” ayırd edileceği bildirilmemişdir, dedim. Molla başı söz alıp:</p>
<p align="justify">3—<i>(Hilâfetinin kabûlünde anlaşmazlık olan kimsenin halîfe olması doğru olur mu? Benî Hâşim, Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden idi.</i></p>
</div><div class="ttr_end"></div>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
