<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>siyonizm &#8211; Tam İlmihal | Mektubat</title>
	<atom:link href="http://tamilmihal.de/konu/siyonizm/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tamilmihal.de</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 24 Oct 2016 20:51:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Hak Sözün Vesîkaları Sayfa 213</title>
		<link>http://tamilmihal.de/hak-sozun-vesikalari-sayfa-213/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Hilmi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2004 22:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[5.ci risâle Îmân ile ölmek için kardeşim, Ehl-i beytle Eshâbı sevmelisin]]></category>
		<category><![CDATA[deve vakası]]></category>
		<category><![CDATA[eshabın mezhebi]]></category>
		<category><![CDATA[fitne çıkaran]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti muaviye]]></category>
		<category><![CDATA[ilmihal indir]]></category>
		<category><![CDATA[ilmihal oku]]></category>
		<category><![CDATA[ilmihal pdf]]></category>
		<category><![CDATA[nehcülbelaga]]></category>
		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[sıffin vakası]]></category>
		<category><![CDATA[tezkire-i kurtubi muhtasarı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://dinikitablar.com/?p=20385</guid>

					<description><![CDATA[Sulh ve fitneyi önlemek istediklerini, bunun için de, önce kâtillerin yakalanması lâzım geldiğini söylediler. Halîfe, bu isteklerini uygun buldu. Her iki tarafdaki müslimânlar sevindiler. Üç gün sonra birleşmek için anlaşdılar. Buluşma sâati yaklaşınca, kâtiller haber aldı. Şaşkına döndüler. Başkanları olan Abdüllah bin Sebe’ yehûdîsinin etrâfında toplandılar. Bunun çâresini sordular. Son çâremiz bu gece halîfenin askerlerine ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ttr_start"></div><div class="fsc_text"><p style="text-align: justify;">Sulh ve fitneyi önlemek istediklerini, bunun için de, önce kâtillerin yakalanması lâzım geldiğini söylediler. Halîfe, bu isteklerini uygun buldu. Her iki tarafdaki müslimânlar sevindiler. Üç gün sonra birleşmek için anlaşdılar. Buluşma sâati yaklaşınca, kâtiller haber aldı. Şaşkına döndüler. Başkanları olan Abdüllah bin Sebe’ yehûdîsinin etrâfında toplandılar. Bunun çâresini sordular. Son çâremiz bu gece halîfenin askerlerine hücûm ediniz ve hemen halîfeye gidip, (Âişenin yanındakiler sözlerinde durmadı. Baskına uğradık) deyiniz. Bir süvârî birliği ile de, karşı tarafa saldırdılar. Birkaç gün evvel gönderdikleri ajanlar da, karşı tarafdan imiş gibi, (Halîfe sözünde durmadı. Baskına uğradık) diye bağırdılar. Böylece harb başladı. Deve vak’ası böyle patlak verdi. Kurtubî ve başka Ehl-i sünnet târîhleri işin doğrusunu böyle yazmakdadır. Eshâb-ı kirâma düşman olanlar, kâtilleri savunmak için, başka dürlü yazıyorlar. Bu yalanlara inanmamalıdır.</p>
<p align="justify">Şâm vâlîsi olan Mu’âviye “radıyallahü teâlâ anh” da, kâtilleri yakalamayı ve kısâs yapmayı istemişdi. Halîfe, ortalık karışık olduğundan ve Deve vak’asıyle uğraşdığından, bunun dileğini kabûl etmedi. Bu da, halîfeyi kabûl etmedi. Şî’îlerin<strong>(Nehcülbelâga)<span class="Apple-converted-space"> </span></strong>kitâbında da yazdığı gibi, halîfe, (Din kardeşlerimiz ile harb edeceğiz. Onlar doğru yoldan ayrıldı) buyurdu. Görülüyor ki, Deve ve Sıffîn muhârebelerini yapanlar, hiçbir zemân hazret-i Alîyi “kerremallahü vecheh” incitmeği düşünmemişdir. Her iki tarafda bulunanlar da, yalnız Allahü teâlânın emrine uymayı ve fitneyi önlemeyi düşünmüşlerdir. Fekat siyonizm, yehûdî parmağı, her iki tarafı da kana boyamışdır.</p>
<p align="justify"><strong>(Tezkire-i Kurtubî Muhtasarı)<span class="Apple-converted-space"> </span></strong>yüzyirmiüçüncü sahîfesinde diyor ki: Müslimin bildirdiği hadîs-i şerîfde,<span class="Apple-converted-space"> </span><strong>(Müslimânlar birbirleri ile harb ederse, ölen de, öldüren de Cehennemdedir)<span class="Apple-converted-space"> </span></strong>buyuruldu. Âlimler buyuruyor ki, bu hadîs-i şerîf, dünyâ kazancı için döğüşenleri bildiriyor. Din için, kötülüğü kaldırmak için, meselâ bâgî, âsî olanlarla döğüşmeği bildirmiyor. Başka bir hadîs-i şerîfde,<span class="Apple-converted-space"> </span><strong>(Dünyâlık için döğüşürseniz, öldüren de, öldürülen de Cehennemdedir)<span class="Apple-converted-space"> </span></strong>buyuruldu. Hazret-i Alî ile hazret-i Mu’âviye “radıyallahü teâlâ anhümâ” arasındaki harb böyle değildir. Dünyâ için değildi; Allahın emrinin yerine gelmesi için idi. Müslimdeki bir hadîs-i şerîfde,<strong>(Eshâbım arasında fitne olacakdır. O fitnelere karışanları, Allahü teâlâ, benimle olan sohbetleri hurmetine afv ve mağfîret edecek. Sonra gelenler, bu fitnelere karışan Eshâbıma dil uzatarak Cehenneme gideceklerdir)<span class="Apple-converted-space"> </span></strong>buyuruldu. Birbirleri ile harb eden Eshâbın hepsinin afv edileceklerini, bu hadîs-i şerîf göstermekdedir.</p>
</div><div class="ttr_end"></div>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
