<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>marifet nedir &#8211; Tam İlmihal | Mektubat</title>
	<atom:link href="http://tamilmihal.de/konu/marifet-nedir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tamilmihal.de</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 Nov 2016 23:07:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Hak Sözün Vesîkaları Sayfa 341</title>
		<link>http://tamilmihal.de/hak-sozun-vesikalari-sayfa-341/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Hilmi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Dec 2004 22:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muhammed Ma’sûm-i Fârûkînin (Mektûbât)›ndan otuzüç adet mektûb tercemesi]]></category>
		<category><![CDATA[cafer-i sadık]]></category>
		<category><![CDATA[fenni marifet]]></category>
		<category><![CDATA[ilmihal indir]]></category>
		<category><![CDATA[ilmihal oku]]></category>
		<category><![CDATA[ilmihal pdf]]></category>
		<category><![CDATA[imam-ı mecazi]]></category>
		<category><![CDATA[imamı cafer-i sadık]]></category>
		<category><![CDATA[iman-ı hakiki]]></category>
		<category><![CDATA[iman-ı mecazi]]></category>
		<category><![CDATA[marifet nedir]]></category>
		<category><![CDATA[nefis düşmandır]]></category>
		<category><![CDATA[nefis ile savaş vermek]]></category>
		<category><![CDATA[nefse uymak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://dinikitablar.com/?p=20864</guid>

					<description><![CDATA[İkinci süâlin cevâbına gelince, silsilelerin [yolların] hepsi, imâm-ı Ca’fer Sâdıkdan gelmekdedir “radıyallahü teâlâ anh”[1]. Bu imâm, iki yola bağlıdır. Birincisi, dedelerinin yolu olup, Alîden “radıyallahü teâlâ anh” gelmekdedir. İkincisi, anasından gelen, dedelerinin yolu olup, Sıddîk-ı ekberden “radıyallahü teâlâ anh” gelmekdedir. Bu iki zâhirî ve ma’nevî vilâdetden dolayı, bu büyük imâm, (Ebû Bekr beni iki kerre ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ttr_start"></div><div class="fsc_text"><p align="justify">İkinci süâlin cevâbına gelince, silsilelerin [yolların] hepsi, imâm-ı Ca’fer Sâdıkdan gelmekdedir “radıyallahü teâlâ anh”[1]. Bu imâm, iki yola bağlıdır. Birincisi, dedelerinin yolu olup, Alîden “radıyallahü teâlâ anh” gelmekdedir. İkincisi, anasından gelen, dedelerinin yolu olup, Sıddîk-ı ekberden “radıyallahü teâlâ anh” gelmekdedir. Bu iki zâhirî ve ma’nevî vilâdetden dolayı, bu büyük imâm, (Ebû Bekr beni iki kerre hâsıl eyledi) buyurdu. İmâmdaki bu iki yol, birbirinden ayrıdır. Ba’zı Evliyâya, İmâmdan, Sıddîk-ı ekberin yolu, diğer silsilelerin Evliyâsına, Alî kerremallahü vecheh yolu verildi.</p>
<p align="justify">[1] Ca’fer Sâdık, oniki imâmın altıncısıdır. Hazret-i Alînin torununun torunu, Mûsâ Kâzımın babasıdır. 148 [m. 765] de Medînede vefât etdi.</p>
<h3 id="LinkTarget_1286" align="center"><strong>İKİNCİ CİLD, 61. ci MEKTÛB</strong></h3>
<p align="justify">Bu dünyâya getirilmemizden maksad, Allahü teâlânın ma’rifetini elde etmekdir. Ma’rifet iki nev’dir. Birincisi, fen yolu ile, ya’nî nazar ve istidlâl [düşünmek] ile hâsıl olur. Bunu, islâm âlimleri bildirdi. İkincisi, keşf ve şühûd ile, [kalbde] hâsıl olur. Bu, tesavvuf erbâbından [Evliyâdan] gelir. Birincisi, ilm olup, akl vefikr ile hâsıl olur. İkincisi, hâl olup kendindedir. Birincisi, Ârifi yok etmez. İkincisi, yok eder. Çünki, bu ma’rifet, ma’rûfda yok olmakdır.</p>
<p style="text-align: center;" align="justify"><strong><i>Kurb, bilinen hareket değildir,<br />
Kurb-ı Hak, varlıkdan kurtulmakdır!</i></strong></p>
<p align="justify">Birincisi, ilm-i husûlîdir. Etrâflı anlamakdır. İkincisi, idrâki basît olup, etrâfı yokdur. Çünki, burada hâzır olan Hakdır. İnsân, fânî [yok] olmuşdur. Birincide nefs, inkâr etmekdedir. Çünki nefs ve kötü sıfatları mevcûddur. Onun inâdı ve arzûları yok olmamışdır. Taşkınlıkdan ve azgınlıkdan kurtulamamışdır. Îmân varsa, görünüşdedir. Ameller, ibâdetler şekldedir. Nefs, küfründe devâm etmekde, Mevlâsına [Sâhibine] düşmanlıkdadır. Hadîs-i kudsîde, <strong>(Nefsini, düşmanın bil! Çünki o, bana düşmandır) </strong>buyuruldu. Bu ma’rifete <strong>(Îmân-ı mecâzî) </strong>denildi. Bu îmân yok olabilir. İkinci ma’rifetde, insan yok olduğu için, nefs îmâna gelmişdir. Bu ma’rifet [îmân] yok olmaz. Buna <strong>(Îmân-ı hakîkî) </strong>denir. Ameller de, hakîkî olur. Hadîs-i şerîfde, <strong>(Yâ Rabbî! Senden, sonu küfr olmıyan îmân istiyorum) </strong>buyuruldu. Nisâ sûresinin 136. cı <strong>(Ey îmân edenler! Allaha ve Resûlüne îmân ediniz!) </strong>âyetinde,</p>
</div><div class="ttr_end"></div>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
