<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tevbe-i nasuh &#8211; Tam İlmihal | Mektubat</title>
	<atom:link href="http://tamilmihal.de/konu/tevbe-i-nasuh/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tamilmihal.de</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 24 Oct 2016 20:54:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Hak Sözün Vesîkaları Sayfa 365</title>
		<link>http://tamilmihal.de/hak-sozun-vesikalari-sayfa-365/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Hilmi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Oct 2016 20:54:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[8.ci risâle Eyyühel-veled Tercemesi]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret için çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[dünya için çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[farzı ayn]]></category>
		<category><![CDATA[farzı kifaye]]></category>
		<category><![CDATA[hatim-i esam]]></category>
		<category><![CDATA[ilmihal indir]]></category>
		<category><![CDATA[ilmihal oku]]></category>
		<category><![CDATA[ilmihal pdf]]></category>
		<category><![CDATA[nahus tevbesi]]></category>
		<category><![CDATA[nasuh tövbesi ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[şakik-i belhi]]></category>
		<category><![CDATA[şibli hazretleri]]></category>
		<category><![CDATA[tevbe-i nasuh]]></category>
		<category><![CDATA[tevbe-i nasuh ne demek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://dinikitablar.com/?p=20915</guid>

					<description><![CDATA[Bundan sonra, tevbe-i nasûh, ya’nî dahâ işlememek üzere, günâhlara tevbe etmek, üçüncüsü, herkes ile halâllaşmak, üzerinde hiçbir mahlûkun hakkı kalmamak, dördüncüsü, Allahü teâlânın emrlerini yapacak kadar, islâmiyyeti öğrenmekdir. İslâmiyyeti bundan fazla öğrenmek, herkese vâcib değildir. Diğer ilmleri lüzûmu kadar okumalıdır. Bu lüzûm, herkesin san’atına, mesleğine, ihtisâsına göre değişir. Bunu, bir hikâye ile dahâ iyi anlayabilirsin. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ttr_start"></div><div class="fsc_text"><p style="text-align: justify;">Bundan sonra, tevbe-i nasûh, ya’nî dahâ işlememek üzere, günâhlara tevbe etmek, üçüncüsü, herkes ile halâllaşmak, üzerinde hiçbir mahlûkun hakkı kalmamak, dördüncüsü, Allahü teâlânın emrlerini yapacak kadar, islâmiyyeti öğrenmekdir. İslâmiyyeti bundan fazla öğrenmek, herkese vâcib değildir. Diğer ilmleri lüzûmu kadar okumalıdır. Bu lüzûm, herkesin san’atına, mesleğine, ihtisâsına göre değişir. Bunu, bir hikâye ile dahâ iyi anlayabilirsin.</p>
<p align="justify"><strong>Hikâye: </strong>Şiblî hazretleri “rahmetullahi aleyh” [247-334 Bağdâdda] diyor ki, dörtyüz hocadan ders okudum. Bunlardan dörtbin hadîs-i şerîf öğrendim. Bütün bu hadîslerden bir dânesini seçip kendimi ona uydurdum, diğerlerini bırakdım. Çünki, kurtuluşu ve se’âdet-i ebediyyeye kavuşmağı bunda buldum ve bütün nasîhatleri hep bunun içinde gördüm. Seçdiğim hadîs-i şerîf şudur: Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” bir Sahâbîye buyuruyor ki: <strong>(Dünyâ için, dünyâda kalacağın kadar çalış! Âhıret için, orada sonsuz kalacağına göre çalış! Allahü teâlâya, muhtâc olduğun kadar itâ’at et! Cehenneme dayanabileceğin kadar günâh işle!).</strong></p>
<p align="justify"><strong></strong>23 — Bu hadîs-i şerîf gösteriyor ki, sana lüzûmundan dahâ çok ilm lâzım değildir. Çünki, ilmi çok öğrenmek farz-ı kifâyedir. Farz-ı ayn değildir. Bu işi, başkaları yaparak senin yükünü almışlardır. Aşağıdaki hikâyeyi okursan, bunu iyi anlarsın:</p>
<p align="justify"><strong>Hikâye: </strong>Hâtim-i Esam [Belhde tevellüd, 237 [m. 852] de Tirmüzde vefât etdi] Şakîk-i Belhînin [174 de vefât etdi] talebesinden idi. Birgün Şakîk-i Belhî kendisine sordu: Ne kadar zemândır buraya geliyor, beni dinliyorsun? Otuzüç sene. Bu kadar zemân içinde benden ne öğrendin, neler istifâde etdin? Sekiz şey istifâde etdim, dedi. Şakîk, bunu duyunca yazıklar olsun sana ey Hâtim! Bütün zemânımı sana harcadım, senin ise, sekiz şeyden fazla istifâden olmamış, diye çok üzüldü. Hâtim dedi ki: Ey hocam, doğrusunu istiyorsan, böyledir. Bundan fazlasını da zâten istemem. Bana bu kadar yetişir. Çünki, iyi biliyorum ki, dünyâda, âhıretde felâketlerden kurtulup se’âdet-i ebediyyeye kavuşmak, bu sekiz bilgi ile olacakdır, dedi. Hocası, söyle! Bunları ben de anlıyayım! dedi.</p>
<p align="justify">Hâtim dedi ki: Birincisi, insanlara bakdım, herkes, bir şeyi seçmiş gördüm ve bu sevgililerin çoğu, onlara ölüm yatağına kadar, ba’zıları öldüğü vakte kadar, ba’zıları da, mezâra girinceye kadar, arkadaşlık ediyor ve sonra onları yalnız ve zevallı olarak bırakıp ayrılıyorlar, gördüm. Onunla berâber kimse mezâra girmiyor, derd ortağı olmuyor.</p>
</div><div class="ttr_end"></div>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
