<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ölüm bahsi &#8211; Tam İlmihal | Mektubat</title>
	<atom:link href="http://tamilmihal.de/konu/olum-bahsi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tamilmihal.de</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 13 Sep 2016 13:19:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>İslâm Ahlâkı Sayfa 342</title>
		<link>http://tamilmihal.de/islam-ahlaki-sayfa-342/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Hilmi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Jul 2005 13:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[II. Cennet Yolu İlmihâli]]></category>
		<category><![CDATA[İslâm Ahlâkı]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüm hâllerine dâir]]></category>
		<category><![CDATA[mızraklı ilmihal ölüm bahsi]]></category>
		<category><![CDATA[öldükten sonra neler olur]]></category>
		<category><![CDATA[öldükten sonra ruhun yaşadıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm bahsi]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm hali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://dinikitablar.com/islam-ahlaki-sayfa-342/</guid>

					<description><![CDATA[Azrâîl “aleyhisselâm” süâl ede ki, dünyâyı nice gördün? Deye ki, dünyânın mekrine aldandım da, bu hâle geldim. Ve Hallâk-ı cihân, dünyâyı bir kadın şekline koya, gözleri gök ve dişleri öküz boynuzu gibi, bir kabîh kokuyla gelip, göğsünün üzerine otura. Sonra, o kişinin malını karşısına getirirler. Kahr ile, harâm ve halâl demeyip kazandığı malı, gözünün önünde ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ttr_start"></div><div class="fsc_text"><p style="text-align: justify;" align="justify">Azrâîl “aleyhisselâm” süâl ede ki, dünyâyı nice gördün? Deye ki, dünyânın mekrine aldandım da, bu hâle geldim.</p>
<p align="justify">Ve Hallâk-ı cihân, dünyâyı bir kadın şekline koya, gözleri gök ve dişleri öküz boynuzu gibi, bir kabîh kokuyla gelip, göğsünün üzerine otura.</p>
<p align="justify">Sonra, o kişinin malını karşısına getirirler. Kahr ile, harâm ve halâl demeyip kazandığı malı, gözünün önünde vârislerine verirler.</p>
<p align="justify">Ve ondan sonra o mal kendi sâhibine, <b>(Ey âsî! Beni kazandın, nâhak yere harcadın, sadaka, zekât vermedin. Şimdi ise, senden çıkdım, senin istemediğin kimselerin eline girdim, senden minnetsiz aldılar) </b>der.</p>
<p align="justify">Bu hâl içindeyken, susayarak ve yüreği yanıp tutuşarak, dört yanına bakar.</p>
<p align="justify">Sonra, bu hâldeyken, şeytân fırsat bulup, îmânını almak için, başının ucuna gelir. O merdûd elinde bir kadeh tutar. İçinde, buzlu su, hastanın başının ucunda o kadehi çalkalar. Onu görür ve işitir. O mahalde ve o ânda, fakîr ve zenginin hâli belli olur.</p>
<p align="justify">Eğer se’âdetsiz ise, getir şu sudan içeyim der. O mel’ûnun canına minnet olur. Der ki, -hâşâ- âlemlerin yaratıcısı yokdur, de! Eğer şakî ise, dediği gibi söyler ve -el-ıyâz-ü billah- îmânı gider. Lâkin, her şeyde, yine hikmet Hüdânındır ki, o hâlde olan hastanın yanında su bulundurmak gerek. Ve sıkça ağzı açıp, su vermek lâzımdır.</p>
<p align="justify">Eğer, hidâyet erişir ise, şeytâna la’net edip red eder.</p>
<p align="justify">Va’desi temâm oldukda -Eğer mü’min ise- emr olunur. Azrâîl “aleyhisselâm” canını alır. Üçyüzaltmış melek, o canı Azrâîl “aleyhisselâm”ın elinden alıp, cümle yârânı ve dostları sûretine girip, Cennet hullelerini giydirip, rûhunu Cennet serâyına ileteler ve yine -derhal- meyyitin yanına getireler.</p>
<p align="justify">Ve eğer, îmânsız gitdiyse, üçyüzaltmış siccîn melekleri, Cehennemden, katrandan dahâ kara zakkum yaprağı getirip, o îmânsız çıkan rûhunu, ona sarıp, derhal Cehenneme iletip ve yerini gösterip, yine yanına getirirler.</p>
<p align="justify">Ve dahî, bir kişi bâliğ olup, dünyâda ne kadar yaşarsa ve isyânda bulunup, tevbesiz giderse -neûzü billah- bu ukûbetleri görür ve kıyâmetde rüsvâ olur ve onun gideceği yer dahî, Cehennemdir. Meğer Allahü teâlâdan hidâyet erişe yâhud şefâ’at-i Muhammedî “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” yetişe.</p>
</div><div class="ttr_end"></div>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
