129

Üçüncü senede (Uhud gazâsı) oldu. Kâfirler üç bin, müslimânlar 700 kişi idi. 75 Sahâbî şehîd oldu. Bu senede, kadınların örtünmelerini emr eden âyetler nâzil oldu. Dördüncü senede (Hendek gazâsı), beşinci senede (Benî Mustalak gazâsı) oldu. Altıncı senede Hudeybiyede (Bî’at-ür-rıdvân) anlaşması oldu. Yedinci senede(Hayber gazâsı) oldu ve Bizans hükümdârı Kaysere ve Îrân şâhı Kisrâya islâma da’vet mektûbları gönderildi. Sekizinci senede Herakliyüsün rum ordusu ile (Mûte gazvesi)oldu ve (Mekke feth) edildi ve (Huneyn gazâsı) oldu. Dokuzuncu senede, (Tebük gazâsı)na gidildi. Onuncu senede (Vedâ’ haccı) yapıldı. Onbirinci senesinde, onüç gün hummâ hastalığı olup, Rebî’ul-evvelin onikinci pazartesi günü, mescidine bitişik odasında, 63 yaşında vefât etdi.

Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” dâimâ güler yüzlü, tatlı sözlü idi. Mübârek yüzünde nûr parlardı. Görenler, âşık olurdu. Hilmi, sabrı, güzel ahlâkı, binlerce kitâbda yazılıdır. Hadîceden “radıyallahü anhâ” iki erkek, dört kız evlâdı oldu. Mısrlı Mâriyeden de bir oğlu oldu. Fâtımadan mâadâsı kendisi hayâtda iken vefât etdiler. (Kâmûs-ul-a’lâm)ın yazısı burada temâm oldu.

64.cü sahîfe, 15.ci maddenin dipnotu:

Büyük âlim, seyyid Abdülhakîm Arvâsî “rahmetullahi aleyh” İstanbulda yazmış olduğu(Eshâb-ı kirâm) risâlesinde diyor ki, (Resûlullahın mübârek kızı hazret-i Fâtıma ile kıyâmete kadar, çocukları, Ehl-i beytdirler. Bunları, âsî olsalar da sevmek lâzımdır. Bunları sevmek, kalb ile, beden ile ve mal ile yardım, hurmet ve haklarına ri’âyet etmek, îmân ile ölmeğe sebeb olur. Sûriyenin Hamâ şehrinde, seyyidler için mahkeme vardı. Mısrdaki Abbâsî halîfeleri zemânında, Hasenin “radıyallahü teâlâ anh” evlâdlarına (Şerîf) ismi verilerek beyâz sarık sarmaları, Hüseynin “radıyallahü teâlâ anh” evlâdına (Seyyid) ismi verilerek, yeşil sarık sarmaları tensîb edildi. Bu mübârek sülâleden doğan mübârek çocuklar, iki şâhid ile, hâkim huzûrunda tescîl edilirdi. Sultân Abdülmecîd Hân “rahmetullahi teâlâ aleyh” zemânında mason Reşîd Pâşa, ingilizlerin emri ile, bu mahkemeleri kaldırdı. Soysuz ve mezhebsiz olanlara da seyyid denildi. Uydurma acem seyyidleri her tarafa yayıldı. (Fetâvâ-i-hadîsiyye)de diyor ki, (İslâmiyyetin ilk zemânlarında, Ehl-i beytden olanların hepsine şerîf denilirdi. Meselâ, şerîf-i Abbâsî, şerîf-i Zeynelî denirdi. Fâtımî sultânları şî’î idi. Yalnız Hasen ve Hüseyn evlâdına şerîf dediler. Mısrdaki Türkmen sultânlarından Eşref Şa’bân bin Hüseyn 773 [m. 1371] senesinde, seyyidlerin şerîflerden ayrılmaları için, yeşil sarık sarmalarını emr eyledi. Bu âdetler her yere yayıldı ise de, şer’î bir değeri yokdur.) (Mir’ât-i kâinât)da ve (Mevâhib-i ledünniyye)nin türkçe tercemesinde ve Zerkânî şerhinde, yedinci maksadın üçüncü faslında, bu husûsda tafsîlât vardır.)

Sesli Okuma
DEVAMBİTİR
(1/5) Okuma ayarları →

(2/5) Kitap ve sayfa numarası seçimi

(3/5) Bölümler arasında dinamik geçiş

(4/5) Önceki veya sonraki bölüm ve sayfalar
(5/5) Sesli okuma ve yazı takibi
15 saniye geri alabilme.