384

peygamberliği bildirilmeden evvel vefât etmiş idi. Mubârek rûhu göründü. İşte bu hâyat, hayât-i rûhânîdir.

Bu dünyâ hayâtından sonra üçüncü bir hayât dahâ vardır. Birinci hayât, ya’nî dirilmek, Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselâmın belinden çıkarıp şehâdet etdirdiği ve (Ben sizin rabbiniz değil miyim?) buyurduğu vakt, (Evet, biz kabûl etdik. Sen bizim rabbimizsin. Yâ Rabbî) dedikleri zemândır. Dünyâ hayâtına i’tibâr olunmaz. Zîrâ bu hayât, insanın ni’metlenmesine vâsıta olup, geçici ve gidicidir.

Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” (İnsanlar uykudadırlar, öldükleri vakt uyanırlar) buyurdu.

Bu hadîs-i şerîf üçüncü hayâtı, ya’nî kabr hayâtını bildiriyor.

Kabr hayâtındaki hâller, mevtâların hakîkatleri, sıfatları zâhir olduğu vaktdeki hâllerdir. Mevtânın ba’zısı yerinde kalır. Ba’zısı dolaşır. Ba’zısı döğülür. Ba’zısına da şiddetli azâb edilir. Bunun doğruluğuna delîl, Mü’min sûresinin, (Nâr, füccar üzerine sabâh akşam arz olunur. Kıyâmet gününde de, Cehennemde vazîfeli olan meleklere, Fir’avna tâbi’ olanları azâbın en şiddetli mahalline atın) meâlindeki kırkaltıncı âyet-i kerîmesidir.

ALTINCI FASL

Allahü teâlâ, Sûr üfürüldükden sonra, kıyâmetin kopmasını murâd buyurduğu vakt, dağlar uçar, bulutlar gibi yürümeğe başlar. Denizlerin ba’zısı ba’zısına taşar. Güneşin nûru giderek simsiyâh olur. Dağlar toz hâline gelir. Âlemler birbirine girer. Yıldızlar, dizili incinin kopup dağıldığı gibi olur. Gökler gülyağı gibi erir ve değirmen döner gibi deverân eder ki, şiddetli bir şeklde hareket eder. Ba’zı kerre toplanır, ba’zı kerre de dümdüz olur. Allahü teâlâ, göklerin parça parça olmasını emr eder. Yedi kat yerde ve yedi kat gökde ve kürsîde diri olarak kimse kalmaz. Her canlı vefât etmiş olur ve eğer rûhânî ise, rûhu gitmiş olur. Her dürlü varlık ölür. Yerde taş taş üstünde kalmaz. Göklerde hiç canlı kalmaz.

Allahü teâlâ ilâhlık makâmında tecellî buyurup, yedi kat gökleri sağ kudreti dâhiline ve yedi kat yeri sol kudreti dâhiline alıp der ki: (Ey alçak dünyâ! Senin içinde rablık da’vâsı edenler ve ahmakların rab tanıdıkları âcizler nerededir ve senin güzel ve latîf görünerek aldatdığın ve âhıreti unutdurduğun kimseler nerededir?) Bundan sonra kahr, yok edici kuvveti ve hikmeti ile iftihâr eder. Sonra, Mü’min sûresinde bildirildiği gibi, meâlen, (Mülk kimindir) der. Hiç kimse cevâb vermez. Kahhâr olan Allahü teâlâ kendi kendine meâlen, (Vâhid ve kahhâr olan cenâb-ı Allahındır) buyurur.

Sesli Okuma
DEVAMBİTİR
(1/5) Okuma ayarları →

(2/5) Kitap ve sayfa numarası seçimi

(3/5) Bölümler arasında dinamik geçiş

(4/5) Önceki veya sonraki bölüm ve sayfalar
(5/5) Sesli okuma ve yazı takibi
15 saniye geri alabilme.